Kolonizasyon Kanunları - Sadi SOMUNCUOĞLU
Didim'de İngilizlerin sitelerine Türkler sokulmuyormuş. Bunlar daha iyi günlerimiz. AB'ye uyum aldatmacasıyla hazırlanan tasarılar yasalaşsın, asıl o zaman öz yurdumuzda nasıl "zenci" olacağız, göreceğiz. Dış borç artıyor; stratejik konumuna bakmadan, dost-düşman demeden, neyimiz varsa "babalar gibi" satılıyor, kapılar yabancı sermayeye limitsiz açılıyor. Milli çıkarlarımız ve AB hukukuna aykırı olarak yabancıların toprak/mülk almasına izin veriliyor. Yine AB perdesiyle, Sevr'in ilk maddelerinden, "Hıristiyan azınlıklara gerçek korunma sağlanması" şartı, adım adım ve fazlasıyla hayata geçiriliyor. Kiliseler vergilerimizle onarılıp, Hıristiyanların bulunmadığı en kritik yerlerde "inanç turizmi" diye yeni kiliseler ayine açılıyor. Apartman kiliseler legalleştirilip, misyonerlik serbest bırakılıyor. Azınlık vakıfları sınırsız mülk edindiği gibi, Osmanlı'dan beri hazineye geçmiş sayısız taşınmaz bunlara veriliyor. Fener Patrikhanesi "Sen Sinod"una Lozan'a aykırı olarak yabancı papazların seçilmesine, Başbakan Erdoğan'ın ifadesiyle, "göz yumuluyor".new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscoupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
BİZ GİDEMİYORUZ, ONLAR GELİYOR
Ama ondan önce sessiz-sedasız yürütülen, Dışişleri Bakanı Gül'ün, "büyük reform" diye takdim ettiği 9. AB uyum paketindeki iki yasa tasarısına dikkat çekmek istiyoruz.
İlki yabancıların çalışma izinleriyle ilgili. Atatürk döneminde, 1932'de çıkarılan bir kanunla, yabancıların ülkemizde hangi işlerde çalışıp, çalışamayacağı belirlenmiş, mesela "İl veya ilçe merkezleri dışında yabancıların dükkan açmaları" yasaklanmıştı. AKP iktidarı 2003'de, ilk adım olarak önce bu yasayı kaldırdı. Şimdi ise, yabancıların "istisnai hal" adı altında, ilgili bakanlık ve kuruluşlardan görüş alınmaksızın, savunma sanayi, petrol alanları dahil, neredeyse her yerde işveren, yönetici, mühendis, mimar ve işçi olarak çalışmalarına izin veriliyor.
Yasa tasarısının gerekçesinde, "uluslararası yükümlülüklerimizi karşılamak amacıyla" deniliyor. Acaba hangi uluslararası yükümlülükler? Serbest dolaşım hakkımızı 1986'da gasp eden AB, 17 Aralık'ta da, üye olsak dahi serbest dolaşımdan yararlandırmamayı kararlaştırdı. İş adamlarımız bile "vizeyi" zor alıyor, ama bizimkiler hala "uluslararası yükümlülükten" bahsediyor. Garabete bakın, AB'de Türk emek ve hizmetinin dolaşımı yasak, Türkiye'de ise AB'lilere ardına kadar serbest.
TÜRK KILÇIĞI
Aynı yasa tasarısıyla, adeta fırsattan istifade, "yabancı" tarifinde de ince bir ayar yapılıyor. Yürürlükteki Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre, "Türk vatandaşı sayılmayana yabancı" denilirken, tasarıda, "Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olmayan kişi" deniliyor. Evet anlam değişmiyor ama, "Türk" yerine, "Türkiye vatandaşlığı" yazılarak, inatla üst kimliğin değiştirilmesi yolunda bir adım daha atılıyor.
OKULLARI DA TAMAM
9. paketteki bir diğer tasarıyla da, yabancıların istedikleri yerde, istedikleri gibi okul ve öğretim kurumları açmalarına izin veriliyor, sermaye şartı aranmasından vazgeçiliyor. Bunlar Doğrudan Yabancı Yatırım kapsamında görüldüğünden, muhtemel ki vergi muafiyetinden de yararlanacaklar. İlave olarak, su, elektrik, doğal gaz ücretlerinde resmi okullarımızla aynı tarifenin uygulanması öngörülüyor. Yani "laik" Türkiye'de kiliselerden sonra, yabancı okulları da vergilerimizle beslememiz isteniyor. Mevcut yasaya göre, yabancı okulların "herhangi bir suretle mülk edinmesi veya kiralaması" yasak. Yeni tasarıda ise okul dışı amaçlarla mülk-arazi edinmelerine, muğlak ifadelerle de olsa cevaz veriliyor. Yine mevcut uygulamada, yabancı okullar kapandığında mülkleri sadece Milli Eğitim Bakanlığı'na devredilirken, bundan sonra vakıflara da devredilebilecek.
Bitmedi. Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aykırı olarak, müfredat programları Milli Eğitim Bakanlığı'nın onayına sunulmayacağı gibi, farklı program uygulama imkanı da getiriliyor. Yabancı öğrenci sayısının oranı da yüzde 20'den, 30'a çıkarılıyor. Üstelik bu belirlemede Bakanlık devreden çıkarılıyor. İşte size ülkemizde yabancı sayısını arttıracak yeni bir kaynak daha.
Ve Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünde başrolü oynayan "misyoner okullarının" geri dönüşü!..
Hasılı; evleri, arazileri, kiliseleri, rahipleri, bankaları, gazete ve tv'lerinden sonra işyerleri, işçileri ve okulları da geliyor. Bir de kendi güvenlik güçlerini de kurdular mı, işlem tamamdır!
İyi de, bunun emperyalizm sözlüğündeki tam adı, "Kolonizasyon-Sömürgecilik" değil miydi?
Borçlarını ödeyemeyince Haçlılar bazı illerin tapusunu isteyip, buralarda "koloniler" kurmaya yeltenmiş de, Osmanlı İmparatorluğu çöküş döneminde bile "hayır" demişti.
Peki TBMM, dış borçlar, reform, dönüşüm ve özgürleştirme oyunuyla sessiz sedasız yürütülen bu "Kolonileştirme" yasalarına ne zaman "yeter" diyecek?