APO'nun MİT-GLADİO bağlantısı!
Eski, emniyet İstihbarat daire Başkanı Bülent Orakoğlu’nun, PKK elebaşı Öcalan'ı derin devletle bağlantılandıran iddiaları ilgiyle karşılandı. Aslında bu iddiaların çok daha somut bilgilere dayandığı bir kitap var. Gazeteci arkadaşımız Necdet Pekmezci’nin bir süre önce piyasaya çıkan “Mankurtlar Vadisi” isimli kitapta Öcalan’ın bu derin ilişkileri bakın nasıl anlatılıyor: PKK’nın ele başısı Abdullah Öcalan’ın karanlık ve karmaşık ilişkileri kamuoyu tarafından zaman zaman sorgulansa da her zaman sisler arasında kaldı. Özellikle 1970li yılların sonunda Ağrılı Pilot Necati Kaya ile ilişkileri bir türlü açığa çıkarılamadı. Abdullah Öcalan 1960’lı yılların sonunda kendi halinde bir öğrenci iken nasıl oldu da Türkiye’nin son 25 yılına damgasını vuran bir kanlı örgüt kurdu. arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer couponmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Gerçek Fikir Ajansı’nın sahibi ise Refik Korkud(Korkut).
Korkut, Türk Gladiyosu ile ilişkileri olduğu artık genel kabul gören Türkiye Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin de aktif bir üyesi. Aynı zamanda da ideologları arasında.
Apo Örtülü Ödenekten yararlandı
Eski adıyla “Tahsisat-ı Mesture” olarak bilinen Örtülü Ödenek hesabının
kayıtları dönemin Başbakanlık Müsteşarı Salih Korur tarafından
tutulduğu bildirilen kitapta bu ödenekten para alanlardan Refik Korkut üzerinde duruluyor; “Aynı listede Fikir Ajansı Sahibi Refik Korkud’a da 1959 yılının Ağustos ayında 28 bin lira ödendiği görülüyor... Refik Korkud, Fikir Ajansı Sahibi.”
Kitapta Abdullah Öcalan’ın bu ajansta çaycı olarak görev yaptığı
belirtilerek daha sonraki gelişmeler ayrıntılarıyla anlatılıyor:
“PKK kendi dışındaki Kürt ve Türk örgütlerine yaşama şansı tanımadı. Sol gruplara sosyal şövenist denildi. Diğer Kürt örgütlerine ise ilkel milliyetçi denilerek savaş açıldı. Diğer Kürt örgütleri ve Türk solu ile PKK arasında sık sık silahlı çatışmalar yaşandı.
Güvenlik güçlerine dalaşmamaya özen gösteren PKK, bazı aşiret reisleri
ile işbirliği yaparak diğerleri üzerinde hakimiyet kurmaya gayret etti.
PKK 1978’de ilk kongresini yaptı ve “ Kürdistan Devriminin Yolu” adlı
manifestoda ilan ettiği görüşleri benimsedi. Bu kongrede geçici Merkez
Komitesi belirlendi. Ülke genelinde geçici il komiteleri kurmak için
çalışma başlatıldı. Kongrenin ardından gerçekleştirilen iki toplantıda tüzük taslağı hazırlandı. Tüzükte; örgüte Partiya Karkeren Kürdistan adı konuldu.
Yine tüzüğe göre, partinin en yetkili organı kongre olarak belirlendi.
Kongre Merkez Komite’yi seçecekti, komitede kendi arasından beş kişilik bir Polit Büro belirleyecekti. Merkez Komite’ye bağlı olarak alt örgütler, şehir, ilçe, gençlik, kadın ve işçi komiteleri kurulacaktı. Tüzüğe göre; kişi örgüte, alt örgütler üstü ve tüm örgütler Merkez Komitesi’ne komite de
kongreye bağlı olacaktı.
Örgütü PKK adı konulsa da 1978’den sonra bölgede bu grup APOCULAR olarak ünlendi. Abdullah Öcalan 12 Eylül 1980 darbesinden kısa süre önce yurtdışına
çıktı.
Şam’a yerleşti. PKK fiilen tasfiye oldu, örgütte tek adam dönemi
başladı.
Türkiye, 12 Mart 1971’den sonra kontrgerilla veya gladyo adı verilen örgütün adını duydu. Ziverbey Köşk’ünde sorgulanan aydınlara, “Sizler harp esirisiniz. Şu anda kontrgerilla karargahında sorgulanıyorsunuz” dendi.
Gazeteci Necdet Pekmezci’nin kaleme aldığı Mankurtlar Vadisi-Derin Devletin Askerleri adlı kitapta Abdullah Öcalan’ın karanlık ilişkilerine ışık tutuluyor.
Abdullah Öcalan, illegal Şafak bildirisini dağıtmaktan tutuklandı. Ancak kısa süre sonra serbest bırakıldı. 12 Mart döneminde bir çok ilke de imza atıldı. Milli İstihbarat Teşkilatı, Mahir Kaynak adlı aBu dönemdeki uygulamalardan biri de özellikle Siyasal Bilgiler ve Hukuk fakültelerinde ajan provokatör olarak sol örgütlere sızan öğrencilere mahkemelerde geçilen iltimas oldu. MİT, 12 Mart’ın ünlü savcısı Baki Tuğ’a “Söz konusu şahıs elemanımızdır” yazılı belge gönderdiğinde, ajan-provokatör öğrenci yargılanmaktan kurtuldu.
İşte tutuklanarak cezaevine konan Abdullah Öcalan böyle bir yazı ile mi kurtuldu? Baki Tuğ, diğer ajan-provokatör öğrencilerle ilgili kendisine gelen yazıyı bugün gibi anımsıyordu! Ancak sıra Abdullah Öcalan’a gelince böyle bir yazı gelip gelmediğini anımsamıyordu:
Bu dönemde MİT’in başında Fuat Doğu bulunuyordu. Mahkemelere giden ajan provokatörlerle ilgili yazılar Fuat Doğu’nun imzası ile mi gönderiliyordu, yoksa başka birinin imzası mı vardı!
Bu kişi dönemin MİT Hukuk Masası Şefi olabilir miydi?!
Peki dönemin MİT Hukuk Masası Şefi kimdi?!
Gerçek şu ki Abdullah Öcalan, MİT’in de diğer istihbarat teşkilatlarının içinde Öteki Devlet adına örgütlenen ABD’nin güdümündeki gladyo kontrgerilla ya da Türkiye’deki adıyla ERGENEKON olarak bilinen illegal örgütün üyesiydi.