Siyaset31 Mayıs 2006 00:00

Ne oldu bize? - Kemal Çapraz

Öğrencilerimiz birbirini vuruyor. Kız öğrenciler sınıf basıp silah çekiyor. Yine bir  16 yaşında bir kız sevgilisiyle birlik olup bütün ailesini katlettiriyor. Bütün bu haberleri okuyup da tüylerinizin ürpermemesi, mümkün mü? Her gün yeni bir vahşetin haberini gazete sayfalarında okuyoruz. “Bu kadarı da olmaz” dedirten yüzlerce olay karşımızda duruyor.  En son okuduğum haberden öylesine etkilendim ki, “Bu vahşetleri daha ne kadar yaşayacağız” diye kendime sormadan edemedim. 16 yaşındaki bir kız çocuğu, erkek arkadaşıyla görüşmelerine izin vermeyen annesini, babasını ve ablasını öldürtüyor.  Hatta annesinin ölmediği görünce son bıçak darbelerini de kendisi vuruyor. İnanın bu satırları yazarken parmaklarım titriyor. Türk gençliğinin getirilmek istendiği nokta işte bu...  Bu eğitim sistemiyle daha bu vahşetleri çok yaşarız. 5 ay içersinde 14 öğrenci öldürüldü. 104 yaralı öğrenci var. Kız öğrenciler bile artık silahlarla okul basıyorlar. Gece geç saatlerde birbirleriyle düello yapıyorlar. Hepiniz şahit olmuşsunuzdur, öğrencilerin birbirleriyle küfürlü konuşmayı bir marifet sayıyorlar. Üretici olmak ayıp, tüketici olmak marifet olmuş toplumda. Eskiden gençler bir enstrüman çaldıklarında, iyi resim yaptıklarında iyi tiyatro oynadıklarında, iyi, dersleri iyi olduğunda övünürlerdi. Şimdi ise gençler giydikleri gömleğin markasıyla, bindikleri arabanın modeliyle, gittikleri yerlerin adlarıyla övünür oldular. Bütün bunları gördükten sonra bir kez daha, “Ne oldu bize sorusunu” kendimize sormak istiyorum. Evet ne oldu da bu gençlik böyle oldu?naproxennatrium go naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaabilify link abilify

Türkiye Cumhuriyetini yönetenler, Atatürk’ün ölümüyle birlikte , eğitim sistemimizi tam manasıyla batılılaştırdılar. Yüzlerce batı klasiğini çevirdiler. Gençlerimizin Türk kültüründen, Türk örf ve adetlerinden uzaklaşarak batının değer yargılarını kabul etmeleri için her türlü şart hazırlandı. Eğitim sistemimiz de ruhsuz, maneviyatsız bir eğitim sistemi haline getirildi. O dönemden sonra gelip geçen bütün iktidarların politikası insanımızı batılılaştırmak yolundaki çabalarla devam etti. İlim ve teknolojide batılılaşamadık ama kültür değerleri olarak tam manasıyla batılılaşmayı başardık. İşte böyle maddeci, manadan uzak bir gençliğin geleceği nokta da buydu. Eğer önlem alınmazsa, güçlü kültür yapımızı kemiren ve içini boşaltan bu sistemde daha vahşi cinayetlerin işlenmesi sizleri hiç şaşırtmasın.

            Batının vahşiliği bütün yönleriyle Türk Gençliğini etkilemeye başladı. Türk hoşgörüsü, Türk aile yapısı temellerinden sarsılmaya başladı. Gençler,  sapık düşüncelerin ve sapık yapılanmaların içinde buldu kendisini... Kimisi satanist oldu,  kimisi tinerci, kimisi  uydurma düşüncelerin peşinde koşar oldu.  

            “Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyetini emanet ettiği gençlik bu gençlik mi?” diye sormadan edemiyorum. Tabi ki, bu gençlik değil. Ama,  bu müfredatla yetiştirilen gençlerden daha farklı bir kişilik beklemek de mümkün değil.

            Yüksek ülkülerin beşinde koşmayan, bu yüksel idealleri almayan gençliğin “deli kanı” işte böyle sapık düşüncelere, katliamcı kişiliklere yönelebiliyor. Kan deli akmaya görsün, gençliğin bu bitmez tükenmez enerjisi işte böyle yanlış yönlere akabilir. Enerjileri heba olur gider. Heba etmemiz bir şey değil, kendi annesini babasını bile katledebilecek kadar canavarlaşan ruh yapısına kadar bu gençlik gidebilir.

            Bizim batılılaşmamız işte bu... Aynı batı gençliği gibi... Uyuşturucu kullanma yaşı iyice düşmüş. İlköğretim okullarının önünde bile uyuşturucu satılır olmuş, okul yöneticileri bile bu kişilerle mücadele edemez olmuş. Gençleri her türlü kötü alışkanlığa teşvik eden ortamlar hazırlanmış. Televizyon programlarında, şiddet, cinnet ve her türlü kötü alışkanlığa sahip kişiler ideal kişiler gibi verilmeye başlanmış...

 Bugün bütün bu sapkınlıkları yapanları televole programlarında özenilecek imrenilecek kişilikler gibi görebilirsiniz.

            Hepimiz çocuk büyütüyoruz. Hepimizin yakınlarında gül yüzlü, çocuklar var. Bu çiçek kadar narin. Çiçek kadar güzel çocuklarımızın bir bir elimizden çıkarak birer canavara dönüşmesini engelleyelim.

            Bu da ancak ciddi bir eğitim sistemiyle olur. Manevi köklerimizi ve kültür değerlerimizi çocuklarımıza gençlerimize aşılamakla olur. Yoksa ailelerin tek başlarına mücadelesi bu konuda yeterli olamaz. Çünkü çocuklarımız ailelerinin yanındaki zamandan daha çoğunu okullarda ve arkadaşlarıyla geçirmektedirler.

Gelin bu vahşete hep birlikte son verelim. Gelin, bu eğitim sistemimizi hep birlikte yeniden gözden geçirelim. Gelin, Milli Eğitim sistemimizi yeniden yapalım.

Geleceğimizi kendi ellerimizle karartmayalım..