TÜRKİYE’DE DERİN DEVLETİN VE İSTİHBARATIN BUGÜNKÜ YAPISI - Ümit Sayın
Şeriatçının veya Gladyo tetikçilerinin saygın DANIŞTAY hakimlerimize yapmış olduğu katliamı lanetleyerek... Doç. Dr. Ümit Sayın Türkiye’deki sosyal, politik ve stratejik olayları ele aldığımızda Türkiye’de istihbarat sistemlerinin çok mükemmel çalışmadığı görülecektir. Askeri istihbaratın ve MİT’in haricinde ULUSAL GÜVENLİĞİMİZ için çalışmakta olan bir istihbarat sisteminin olduğunu ve doğru çalıştığını ve Türkiye Cumhuriyeti veya Türkler için çalıştığını kabul etmek biraz iyimserlik olur. Çünkü gelinen noktada Türkiye bir ÖN-SEVR ve parçalanma dönemine girmiştir, ulusal güvenliği tehtid altındadır, laik, demokratik, sosyal devlet yapısı ve rejimi değiştirilmek istenmektedir. Türkiye’de istihbaratın bugünkü durumuna göz atmadan, dünyadaki istihbarat sistemleri ve bunların yüzyıllar içinde oluşmasını sağlayan gizli örgütlerin yapılarına bakmakta fayda vardır.naproxennatrium go naproxen kruidvatescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilokamagra link kamagra gel
TÜRKİYE’DE DERİN DEVLETİN VE İSTİHBARATIN BUGÜNKÜ YAPISI
Şeriatçının veya Gladyo tetikçilerinin saygın DANIŞTAY hakimlerimize yapmış olduğu katliamı lanetleyerek...
Doç. Dr. Ümit Sayın
Türkiye’deki sosyal, politik ve stratejik olayları ele aldığımızda Türkiye’de istihbarat sistemlerinin çok mükemmel çalışmadığı görülecektir. Askeri istihbaratın ve MİT’in haricinde ULUSAL GÜVENLİĞİMİZ için çalışmakta olan bir istihbarat sisteminin olduğunu ve doğru çalıştığını ve Türkiye Cumhuriyeti veya Türkler için çalıştığını kabul etmek biraz iyimserlik olur. Çünkü gelinen noktada Türkiye bir ÖN-SEVR ve parçalanma dönemine girmiştir, ulusal güvenliği tehtid altındadır, laik, demokratik, sosyal devlet yapısı ve rejimi değiştirilmek istenmektedir. Türkiye’de istihbaratın bugünkü durumuna göz atmadan, dünyadaki istihbarat sistemleri ve bunların yüzyıllar içinde oluşmasını sağlayan gizli örgütlerin yapılarına bakmakta fayda vardır.
Dünyada İstihbaratçılık:
Bilindiği üzere Batıdaki tüm emperyalist ülkelerin birer DERİN DEVLET yapısı mevcuttur. Bu Derin Devletin gizli bir anayasası ve gizli teorileri, ulusal ve global hedefleri vardır. Hangi hükümet gelirse gelsin bu ülkelerde hazırlanmış olan 50-100 yıllık planları değiştiremez, sadece icraatının uygulanma sistemini biraz yavaşlatıp, hızlandırabilir. Gelen bir hükümet ise temel rejimi, anayasayı kesinlikle değiştirip çiğneyemez. Değiştirmeyi teklif dahi edemez, ettiği anda oto kontrol mekanizmaları devreye girer ve bu hükümeti bertaraf eder. Yani Derin Devlet geleneği olan ülkelerde istihbarat örgütleri ve Derin Devlet Başbakana veya seçilen hükümete bağlı değildir. Aksine seçilen hükümet önüne konulan, yıllardır planlanmakta olan projeleri yapmak zorundadır. Demokrasi ve seçimler ise halkı kandırmak ve uyutmak için kurulmuş bir panayır tiyatrosunun bir parçasıdır; halk Romalılar zamanındaki sirk oyunlarına benzer bir biçimde top-pop-böcek-çiçek-seks-uyuşturucu-alkol-nikotin-prozac-kokain-psikiyatrik ilaçlar ile uyutulurken bir yandan da yöneticilerini seçiyormuş özgürlüğünü tadıp, beyinlerinde bir ‘demokrasi illüzyonu’ yaşarlar. Gerçek demokrasi bugün ne Avrupa ülkelerinde, ne Amerika’da, ne de Asya’da mevcuttur. Eski totaliter rejimlerin transformasyona uğramış, yumuşatılmış biçimleri tüm ülkelerde stratejileri ve politikaları şekiller. Örneğin ABD’de Cumhuriyetçi Parti veya Demokrat Parti’den gelenlerin hepsi birbirinin aynıdır ve ABD Derin Devlet yapılarından birisi olan CFR üyesidirler. Ama Amerikan Derin Devletinin Ulusalcı olduğundan pek bahsedilemez, çünkü ABD’de bir ULUS-Devlet’ten ziyade Şirket-Devlet vardır ve ABD Derin Devleti tarafından Devletin ve halkın Ulusal Güvenliği değil, zengin küresel elitin ve ailelerin güvenliğinin korunması esastır. [1]
Bir ULUS olunabilmesi için, Ulusalcı bir Derin Devlet olması şarttır, çünkü devletlerin güvenliği ile ilgili herşey halka veya basına açıklanamaz. Bazı bilgilerin ve aksiyomların, ilkelerin gizli işlenmesi gereklidir. Bunun içinde vatansever ve çok namuslu, kendileri için çalışmayan sadece o ulusun geleceğini düşünen kişilerin oluşturmuş olduğu yapılar gereklidir. Bu bürokratik, bilimsel sistem ise kendi yüzlerini sadece televizyonlarda göstermiş olan ve halkın basit parametrelerle seçmiş olduğu temsilcilerle sağlanamaz. Örneğin halk Yüksek Askeri Şuradaki 15 Orgeneralin adını dahi bilmez, yüzünü bir kez görmemiştir, ama ülkenin savunma kaderini oluşturacak olan kararlar bu Orgeneraller tarafından verilmektedir.
