Siyaset7 Haziran 2006 00:00

GÖRÜŞECEK NE KALDI? - Hüseyin MÜMTAZ

Erdoğan-Özkök zirvesi bugünmüş.. Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi özkök ile saat 14’te görüşecekmiş. Görüşme talebinin Başbakan Erdoğan’dan geldiği belirtiliyormuş.. Ne görüşecekler, neden görüşecekler?                 Görüşmeden sonra hiç yapılmayacak yahut muhtemelen yapılacak iki satırlık sade suya tirit açıklamaya kulak asmayın…                 Asmayın da, neden bir araya geliyorlar, ne görüşecekler?                 “Kıbrıs’ta dava hiç bitmedi” arkadaşım, Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı CTP tarafından gaspedilmeye çalışılan Eyüp Zafer Gökbilen bir e-posta göndermiş. Diyor ki;                 “Tanımakta zorlandım. İnanmak mümkün değil.. Devletin emekli bir generalinin böyle düşünmesi hepimizi şok etti.  Linki tıklayın.”                 Hiç tıklamayın…escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects

Bay Adnan Tanrıverdi’nin Şemdinli ile ilgili olarak bir Kürt sitesine verdiği röportajın metni.

                Eyüp’le ben “mümaileyh”i, 1986 yıllarından tanırız.

                Suya sabuna dokunmayan hallerinden tanırız..

                Tesadüfe bakın ki bugünkü Vakit gazetesinin manşetinde de yine Bay Adnan Tanrıverdi vardı.

                “Emekli general Tanrıverdi, Genelkurmay Başkanı’na –manşetten- mektup yazmış”..

                “Askerle idarenin çatışmasının uygun olmadığını” belirtiyor, askerin, idarenin suyuna gidecek davranışlar içinde olması gerektiği yolunda tavsiyelerde bulunuyor.

                Yalnız Vakit; bay Tanrıverdi’nin “askerlik hâtırası” olan üniformalı resmini basmış..

                Keşke şimdi göbeğine kadar olan sakallı halini resmetseydi ya..

                Tam da diyorum, vücut dilinden anlayan alternatif “Cumhurbaşkanı adayı” ..

                Sakalsa sakal, “dîni ve ahlâki musahebeler” içeren ceridelerde de köşe yazıları yazıyor..

                Emekli generalse general..

                Bundan iyisi, Şam’da kayısı..

                Ne dersiniz, Başbakan ile Genelkurmay Başkanı bunu mu konuşacaklar acaba?

                Tesadüfen yine bugün; Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi kapatılan Refah Partisi’nin 1997 yılı Hazine yardımı olan 1 milyon YTL’yi, iade etmeyerek harcamış gibi gösterdiği iddiasıyla iki yıl 4 ay hapse mahkum edilen Necmettin Erbakan’ın cezasının ertelenmesi yönündeki talebini değerlendirmiş. Cezada herhangi bir indirime gitmeyen mahkeme, Necmettin Erbakan’ın yeni TCK’da yapılan ve 65 yaşın üzerindekilerin cezasını konutunda çekmesine olanak sağlayan düzenlemeden yararlanmasına karar vermiş. Bu kararla Erbakan, 2 yıl 4 aylık hapis cezasını infaz yasası gereği 11 ay olarak konutunda çekecekmiş. Erbakan’ın yasadan yararlanabilmesi için öncelikle yasal faiziyle birlikte yaklaşık 10 milyon YTL’yi bulan Hazine zararını ödemesi gerekecekmiş. Eski başbakan Erbakan’ın cezasının infazı daha önce 5 kez sağlık gerekçesiyle zaten ertelenmiş.

                Ne bekliyordunuz ki?

                Sezer “kişiye özel uygulama” diye bir kere veto etmişti.  Ama  “dışarıdan Cumhurbaşkanı adayı gösterme çoğunluğuna sahip” Akepe yasayı aynen yine köşke yollamıştı.

