Siyaset1 Haziran 2006 00:00

Pirinç Amerika'dan banka İngiltere'den - Rıza Zelyut

Türkiye; 80 yıllık cumhuriyet sürecindeki en derin ekonomik çelişkiyi yaşıyor. Bir yanımız; Amerikan zenginleri gibi bir yanımız Afrika köylüleri...Zenginle yoksul arasında ortaya çıkan, giderek derinleşen bu uçurum; Turgut Özal'la başlayan; devletçi çizgiyi yok etme anlayışının eseri... Sosyal devleti; petronlar devletine çeviren zihniyet; ülkemizi zenginleştirir gibi görünüp acımasız ibr sömürünün içine itiyor. İnanmayan; İstanbul'daki boğaz manzaralarını bırakıp kırsal kesime bir göz atsın. Tokat ve çevresinde biraz gezdim. Gördüm ki ziraat odalarının feryatlarından daha derin kırsalın yarası... Esnafın ağzını bıçak açmıyor. Neredeyse müşteri duasına çıkacaklar. AKP'ye en yüksek oyun çıktığı illerden birisi olan Tokat; derin bir hayal kırıklığı yaşıyor. Köylü yoksullaştığı için şehre inemiyor. Bu durum; ekonomik çarkın dönmesini durdurmuş. cialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon

VATANDAŞ DA SUÇLU
Bu çelişkiler içinde vatandaş sadece yakınıyor. Gel gör ki o da bu durgunluğa hizmet eden tavır içinde. Örneğin; Amerikan pirinci alıp yiyor. ABD hükümetleri; çifçisine fazla para verip aldığı pirinci bize daha ucuza satıyor. Böylece zengin Amerika'nın parası ülke içinde kalıyor. Bizim hükümet ise; çiftçimize fırça atıp, 'Seninkisi pahalı, almayız. Ucuza Amerikan pirinci var; onu getireceğiz.' diyor.
Bizim çiftçi dışarıdan gelen pirinç yüzünden üretim yapamaz hale düşüyor. Böylece; içeride kalması gereken paramız; Amerika'ya gidiyor. Çiftçimiz de ülkemiz de fakirleşiyor...
Ama bizim vatandaşımız ucuz Amerikan pirinci yiyor ya... Varsın olsun... Onlar; ekonomik çarkın nasıl döndüğünü; işin ucunun gelip sonunda kendisine dokunacağını düşünmüyorlar ki...
Yoksullaşma; bir salgın hastalık gibidir; en sonunda seçkin kesime de bulaşır o mikrop.

BANKALARIMIZ GİDERKEN
Milli bankalarımızı ele geçirmek için 2001 yılında IMF güdümlü bir kriz çıkardılar. O beğenilmeyen bankalara milyarlarca dolar verip Avrupalılar alıyor. Son olarak da Denizbank gitti.
Ceplerinde yabancı bankaların kartlarını taşıyanlara çok kızıyorum. Eğer Türk vatandaşı iseniz; Türkiye'yi ülkeniz kabul ediyorsanız; buna hakkınız yoktur. Çünkü; yabancı bankalar içeriden dışarıya bizim emeğimizi kaçıran acenta konumundadırlar.
Soruyorum yabancı bankalarla iş yapan vatandaşlarımıza: Siz İngiltere'den daha zengin bir ülkede mi yaşıyorsunuz ki oranın ekonomisine katkı olacak bir tavır gösteriyorsunuz... Yerli bankaları kullandığınız zaman; hizmet için ödediğiniz paranız yurt içinde kalacak; sonunda ondan yine siz yararlanacaksınız.
Unutmayın ki bizden çok daha ileri düzeyde olan Güney Kore'de Amerika'dan pirinç getirilince çiftçiler yürümüş, ortalığı birbirine katmış; halk da onlara destek olmuştu.
Bir zamanlar Güney Kore de ekonomik krize girmişti ama onlar bunu çabuk atlattılar. Çünkü; Güney Köreli; parasını yabancı banka yerine kendi milli bankasına yatırır. Koreli; yabancı arabaya binmez; kendi imalatı olanları tercih eder.
Ya biz?
Beynimizi öyle yıkadılar ki kendi milletimizin, toplumumuzun düşmanı haline getirildik. Kendi ulusal kurumlarımızı beğenmiyoruz. Küçücük dükkanlara bile İngilizce isimler koyuyoruz. Mağazalarda Amerikan müziği çalıyoruz.
Böyle bir toplum; gelecek yüzyıla hükmedemez.
Bu tavırla biz; gelişmiş toplumların ucuz işgücü olmaktan öteye gidemeyiz.
Eğer siyasetçilerden değişim istiyorsak vatandaş olarak biz de tavrımızı değiştirmeliyiz.