Ermeniler, Mavi Kitap ve Toynbee - TÜRKKAYA ATAÖV
Ancak, ne yazık ki, Türkleri suçlamaktan geri durmayan bir Batı kamuoyunun karşısındayız. Amacı tarihte ne olduğunu görmek değil, silahlandırıp ayaklandırdıkları bir Hıristiyan topluluğunu süt gibi beyaz ve Balkanlar, Çanakkale, Erzurum-Kafkasya, Sina-Filistin ve Basra-Irak cephelerinde savaştıkları Müslüman Osmanlıları kömür karası göstermektir. Ayrıca, Anadolu'yu yeniden bir Hıristiyan beldesi yapma hedefleri de vardı ki, bunun günümüzde ivme kazandığı ilerde daha iyi anlaşılacaktır. abilify link abilify
Bunun savaş amaçlarına yönelik bir abartma ve yanıltma olduğunu ben de kitabın hazırlandığı sırada o zaman genç araştırmacı ve sonra ünlü tarihçi Arnold J. Toynbee 'nin ağzından, 27 Mayıs'tan hemen sonra işitmiş, onun bu yönde açıklamaları bulunduğunu 1984 ve 1985'te katıldığım Paris davaları, Avrupa Parlamentosu ile BM toplantılarında söylemiş, 1985 Orly davası metnini içeren Türkçe, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca ve Arapça kitaplarda Toynbee itirafına ilişkin kendi açıklamamı, kaynak ve tarihle, yedi dilde 20 yıl önce yayımlamıştım. 1990'da da İngilizce ve İspanyolca ayrı ayrı basılan kitaplarımda, buna tarih vererek ve içeriğini yansıtarak gönderme yapmış, anlatmıştım. Bu gerçeğin benim için ve bilimsel araştırma yönünden yeni bir yanı yoktur.
Ancak, ne yazık ki, Türkleri suçlamaktan geri durmayan bir Batı kamuoyunun karşısındayız. Amacı tarihte ne olduğunu görmek değil, silahlandırıp ayaklandırdıkları bir Hıristiyan topluluğunu süt gibi beyaz ve Balkanlar, Çanakkale, Erzurum-Kafkasya, Sina-Filistin ve Basra-Irak cephelerinde savaştıkları Müslüman Osmanlıları kömür karası göstermektir. Ayrıca, Anadolu'yu yeniden bir Hıristiyan beldesi yapma hedefleri de vardı ki, bunun günümüzde ivme kazandığı ilerde daha iyi anlaşılacaktır.
ABD silahlı çatışmalara 1917'de henüz girmemişken eski İngiliz kabine üyesi C.F.G. Masterman , iktidardakilerin ve gizli servisin desteğiyle ''Wellington House'' denen yapıda sekiz şubeli bir propaganda merkezi kurmuştu. Amacı, başta Almanya olmak üzere Türkler gibi o zamanki savaş düşmanlarına karşı tek yanlı haber toplamak, üretmek ve bunları kitap, kitapçık, dergi, poster, ilan, kart, resim, sergi, harita ve çizim yollarıyla yaymaktı. Bu kuruluş yalnız İngiltere'de toplam 17 milyon yayın yaptı. Bir hedefi de, başta ABD, savaş dışındaki devletleri kendi yanında savaşa itmekti.
Mavi Kitap'ın ilk girişimi Toynbee'nin ''Ermeni Kıyımı'' başlıklı olanıdır. Haber kaynakları Londra'da ''Ararat'' , Tiflis'te ''Horizon'' ve New York'ta ''Goçnak'' gibi Ermeni dergileri olan bu kitap, Toynbee öldükten sonra Ermenilerce gene yayımlanmıştır. İstanbul ve İzmir Ermenilerinin yerleri değiştirilmediyse de kitaptaki bir harita onların da yollandıklarını savunmaktadır. Bu kaynakları, doğruluk derecelerini araştırmadan, sırf düşmanı kötü göstermek ve zayıflatmak için bir araya getirip yayımladıklarını, milletvekili A. Ponsonby kendi kitabında ayrıntılarıyla ve örnekleriyle iyi anlatır. Silah arkadaşına doğru yardım amacıyla eğilen bir Alman askerinin ''ölü bir müttefik muharibini soymakta olduğu'' uydurması Masterman bürosunun ''Resimlerle Savaş'' dergisindeki (17 Nisan 1915) ünlü örneklerden biriydi.
Böylesine karalamalar sanki ''yurtseverlik'' gereğiydi. Lord Bryce gibi önemli konumda olanlar da koca ulusu akla bile zor gelen yöntemlerle lekelemekten geri durmadılar. 1985 Paris Orly davasında, Bryce'ın bir İngiliz yazarının değerlendirmesiyle bile ''Dr. Göbbels gibi bir stil'' e sahip olduğunu söylediğimde, Ermeni teröristlerinin avukatı Verges şiddetli tepki göstermişti. Ancak, Philip Knightly 'nin benzetmesi buydu. Ne var ki, bu gerçekler sonra söylense de onarılmaz zarar zaten verilmiştir.
Prof. A. J. Toynbee 27 Mayıs'tan sonra SBF profesörler kurulu salonunda bir konuşma yapmıştı. Benim bir sorum üzerine 1914-18'de yapılan ve kendininkiler dahil İngiliz yayınlarının savaşı ne pahasına olursa olsun kazanma hedefine yönelik tek yanlı ve abartmalı yayınlar olduğunu, bugün böyle değerlendirilmesi gerektiğini söylemişti. Bu gerçeği yaklaşık 45 yıldan beri biliyorum ve bu yıllar süresince bu konuda birkaç kez yazılı ve sözlü açıklamalar yaptım. Elekdağ haklı, ama karşımızdakiler bugün de bir 'düşman' imgesine benzer önyargıyla yaklaşıyorlar.