                Yanılıyor muyum, yoksa  Erbakan’ın, aynı suçtan yargılanması gereken o zamanki partisinden iki “dava arkadaşı” halen 59’uncu hükümetin bakanı değiller mi?

                Ama konu o değil.. Asıl âcil ve vahim mevzû, Erbakan’ın “Cuma namazları” için evden çıkıp çıkamayacağı..

                Yoksa Cuma vakti girince cemaat evde mi teşekkül edecek?

                Bunu mu konuşacaklar Başbakan ve Genelkurmay Başkanı acaba?

                AKP Edirne Milletvekili Ali Ayağ'ın;  Şile'de trafik cezası nedeniyle 4 polisle tartışan oğlu kelepçelenerek  gözltına alınmış.. Milletvekili baba, Emniyet Genel Müdürü Aydıner'i telefonla arayınca da bu defa 4 polis “açığa” alınmış.

                Bunu mu konuşacaklar?

                ABD Ulusal Kaynaklar Savunma Konseyi; İncirlik’te 90 adet nükleer bomba bulunduğunu açıklamış..

                Heveslenmeyin… Amerikan bombalarına güvenip sakın İran’a karşı bir tertip içine girmeye kalkmayın.

“El”in bombasıyla savaşa girilmez..

                Bayram değil, seyran değilken Amerika bunu neden açıkladı? Yoksa yaklaşık bir aydır Amerika’ya gitme isteğini beyan edip cevap bekleyen Erdoğan’ın direnme-savunma mekanizmalarını tamamen yok etmek için mi?

                Ben Eylül’de düşünülmekte olan bir gezi için dört ay önceden davul zurna ile ilânat verildiğini hatırlamıyorum kıymetli okuyucu..

                Bunu yapmakla Erdoğan; a) Dışarıya mı, b) İçeriye mi gözdağı vermeyi amaçlamaktadır?

                Dışarıda kimsenin artık Bush’tan korkusu olmadığı açıktır. Irak’ta üç buçuk direnişçiyle baş edemeyen Amerika’nın kimseye söz geçirecek hâli yoktur?

                İçeriye? İç muhalefete?

                İyi de bu nasıl demokrasi? Türkiye, aba altından Amerika gösterilerek mi idare edilecektir? Yoksa Amerika’nın “hayli demokratik” tam bir zihni sinir procesi olan “project demokracy” bu mu?

                Amerika Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı John Bulton’un; “Yaklaşık 100 ülkede ‘insanî misyon’ yerine getirmekteyiz” dediği olay bu mudur?

                Bunu mu konuşacaklardır?

                Kıbrıs’ta Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Türk Üye Yardımcısı Ahmet Erdengiz Rum tezlerini parça parça eden bir konuyu açıklamış, Güney Kıbrıs’ta Paralimni bölgesindeki bir su kuyusunda geçen perşembe günü başlatılan kazı çalışmalarının pazar günü tamamlandığını ve “1964’ten beri kayıp” Kıbrıslı Türk aileye ait olduğu tahmin edilen, en az 4 kişiye ait kemiklerin bulunduğunu söylemiş.

                Bunu mu konuşacaklardır?

                Yunanistan; Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani’nin, mevkidaşı Abdullah Gül ile de görüşeceği 10 Haziran’daki İstanbul ziyareti sırasında muhtemel bir gerginliğin yaşanmasına fırsat vermemek için, aynı tarihte Ege’de başlayacak "Beyaz Fırtına" adlı Türk askeri tatbikatının “ertelenmesini” taleb etmiş, Türkiye de 10-16 Haziran arasında İzmir merkezli olmak üzere Ege’de yapılması planlanan tatbikatı ileri bir tarihe alarak “jest” yapmış.

                Siz hiç Yunanistan’ın bize yaptığı bir jest hatırlıyor musunuz?

                Hem Bakoyanni neden resmi ziyareti  başşehir Ankara’ya değil de İstanbul’a yapmaktadır?

                Ne vardır İstanbul’da?

