Siyaset14 Mart 2005 00:00
FISILTI MİLLİYETÇİLİĞİ
Birkaç aydır Ankara’nın “derin kulislerinde” ilginç bir toplumsal vakanın ilk analizleri yapılıyor... Hassas politik buruna sahip siyasi, akademik çevreler bir “yeni milliyetçi bilinç”ten söz etmeye başladılar. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenaabilify link abilify
| Birkaç aydır Ankara’nın “derin kulislerinde” ilginç bir toplumsal vakanın ilk analizleri yapılıyor... Hassas politik buruna sahip siyasi, akademik çevreler bir “yeni milliyetçi bilinç”ten söz etmeye başladılar. |
“Bilinç” sözcüğü önemli. Çünkü bu “ivme” şu an kendini ifade edecek bir “vücut” bulmuş değil. Daha çok “halkta yaygın”. Bu duyarlılık, klasik milliyetçi oluşumların içinde ya da farklı siyasi mimarilerin bünyesinde de yok. Eyleme dönüşmemiş olsa da bir halk hareketi olduğundan şüphe yok. Çünkü Ankara’da olduğu denli Türkiye’nin tüm bölgelerinde bu konu yoğun tartışılıyor. Karakteristiği itibariyla, MHP’nin-bir zamanlar bazı çevrelere şaşırtıcı gelen-oy patlaması öncesi durumuna benziyor. Siyasi tansiyon uzmanlarına göre, “keskin milliyetçi söylemler” kullanmıyorlar. Bu anlamıyla “soft” görünüyorlar.. “Patriotizm”in bir türü gibi! Öte taraftan “milli hassasiyetleri” savunuş tarzları öfkeli. Örneğin... ABD’nin bölgesel ve Türkiye’ye yönelik tutumlarına nasıl baktıkları sorulduğunda, bu insanları susturmak mümkün olmuyormuş. Ege bölgesinde uzun süre siyasetle ilgilenmiş bir siyasetçi büyüğümüz bunları biraz sıkıştırmış; “madem öyle neden reaksiyonunuzu göstermiyorsunuz? Bunlar hep laf” diye. 30’lu yaşlarını süren ve meslek sahibi muhatapları,”Biz organize değiliz. Kuzey Irak’ta askerlerimize çuval giydirildiğinde, televizyona çıkan bazı kişiler ‘neden Amerikan elçiliğine gidip ablukaya almadı Türk halkı’ diye sordu. Bu olay bizim kadar kimsenin içine oturmamıştır. Burada sizinle konuşan hiç bir arkadaşımın eylem fikri böyle değil. Esasen bir eylem fikrimiz de yok. Biz konuşuyoruz. Hem de çok konuşuyoruz. Herkesle konuşuyoruz. Hangisinin etkin olduğunu zaman gösterecek” demiş. Benim de çeşitli vesilelerle görüştüğüm pek çok insan aynı üslubu kullanıyor. Bir anlamıyla içini boşaltıyor, de-şarj. Psikolojik gibi dursa da, sosyolojik olduğu anlaşılan bu “fısıltı vatanseverliği” tüm organizasyonlardan daha hızlı genişliyor. Bilfiil siyasetin içinde bulunanlara “siz ne yapıyorsunuz” diye sordum... “Hiç birşey” diyorlar. Sebepleri bana mantıklı geldi... “Bu insanlar bir çatı altında ya da bir parti içinde değiller. Ayrıca bir parti ya da Sivil toplum Örgütü içinde fikirlerini dillendirme davetlerimize pek itibar etmiyorlar. Bu durumda yapacak birşeyimiz yok. Sanırız bu sefer biz onları değil onlar bizi davet edecekler!” Öyle ya da böyle bu hareketin siyasi sonuçları olacak gibi. Kendisini hangi vektörde ifade eder şimdiden kestirmek zor. Ama “ulusal cephe”nin bir yerinden çıkacaklar gibi. |