Kanlı devrimlerle kurulmuş olan temel sistemler ise kayıtsız şartsız korunur. Kemalist Devrim de Fransız veya Amerikan Devrimi gibi kanlı bir devrimle kurulmuş, bunun için bir İSTİKLAL Mücadelesi verilmiştir. 1789 Fransız Devrimiyle kurulmuş olan Fransız Cumhuriyetine başbakan veya bakanlar kurulu krallığı getirmek isterse, gizli bir teşkilat tarafından yok edilirler veya tasviye edilirler. Ama İngiltere’de krallık olmasına rağmen, o da semboliktir, İngiltere Krallığı ve asilzadeleri de içine alıp kullanabilen bir Derin Devlet yapısını yüzyıllara dayanan felsefe, birikim, kanunlar, teoriler ile sağlamıştır. Oxford Üniversitesinde çalışırken, 700 ve 800’lü yıllara ait üniversite binaları gördüm, türlü gizli örgüt işaretleri ile bezenmişlerdi; hayretle içlerinde dolaştım, o zamanlar yapılan dersleri, okutulan kitapları inceledim; Radclyffe (ki Gül Haç Gizli örgütünün Büyük Üstadıdır) kütüphanesinde el yazması o devirlere ait eski İngilizce ile kaleme alınmış türlü kitaplar gördüm. Herşey bir gizem, gizli geçmiş ve meçhul tarih kokuyordu. Ayrıca 13-15. yıllara ait binalarda ise sayısız masonik işaret ve sembol vardı. Cecil Rhodes tarafından da zaten Round Table isimli gizli örgüt bu şehirde, bu birikime dayanarak kurulmuştur. Round Table İngiliz Derin Devletini ve İngiliz CFR’si olan Royal Institute for International Affairs isimli teşkilatı kuran yapıdır[2].
Round Table[3]:
Round Table geçmişini John Birch society, Tapınak Şovalyeleri, Malta Şovalyeleri ve ‘Belmont Kardeşliği’ (Belmont Brotherhood) gibi örgütlerden alan çok gizli bir cemiyettir. İlk ismini Kral Arthur’un esfanevi Yuvarlak Masa (Round Table) şovalyelerinden almaktadır. Round Table bugün pek çok ülkeye dağılmış ve diğer gizli cemiyetlerle işbirliği içindeki çok gizli bir cemiyettir.
Çok zengin İngiliz yahudisi Cecil Rhodes ve Alfred Milner tarafından temeli atılmıştır. Cecil Rhodes Güney Afrika’da elmas ve maden ticareti ile zengin olmuş bir küresel elittir. Round Table’ın temel felsefesi Malthus doktirinine ve dünyadaki popülasyonun artış hızı ile tüketim maddelerinin artış hızının aynı olmaması sonucunda, bu dünyada fakir ulusların ortadan kaldırılması ve Eugenics ile üstün bir ırk yaratılması prensibine dayanmaktadır. Bu nedenle de tüm üretim malzemelerini ve tüm finans sektörünü ve de bilimi ele geçirmek gereklidir. İdeoloji sosyal Darwinizm’den, John Ruskin’den, Jan Jack Roussoe’dan ve Plato’nun DEVLET’inden gelmektedir. Hedef polis devletiyle yönetilen bir yapı kurarak bu yapının üstün ırkı hakim kılması ve dünyadaki diğer ırkları yokederek, kalanları da köleleştirerek tek dünya devletini ve hükümetini elde etmesidir[4]. Bu ideoloji aslında Yahudi gizli cemiyetlerinde, CFR’de, Bilderberg’de, Trilateral Komisyonda ve diğer yapılarda da vardır. Bu cemiyetlerin hepsi masoniktir ve masonlarla içiçedir[5].