                Rum kilisesi mi?

                Bunları mı konuşacaktırlar Erdoğan ile Özkök?

                Tam da  Ayasofya'nın Ortodoks kilisesi olarak ibadete açılması amacıyla uluslararası alanda bir kampanya başlatıldığı bir zaman aralığında olacak iş midir Yunan Dışişleri Bakanı’nın İstanbul’a resmî bir gezi yapması? Yunan-Amerikan Birliği Başkanı ve Demokrat Parti’nin New Hampshire eyaleti eski başkanı Kris Spiru Ayasofya'nın Ortodoks kilisesi olarak ibadete açılması amacıyla uluslararası alanda bir kampanya başlatmış ve "mücadelemiz haklı ve mantıklıdır" demiş. Bu amaçla geçen hafta düzenlenen bir toplantı ile Manhattan'da bir örgüt kuran Spiru, hedefinin Ayasofya'yı 'Ortodoksluğun kraliyet merkezine' dönüştürmek olduğunu belirtmiş. Spiru, "nasıl milyonlarca Katolik Roma'da, milyonlarca Müslüman Mekke'de, milyonlarca da Musevi Kudüs'te ibadetini yerine getiriyorsa, biz Ortodokslar da hangi milletten olursak olalım Ayasofya'da ibadet edebilmeliyiz" demiş.  Spiru, Ayasofya'nın kilise olarak ibadete açılması için başvurabilecekleri hukuki mercilerden birisinin de Stratzburg'daki İnsan ve Dini Haklar Mahkemesi olduğunu kaydetmiş.

                Bunu mu konuşacaklardır?

                Bir yüzbaşının, yüzbaşı olduğunu söylediği halde kanunsuz olarak 18 saat poliste neden sorgulandığını mı konuşacaklardır?

                Daha soruşturma başlamadan Büyükanıt’ın “Tanırım, iyi çocuktur” demesi üzerine fezleke düzenlendiği halde; dava açıldıktan sonra “Muzaffer Tekin’in bağlantıları meydanda” dediği halde hakkında fezleke hazırlanmayan Erdoğan’ın hâlini mi konuşacaklardır?

                Demokratik Toplum Partisi (DTP) Kars İl Başkanı Mahmut Alınak’ın; “1990 yılından bugüne kadar sürdürülen barış ve diyalog stratejisi terk edilmeli, artık dişe diş siyasal mücadele ve dişe diş sivil mücadele verilmelidir, Meclis’te Kürtçe konuşulmalıdır” dediğini mi konuşacaklardır?

                Baydemir’in mahkemede; “İlkelerimi savunamayacaksam başkan olmam neye yarar” dediğini mi konuşacaklardır?

                Neyi konuşacaklardır?

                220 bin askerin konuşlandığı Hakkâri’de “sınırın bu tarafında” PKK askeri birliğe saldırmaktadır. Bir şehit vermişiz.

                Onu mu konuşacaklardır?

                Dün gece; yâni 6 Haziran 2006’da  Tunceli-Hozat karayolunu kesen ve aralarında kadınların da bulunduğu teröristler beş-altı aracı durdurup PKK propogandası yapmışlar ve Köy Hizmetleri'ne ait bir TIR'a da el koyarak beraberlerinde götürmüşlerdir.

                PKK memleketin ortasında TIR götürmüştür.

                Vosvos değil ki odaya saklayasın.. Araba değil ki kamyona saklayasın..Mendil değil ki cebine koyasın..

                TIR’dır söz konusu olan, kocca TIR..

                Memleketin dahilinde PKK’nın eğer…

                TIR saklayacak kadar “kurtarılmış bölgesi” varsa…

                Memleketin dahilinde iktidara sahip olanların oturup çay kahve içerek konuşacakları, konuşmakla vakit öldürecekleri en ufak bir şey kalmamıştır artık..

Ne konuşacaklar, neyi konuşacaklar, neden konuşacaklar?

7 Haziran 2006

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE 

  HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”