Siyaset7 Haziran 2006 00:00

Çankaya'ya bir mason seçtirme operasyonu! - Arslan Bulut

Bütün olaylar, Türkiye'deki gerginliğin Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki 30 Ağustos terfileri ve 7 Mayıs 2007'deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden kaynaklandığını gösteriyor. Türban meselesi ve laiklik tartışmaları da bu sebeple ısıtılıp ısıtılıp gündeme getiriliyor! Durumu böyle tespit edince, olayların tamamen iç dengelerle ilgili olduğunu zannetmemek gerekir. Uluslararası oyuncular da Türkiye'deki her gelişmeye doğrudan müdahil olmaktadır. Çünkü Türkiye'nin Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın kim olacağı, Türklerden çok ABD ve Avrupa Birliği'ni ilgilendirmektedir! Bu çerçevede TÜSİAD'ın devreye girerek Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili görüş belirtmesini de unutmamak gerekir! renovation vejle renovation skive renovaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenadiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Zaten uzun süreden beri, Türkiye'de siyasetin yeniden düzenlenmesi için özellikle masonik çevrelerde olağanüstü bir gayret hissediliyor.

Solun da sağın da başına birer mason getirilmesi için yoğun bir kulis faaliyeti var! Son günlerde bu çaba, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığına da bir masonun getirilmesi çalışmalarına dönüştü. Daha doğrusu böyle bir çaba vardı da açığa çıktı!

Türk Milliyetçileri, Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığına sıcak bakamaz, çünkü Erdoğan Türk kimliğini yıpratmaya çalışan, hatta Türk kimliğini tanımayan söyleme sahip bir kişidir!

Tabii başka sebepler de var ama bunu söyledikten sonra diğerlerini saymaya lüzum yok!

Fakat Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olmasın diye de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin laiklik hassasiyetini kışkırtarak, TÜSİAD marifeti ile bir masonun Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmesini hiçbir Türk istemez!


***

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''ülkenin içine sürüklendiği sıkıntıdan kurtulması'' için hükümete 7 maddelik ''acil eylem planı'' önerdi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in derhal görevden alınmasını isteyen Baykal, ''AKP grubunda var olduğunu düşündüğümüz cumhuriyet, Anayasa, hukuk, dürüstlük ile bağdaşık, değerli insanları bulup getiriniz'' dedi.

Terörle Mücadele Yasa Tasarısı'nın 6. maddesinin tasarıdan çıkartılarak bir an önce yasalaşmasını, cumhurbaşkanını, parlamentoda uzlaşma ile seçmeye hazır olunduğunun ilan edilmesini isteyen Baykal, ''gel tezkere gel'' der gibi 7 Mayıs tarihinin beklendiğini söyledi. Baykal, ''Ya ülkeyi erken seçime götür, götürmeyeceksen o zaman, nasıl cumhurbaşkanlığı seçimi olacak, çık söyle'' diye konuştu. Deniz Baykal, sözlerini, ''Sakın ha 30 Ağustos'a yönelik bir kriz planlaması içinde olmayın. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi gelenekleri, yöntemleri içinde, doğal mekanizması içinde 30 Ağustos'u yaşamasını engellemeye yönelik bir tertibin, tehlikeli krizin hazırlığı ve planlaması içinde sakın olmayın. Olursanız, Türkiye'yi çok karıştırırsınız'' diyerek tamamladı.


***

Görüldüğü gibi Baykal, meselenin 30 Ağustos terfileri ve 7 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimine dönük olduğunu görerek, bir çıkış yolu gösteriyor, bir öneriler paketi getiriyor. Erdoğan da "önerilere açığız" diyor. Bakalım bu önerilere ne diyecek?

Fakat dikkat çeken bir konu da Baykal ve TÜSİAD'ın Cumhurbaşkanlığı önerilerinin özde aynı olması!
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı da Cumhurbaşkanının uzlaşmayla belirlenmesini istedi. Bu açıklamasını da Eskişehir'de yaptı!

Biliyorsunuz Ecevit, beyin kanaması geçirmeden önce birkaç defa Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i cumhurbaşkanlığına aday göstermişti!  
Büyükerşen de aslında hiçbir ilgisi ve bu konuda mücadelesi olmadığı halde birdenbire ulusalcıların başkomutanı edası ile konuşmaya başlamıştı! Gördüğüm kadarı ile kendisine ulusalcı diyen çok insan da bunu kabullenmiş durumdadır!
Bu durumda Türkiye'nin cumhurbaşkanı, TÜSİAD'ın ve dolayısıyla CFR'nin onayladığı bir kişi mi olacak?
TÜSİAD demek CFR'nin Türkiye uzantısı demektir. TÜSİAD'ın yöneticileri içinde CFR üyeleri de vardır!


***

Türkiye'de son aylarda yaşanan olaylar, ortalığı karıştırıp, toz duman içinde hem Genelkurmay Başkanı'nı hem Cumhurbaşkanı'nı belirleme operasyonunun yansımalarıdır.
Türk aydınları, meselenin bu yönü üzerinde daha fazla durmalı ve elbirliği ile bir çıkış yolu bulmalıdır. Ulusalcılar da masonların oyunlarına gelmemelidir!