Cecil Rhodes zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldikten sonra Oxford’da Apollo Universite 357 olu locasında 17 Nisan 1877’de tekris (inisiye) edildi. Aynı locada üstad mason oldu. Yine Oxford’da 4-33 arasındaki derecelere sahip Skoç Ritinde 30. derece Rose Croix (Gül Haç) Prensi derecesine erişti.
Cecil Rhodes 1877’de temel hedeflerini yazdığı bir kitapta ilk hedefinin çok gizli bir cemiyet kurmak olduğunu söyler. Temeli İngiliz masonluğuna ve İlluminati’nin o zamanki kalıntı bilgilerine dayanan bir cemiyet kurar. Bütün mal varlığını da Lord Nathan Rothschild isimli başka bir masona bırakır. Skulls and Bones nasıl WASP (beyaz, Anglosakson ve Protestan) ırkçılığına dayanıyorsa, Round Table da tamamen İngiliz ve Anglo Sakson ırkçılığına dayanır. Hedef tüm dünyayı Anglo Saksonların hakimiyetine almaktır. Toynbee Salonu isimli özel bir inisiasyon yerinde Rudyard Kipling, Arthur Balfour, Lord Rothschild ve ‘Milner Kindergarten’ grubu adındaki Oxford mezunu bazı masonları da içine alan bir gizli cemiyet kurulur. Bu gizli cemiyet 1909 yılında ROUND TABLE adını alarak faaliyete başlar. Skulls and Bones Society’den 77 yıl, İlluminati’den 120 yıl sonra kurulan bu cemiyetten 3 yıl sonra da Almanya’da Hitler’in de üye olduğu Thule cemiyeti kurulacaktır. Round Table İngiliz istihbaratının temelini teşkil eden çatının ve Büyük Britanya İmparatorluğunun emperyalizminin başarılabilmesi için çok gizli ve dev bir istihbarat sistemi kurulması için çalışır.
Gerek Skulls and Bones Society’nin ve gerekse Round Table’ın çalışmaları üç önemli oluşumu yaratacaktır:
1) The Royal Institute for International Affairs-RIIA (Kraliyet Dış İlişkiler Enstitüsü). 1919. Bu CFR’nin İngiliz versiyonudur.
2) CFR (Council on Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi) 1921’te Rockefeller ve J.P. Morgan ve diğer ailelerin eşliğinde New York’ta kurulur.
3) Institute of Pasific Relations (IPR). 1925’te kurulmuştur ve Pasifikle bağlantılı 25 ülkeyi içerir.
H. G. Wells isimli ünlü yazar da Round Table üyesi olacak ve dünyayı yönetecek olan dev bir masonik gizli örgüt stratejisinin temel ideolojisinin oluşturulmakta olduğundan bahsedecektir. H. G. Wells’e İngiliz Derin Devletinin ve İstihbarat çarkının oluşumunda ve felsefesinde yardımcı olacak çok fazla yazar vardır. Aldous Huxley’den, Adam Smith ve George Orwell’a, Lewis Caroll’dan, Karl Popper, Bertrand Russel ve Hegel gibi felsefecilere kadar pek çok yazar gerek romanları, araştırmaları ve felsefeleri ile gerekse bu teşkilatların içinde yaptıkları faaliyetlerle dev bir birikim oluşturmuşlardır. Yani İngiliz, Amerikan ve Fransız Derin Devletleri çok kolay kurulmamıştır. Batı’nın Derin Devletleri bilim adamlarından, felsefecilerine, kimyacısından, istihbaratçısına ve romancısına kadar kollektif bir çalışmanın ürünüdür. Sosyal sistemlerin sistematiği, insanın detaylı incelenmesi, sosyal yapıların ve insanların irdelenmesi, türlü sosyal deneyler ve bilimsel binlerce veri bu Derin Devletlerin oluşmasında rol oynamıştır.
