AKP'nin ABD bağlantısına ilişkin önemli bir açıklama - Ahmet GÜRSOY
<P>Bugünkü yazımızda ABD adına AKP'nin nasıl ortala çıkarıldığını kimin ya da kimlerin bağlantıları kurduğunu, size açıklayacağım. Lakin önce yol ayrımına giden süreci bir hatırlayalım.<BR></P> <P>Siyasetin kırılma ve yeniden durulma süreçleri vardır. Bunlardan biri de hiç şüphesiz 28 Şubat post modern darbesidir. Darbenin niteliği bir tarafa bizi getirdiği noktaya bakılırsa Türkiye, tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar ABD kontrolüne girmiş, AB süreciyle de kontrol edilir duruma gelmiştir. <BR></P> <P>28 Şubat süreci ve sonrasında yeniden kurulup düzenlenen Türk siyasi yapılanmasında temel belirleyici, hem darbenin gerçekleşmesi ve hem de darbe sonrası siyasetin düzenlenmesi açısından Milli Görüş ideolojisi olmuştur. </P><div style="display:none">new prescription coupons <a href="http://sporturfintl.com/page/cialis-manufacturer-coupon.aspx">lilly cialis coupon</a> online cialis coupons</div><div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">go</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">abilify <a href="http://idippedut.dk/page/Abilify-Gyogyszer" rel="nofollow">link</a> abilify</div>
Türkiye'nin içinde bulunduğu "Milli Görüş açmazı" ve beraberinde getirdiği "rejim" sıkıntısı karşısında ABD için de önemli bir fırsat doğmuş oldu.
Bu durum, içte Cumhuriyetçi kadrolar ile dışta Amerikanın ortak paydası olarak önemli bir realite haline geldiğinden, içte Cumhuriyetçi kadrolar sistemi/rejimi kurtarmak, dıştakiler de bu fırsattan istifade ile Ortadoğu'ya askeri müdahale öncesi Türkiye'de kendilerine "uyumlu" bir iktidar yaratmak için tabir yerinde ise düğmeye bastılar. Böylece Cumhuriyet kadroları İktidarı alaşağı ederken, ABD'liler de iktidarın en büyük ortağı olan Milli Görüşçü İslamcılığı parçalama ödevini üstlendiler.
Peki, ABD ile bağlantıları kim sağladı?
Süreç nasıl işledi?
Bu sorunun cevabını kendisiyle yerel bir televizyonda söyleşi yaptığım Adalet eski Bakanı Şevket Kazan'dan aktaracağım.
Şevket Kazan'a "milli Görüş bu kadar dayanıksız mı ki hemen parçalandınız" anlamına gelen bir soru yöneltince; dayanaksız olmadıklarını izah ettikten sonra sürecin iktidar oldukları sırada başlatıldığını belirtti. Dedi ki: "Biz ABD ile ilişkilerimizin düzenlenmesi amacıyla Abdullah Gül'ü görevlendirmiştir. Meğer O ABD büyükelçisi Abramowitz ile başka ilişkiler geliştiriyormuş". Ardından ben, meselenin temelinde sadece Abdullah Gül mü var anlamında sorunca Kazan: "Burada ilk defa söylüyorum. Aslında ABD ile bunların arasındaki ilişkileri düzenleyen isim Korkut Özal'dır" dedi.
Bu Kazan'ın deyimi ile hem "ilk defa" söyleniyordu ve hem de "ilk" olsa bile önemli bir iddiaydı. Böylece Türkiye'nin İçişleri eski bakanlarından biri ABD adına taşeronluk yapmış oluyordu.
Söyleşinin ilerleyen bölümünde mesele biraz daha deşildi.
Peki, O tarihlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Tayip Erdoğan'ı kim düzene koymuştu? Halen genel başkan yardımcısı olan, AKP'nin kurucular kurulunda bulunan, en son ABD'de tayip Erdoğan'ı kast ederek "bu adamı süpürüp çöpe atmayın kullanın" diyen adam.
Şevket Kazan'a sorduk:
Nasıl?
"O tarihlerde tayip Erdoğan ile Koçlar arasında İstanbul'da bir arsa sebebiyle anlaşmazlık vardı. Tayip Erdoğan önce Koç grubuyla barıştırıldı. Koçlar'dan vize alınca da durum ABD'de kabul gördü" anlamında açıklamalar yaptı.
Adalet eski Bakanı Şevket Kazan'ın anlattıkları elbette bu kadarla sınırlı değil. Ancak bu kadarı bile meselinin bağlantı noktalarını ve kimlerin neyi nasıl yaptıklarını izah etmesi bakımından oldukça mühim açıklamalardır.