Daha sonra Amerika’da da örgütlenen bu Round Table’a üye olanlar arasında
Morgan, Rockefeller ve Carnegie. Col. House, Paul Warburg and Benjamin Strong da kurucu üye olarak eklenecektir. Princeton Enstitüsündeki Institute for Advanced Study de Round Table’ın bir parçası haline gelecektir. Diğer Amerikan üyeleri arasında Thomas W. Lamont (J.P. Morgan), George Louis Beer, Walter Lippmann, Frank Aydelotte, Whitney Shepardson and Jerome D. Greene gibi ünlü isimler bulunmaktadır. Ama bu cemiyet için önce masonik eğitimden geçmek ve mason olmak esastır. Tabii bu cemiyetler içinde birbirleriyle kesişim içinde olanlar da mevcuttur. Yani hem CFR ve RIIA üyesi olup hem de Bilderberg veya Skulls and Bones üyesi olan vardır [6]. Bu örgüterin en tepesinde ise Siyonist gizli yapılanmalar vardır, zaten bahsedilen kişilerin büyük çoğunluğu da Yahudidir. Bu gizli örgütlerde adı geçen herkes istihbarat örgütleri ile de piramitsel ağın içinde bağlıdır. Bu piramitsel ağ 1600’ler ile 2000 arasındaki 400 yıllık dönemde, eski uygarlık ve medeniyet üzerine oluşturulmuştur. Tabii ki bu medeniyet ve birikimin içinde Yahudi felsefesi ve katkısı korkunç fazladır.
İngiliz Derin Devleti:
İngiliz Derin Devleti uzun yüzyılların deneyimine, bilimine, yazılı kanunlarına, gizli talimnamelerine, gizli yöntemlerine dayanmaktadır [7]. Örneğin bir zamanlar üzerinde güneş batmayan Britanya İmparatorluğunda istihbarat geleneği temelde iki alt kültüre dayanır, bunlardan birisi Fransa ve Vatikandan 13. yüzyılda kaçarak İngiltere’ye yerleşmiş Tapınak Şovalyelerinin kurmuş olduğu gizli masonik ritlere, bir diğeri ise Yahudilerin o dönemlerde Katolik zülmünden kaçarak Britanya’da oluşturdukları ve yer yer Skoç riti isimli masonik teşkilatlarla içiçe girmiş olan gizli yapılara. İngiltere’de mason teşkilatları ve locaları sonra gizli polise, Scotland Yarda ve de MI5 (Military Intelligence 5-iç istihbarat) ve MI6 (Military Intelligence-6- dış istihbarat) isimli teşkilatlara dönüşeceklerdir. MI5 ve MI6 daha isimleri veya varlıkları yeni kabul edilen teşkilatlardır. Yıllarca varoldukları bile reddedilmiştir. Şunu unutmayınız ki, Gizli Örgüt yapılanması olmadan, bir istihbarat örgütü teşekkül ettirilemez. Hemen hemen tüm Anglo Sakson ve Yahudi istihbarat örgütlerinin temel teorisinde, yöntemlerinde ve talimnamelerinde bir gizli örgüt yapılanması vardır. MI5, MI6’te veya adını bilmediğimiz istihbarat örgütlerinde yüksek noktalara gelenler gizliliği çok iyi kullanan kişilerdir ve çoğu Üst düzey masondurlar. Bu çark aşağıda ifade edildiği gibi çalışır. Bu figürde piramitsel yapıların hangi noktalarına hangi örgüt veya teşkilatlardan gelenlerin etki ettiğine farklı okları takip ederek bakınız.
İngiliz istihbaratı için geçerli olanlar Fransız istihbaratı ve tarihin en güçlü istihbarat teşkilatlarından Alman İstihbaratı için de geçerlidir. Alman İstihbaratı İlluminati’nin (kuruluş 1779) bir devamı olan Thule cemiyetinin (kuruluş 1912) SS’lere dönüşmüş halinin bir devamıdır ve CIA’in kuruluşunu çok etkilemiş ve şekillemiştir.
Amerikan istihbarat örgütleri ise kökeni 1600’lü yılllara dayanan Yahudilerin ve Anglosaksonların içiçe yer de aldıkları bazı gizli cemiyetlerden ve ailesele yapılanmlaradan kökenini alır ki, bunlardan en önemlileri Masonik Ritler, Skulls and Bones Society, Scroll and Key, Atlantic Council, Bohemian Grove (Bohem Klübü), Amerikan Round Table’ı, çeşitli Fraternity Klüpleri ve adı bilinmeyen başka gizli teşkilatlardır. Bunlar 1921’de CFR isimli Yahudilerin kurduğu bir teşkilat oluşturunca, CFR de önce OSS (Office of Strategic Services) ve daha sonra FBI, CIA ve NSA’i kuracak ve bununla kalmayacak bir 30 civarında adı bilinen veya bilinmeyen istihbarat örgütünü bunlara ekleyecektir.
Bu örgütlerin hepsinde derin bir gizli örgüt ve masonik ilke tarihi veya ideolojisi bulunur ve Round Table’daki ‘popülasyonu azaltma’ ve ‘dünyaya kayıtsız şartsız hakim olma’ fikri bunların hepsinde mevcuttur. O nedenle emperyalist ve vahşi kapitalist bir dünya görüşleri vardır. Dünyadaki ülkeler ve sömürdükleri ülkeler üzerine yaptıkları planların bir sistematiği vardır. Planlar uzun süreli (50-100 yıl için) yapılırlar. Ayrıca kendi içlerinde gizli Anayasalar, Kanun Hükmünde kararnameler (executive orders) ve tonlarca gizli talimnameleri vardır. Türkiye’de bir zamanlar MGK’da var olan gizli anayasa KIRMIZI KITAP gibi pek çok talimnameye sahiptirler. 2003’ten sonra Türkiye’deki hükümet ve yabancı Derin Devletler bizim Kırmızı Kitabımızdaki tüm ilkeleri ve KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZİ yerle bir etmişlerdir, MGK istihbarat şemsiyesi olma etkisini yitirmiştir). Bilimi ve kara bilimi[8] bu istihbarat örgütleri ve Derin Devletler çok mükemmel biçimde kullabilmişlerdir.
Bunun örneğini Prenses Diana’nın ölümünde gördük, Mısırlı zengin bir müslüman olan Dodi Fayad’ dan hamile kalan kraliyet soylusu Prenses Diana’nın bu çocuğu doğurmasına İngiliz Derin Devleti izin vermemiş, kocasını aldatmasının ve gayri meşru hamileliğinin cezasını hayatıyla ödemiştir ve siyah mercedes uzaktan freni kilitlenerek kaza yapmıştır. Sonuçta çok usta bir suikastle, İngiliz gizli Derin Devlet ilkelerine aykırı hareket eden Prenses Diana yok edilmiştir. Aynı şekilde JFK de, Amerikan Derin Devleti ile çelişince iki sniper’ın önlü arkalı ateşine maruz kalmış ve konuyla ilgisi olmayan Lee Harvey Oswald yakalanıp halka katil diye tanıtılmış, ama tam soruşturma günü o da öldürülmüştür, sonra onu öldüren de ortadan kaldırılmıştır.
Eğer bizdeki yöneticiler gibi kişiler Almanya’da var olsalardı ve Alman kimliğini bir alt kimliğe indirgemeye çalışıp, yerine ALMANYALILIĞI getirmeye çalışsalardı, kaderleri Anayasayı her halikarda korumak için kurulmuş olan BND tarafından JFK’ye benzetilirdi. Ceza bu kadar olmasa da, en azından tasviye edilirlerdi. Türk devletinin ve rejiminin değiştirilmesine yönelik faaliyetler engellenemiyorsa, Cumhuriyet Devrimleri ve Atatürkçülük karşıtları, hep suç işleyenler, yolsuzluk yapanlar baş tacı edilip, hep hortumcular ve mafyayla uyum içinde yaşayanlar yükselip, varlıklarını sürdüryorlarsa[9] Türkiye’de Ulusalcı bir Derin Devlet olmadığı sonucunu zaten çıkarıyoruz. Ama Almanya’da,İngiltere’de, Amerika’da, Fransa’da, İskandinav Ülkelerinde ve diğer pek çok gelişmiş ülkede nasyonalist bir Derin Devlet mevcuttur, hatta bu nasyonalist Derin Devlet Türkiye gibi Ülkelerin içine nüfuz eder ve onların da ‘sözde Derin Devletlerinin’ bir parçası haline gelir. Türkiye’de Derin Devlet olarak isimlendirilen mafyöz yapının içinde Amerikan, İngiliz, İsrail, Alman, Fransız Derin Devletlerinin, gizli örgütlerinin ve istihbarat yapılanmalarının mutlaka bir uzantısı mevcuttur. Masonik teşkilatların tümü böyle uzantıların bir farklı transformasyonu ve oluşumu olduğu için mutlaka yabancı Derin Devletlere hizmet ederler. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk mason teşkilatını 10 Ekim 1935’te kapatmıştır.
Türkiye’de Gizli Örgütlere Bağlı Bir İstihbarat Yapısı İngiliz Sisteminde Olduğu Gibi Var mıdır?
Türkiye’de gizli örgütlere bağlı bir istihbarat yapısı Osmanlı zamanında vardı. Zaten Türkiye Cumhuriyetini bu yapı, 30 bin subay ve sivilden oluşan Teşkilat-ı Mahsusa kurmuştur. Osmanlıda gizli bir Devlet vardır ve İttihat ve Terakki hareketiyle birlikte gelişmiş, Türkçülük de bu dönemde ortaya çıkmıştır[10]. İlginç olan şudur: CIA ve NATO gladyo ve gayri nizamı harp yapılanmasını araştırırken tamamen Teşkilatı Mahsusayı örnek almış ve bunu bize karşı kullanmıştır, üstelik Teşkilatı Mahsusa’dan Eşref Kuşçubaşı hakkında Princeton üniversitesinde tezler bile yaptırılmıştır[11]. Bizim kurduğumuz istihbari, özel harp sistemi bizi yok etmek için ABD ve Batı ülkeleri tarafından iyice incelenmiş ve kullanılmıştır[12]. Bunun nedeni Sabetaycı Masonik örgütlenmenin Atatürk’ün ölümünden sonra Ulusalcı olmaya çalışan Türkçü Derin Devleti yok etmeye çalışmasıdır. Çünkü Türkçü ve Milliyetçi bir Derin Devlet her zaman için bugünkü İsrail’in ve yakında kurulacak olan Büyük İsrail’in kurulmasına izin vermezdi. Masonlar ve Sabetaycılar (bu kurumlar içiçe geçmişlerdir, aslınca Sabetaycı Masonik Örgütlenme demek daha doğru olur!) sadece Siyonizme hizmet ettikleri içindir ki, böyle bir yapılanmaya izin vermemişler, sinsi biçimde devletin içine sızmışlar ve istihbari yapılanmaların bu amaçlar için çalışmalarını engellemişlerdir. Bugün MİT’in içinde Galatasaray Liseli ve Mason pek çok istihbaratçı vardır! Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri bir önlem almazsa, bu gidişle 4-10 yıl içinde parçalanacaktır. Bizden sonraki kuşağa bırakmamız gereken ise masonlarınkinden daha güçlü bir Türkçü ve Ulusalcı Derin Devletin temel ilkeleri, hususları, talimnameleri ve temel anayasaları, aksiyomatik sistemi ve tüzükleri olmalıdır. Bunu Atatürk döneminde yapamadığımız için veya yapılan yok edildiği için bugün bu kadar kötü durumdayız.
Bababım babası Habip bey’in Teşkilatı Mahsusa’daki Makedonyadaki maceralarını ve Balkan savaşında nasıl yaralandığını, sonra nasıl gelip göçmen olarak Adana’ya yerleştiğini babamdan ve amcamdan çocukken dinlerdim; Habip bey akciğerinde yıllarca taşıdığı ve o günkü tıp şartlarında ameliyatla çıkarılamayan kurşun yüzünden babam çocukken vefat etmişti. Yani bizim kültürümüzde de her ailede bu gizli yapılanmalara ve eski örgütlere ait izler, kollektif bilinç dışına ait nüveler mutlaka vardır. Biz Çılgın Türklerin en önemli özelliği egemenliğimize çok düşkün olmamızdır, bizler birer BOZKURTUZ veya Steplerin KURDUYUZ. İki kuşak geriye gittiğimde ailemde 1. Dünya savaşı, Balkan Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve Kore Savaşına ait en az 7 kişinin emek harcadığını ve/veya şehit olduğunu görüyorum. Her Türk ailesinde bu vatanı kurmak için böyle şehitler veya subaylar, askerler mevcuttur. Bu vatan, kolay kurtulmadı, kolay kurulmadı ! Böyle bir yakın tarihe sahip bizler, bu ülkeyi Kürtçülere, İngiliz, İsrail, Avrupa Birliği ve ABD uşaklarına bırakmayız, bırakmayacağız!
Gizli örgüt ve istihbarat teşkilatı geleneği olmadan Osmanlı’nın yerine yepyeni bir sistematiği olan bir devlet kurulamazdı. Gerek Bektaşi ve Yeniçeri, gerek alevi geleneğinde, gerekse Mevlevilikte, gerekse Türklerin reforme ettikleri İslam geleneklerinde benzer gizli örgüt yapılanmaları vardır; bu topraklardaki gizli örgüt yapılanmalarını taa Hasan Sabbah’ın Batıniler grubuna kadar götürebiliriz.
Teşkilatı Mahususa daha sonra Mim Mim teşkilatına, sonra da MAH’a dönüştü. Daha sonra da CIA’in ve MOSSAD’ın verdiği teknik ve ekonomik destekle MİT 1965 yılında kuruldu[13]. Halen buraya kadar bizim istihbarat örgütlerimiz sağlam ve Türkçüydü. Üstelik Türk Silahlı Kuvvetleri de her zaman Kemalist özelliğini koruyordu ve Ulusalcı çizgide Türkiye için bir sigortaydı. Türkçü Derin Devletin aşağıdaki unsurlardan oluşması beklenirdi, eğer aşağıdaki sistem olsaydı, mafyaya veya Abdullah Çatlılara veya benzeri çetelerle ilişkilere hiç ihtiyaç kalmazdı. Çünkü o çetelerin içine yabancı Derin Devletler ve istihbarat örgütleri sızmışlardır. Bu kısır döngü NATO’ya girmekle başlamış ve daha sonra güçlenerek artmıştır. NATO tüm üyeleri arasında STAY BEHIND (veya SuperNATO, Gladyo) isimi gölge ve gizli örgütlerle infiltre olmuş ve kara para ile korkunç operasyonlar yapmıştır [14]. Yapılan yüzlerce ikili gizli anlaşma TSK’yı ve Türk İstihbaratını NATO’ya ve NATO’nun gizli örgütlerine bağlamıştır. Danıştaya 17 Mayıs 2006’da yapılan saldırının Gladyo adını da taşıyan bu yapı tarafından planmış olma ihtimali vardır, ya da bu saldırı şeriatçı örgütler tarafından planlanmıştır.
Burada değinilmesi gereken bu örgütler nasıl olup da böylesine etkin olmuşlardır, Derin Devletler nasıl bir anatomik yapıya ve nasıl teşkilatlanmalara sahiptirler? Amerika, Almanya ve İngiltere’deki yapıları temel alarak biraz spekülasyon yaparsak, Türkiye’deki istihbarat sorununu ve neden istihbaratın yeterli olmadığını anlarız.
Emperyal Derin Devletlerin yapılarından yola çıkarak bizim de ideal bir Türkçü ve Ulusalcı Derin Devletimiz olsaydı nasıl olmalıydı dersek, ve kısaca bu Derin Devletin ilkelerini, alt teşkilatlarını sıralarsak kısaca şöyle bir yapıdan bahsedebiliriz. Burada bahsedilen diğer Batılı emperyalist ülkelerindeki mevcut Derin Devlet mekanizmalarında yer alan sistemler ele alınarak düşünülmüştür:
1) Gizli ve bilinmeyen bir çok güçlü istihbarat teşkilatı, en tepeden herşeyi gözleyen bir teşkilat olarak (Amerika’daki NSA gibi). Bu Ulusal Güvenlik Teşkilatı olarak % 60-70’i subaylardan, % 30-40’i ise sivillerden oluşmalıydı. Bu teşkilat hem istihbari, hem operasyonel olmalıydı.
2) Ulusalcı ve rejimi, anayasayı kayıtsız şartsız koruyan bir Milli İstihbarat Teşkilatı. Sadece dış istihbarat toplamak hedefinde olan, CIA benzeri. Yurt içinde sadece istihbari. Ama yurt dışında istihbari ve operasyonel. Ayrıca MİT’in başbakanlığa bağlı olması ciddi bir hatadır. Türkiye gibi bir ülkede MİT kesinlikle bir konseye karşı sorumlu olmalıdır.
3) Türk Silahlı Kuvvetleri. Hem İstihbari, hem Operasyonel.
4) Askeri istihbarat (JİT, Kuvvet İstihbaratı, Genelkurmay İstihbaratı). Hem istihbari, hem operasyonel olmalıydı.
5) Gizli bir kontr-espionaj teşkilatı. Türkiye üzerine oynanan tüm Sivil Toplum Örgütlerinin oyunlarını, Sevr oyunlarını, espionaj faaliyetlerini çözebilecek ve engelleyebilecek bir yapıya kavuşturulmalıydı. Bilimsel ve ekonomik istihbarata karşı koyabilecek bir yapıya büründürülmeliydi.
6) Yönetmekte olan siyasi iradenin etkisinde olmayan ve bağımsız bir polis gücü ve bağımsız ve lokal konularla ilgilenen bir Emniyet İstihbaratı. Bu teşkilat TSK veya Ulusal Güvenlik Teşkilatına bağlı olmalıydı ve hiç bir hükümet bu yapı içinde kişisel veya siyasi amaçlara göre kadrolaşamamalıydı.
7) Yaptırım gücüne ve operasyonel bir istihbarat örgütüne sahip ANAYASA MAHKEMESİ.
8) Tamamen hükümetlerden ve politikadan bağımsız bir ADALET BAKANLIĞI
9) Adalet Bakanlığına bağlı Amerika’daki FBI benzeri bir iç istihbarat örgütü; Kamu Güvenliği Teşkilatı (KGT). Adli Tıp Kurumları ve sistemleri de buna bağlanmalıydı. Operasyonel ve istihbari.
10) Hükümetlerden bağımsız bir YARGITAY, DANIŞTAY ve SAYIŞTAY.
11) Bilim ve Teknoloji istihbarat teşkilatı ve politikalardan etkilenmeyen bir BİLİM Bakanlığı. Bilim insanlarını en optimize ve en ulusal çıkarlara yararlı kullanabilmeyi amaçlayan bu teşkilatın hedefi bilimi, savunma endüstrisini, teknolojiyi TÜBİTAK gibi ona bağlı kurumlarla birlikte geliştirmek olmalıydı. TÜBİTAK’ın Başbakanlığa bağlı olması yanlıştır.
12) Yukarıdaki ilişkileri koordine eden ve hükümetten ve politikacılardan tamamen bağımsız bir Milli Güvenlik Kurulu (MGK). MGK askeri üyeler tarafından yönetilmeli ve dev bir düşünce kuruluşu (think thank) niteliğinde olmalıydı. MGK’da konularda uzman pek çok danışman, subay, bilim insanı ve istihbaratçı bulunmalıydı.
13) Yukarıdaki tüm kuruluşlara yardımcı olan ve yabancılardan finans almayan ve de Devlet tarafından desteklenen Sivil Toplum Kuruluşları, Enstitüler ve Düşünce Kuruluşları.
14) Yukarıdaki tüm yapılardan oluşacak konseyleri içinde barındıran ve kendisi de bir kişinin yönettiği bir mevki olmayan Cumhurbaşkanlığı Konseyi. Yani Cumhurbaşkanlığı 3 kişilik bir konseyden oluşmalı ve Cumhurbaşkanlığı makamı yukarıdaki tüm kurumlara ait, oralarda çalışmış ve oralarla bağlantılı kişiler tarafından kurulan başka konseylerle içiçe çalışmalıydı. Bugün bir tek genel sekreter bile tüm Cumhurbaşkanlığındaki her işi kontrol altına alabilmektedir. Hiç bir oto kontrolü olmayan sistemde, bu kadar kritik karar verme mercii olan bir sistem bir kişinin emrine ve otoritesine bırakılamaz!
15) En önemlisi KIRMIZI KİTAP gibi gizli bir ANAYASA ve gizli bir TÜRKÇÜ ve ULUSALCI DERİN DEVLET TALİMNAMESİ, TÜZÜĞÜ, İLKELERİ.
16) Yukarıdaki gruplara insanlar yetiştiren gizli bazı yöntemleri olan, masonlar gibi çalışan ama Türkçü ve hedefi Birleşik Türk Cumhuriyetleri Birliğini kurmak olan dernekler, vakıflar ve gizli örgütler zinciri ve havuz teşkilatları.
Şimdi Türkiye’deki istihbarat ve Adalet yapısını irdelersek ve bir de puanlarsak.
Şöyle diyelim. 0: hiç yok. 1: orta 2: iyi 3: çok iyi. -1: Türkiye’nin aleyhine çalışıyor. Bu modele göre gerçek bir Ulusalcı ve Türkçü Derin Devletiniz olması için 48 tam puan almanız gerekirdi.
1) Ulusal Güvenlik Teşkilatı gibi bir teşkilat yoktur. Bugün hayalini bile kurmak mümkün değildir. Yoktur. Puan 0.
2) Milli İstihbarat Teşkilatından askerler ayrıldıktan sonra bu sistem eski etkinliğini yitirmiştir. Bu teşkilatın içine MOSSAD, BND ve CIA sızmıştır. Yani teşkilat enfektedir. Bilgiler yabancılar için toplanmakta ve dışarı gitmektedir. MIT’in ancak % 30-35 gibi bir kesiminin ulusalcı olduğunu kabul edersek, geri kalanlar zaten umutsuz ve mutsuzdur. Son aylarda MİT’ten ayrılmalar doruğa çıkmış ve son bir yılda MİT’ten 800’e yakın kişinin ayrıldığı rivayetleri dolaşmaya başlamıştır. Bu koşullara göre bile MİT’in çalışma performansı ve yetkinliği, yurtseverliği beklenenden çok daha iyidir Puan 2.
3) Türk Silahlı Kuvvetleri. Hem İstihbari, hem Operasyonel. Varlığını sürdürmektedir. Ama NATO’nun emrinde olduğu sürece NATO’nun istekleri doğrultusunda karar vermek zorunda kalmaktadır. Yüzlerce gizli ikili anlaşma ile NATO’ya bağlanmış durumdayız. Ama bir tehdit anında TSK Atatürkçü ve Ulusalcı çizgiye gelir, gerekirse NATO ile karşı karşıya da gelebilir. Puan 3.
4) Askeri istihbarat (JİT, Kuvvet İstihbaratı, Genelkurmay İstihbaratı). Hem istihbari, hem operasyonel olmalıydı. Genelkurmay İstihbaratı ve Jandarma istihbaratı ve MIT’in bir bölümü olmasaydı zaten bu ülke çoktan çökmüştü. Ülkenin ve rejimin varlığının en önemli güvencesi Jandarma istihbaratıdır. Ama Emniyet İstihbaratı sanki düşmanmış gibi Jandarma istihbaratıyla sürekli ters düşmektedir. Puan 3.
5) Gizli bir Kontr-Espionaj Teşkilatı. Mevcut değildir. Puan 0.
6) Yönetmekte olan siyasi iradenin etkisinde olmayan ve bağımsız bir polis gücü ve bağımsız ve lokal konularla ilgilenen bir Emniyet İstihbaratı. . Baştan rafine edilmeleri ve Ulusal Güvenlik Teşkilatı veya Kamu Güvenliği Teşkilatı gibi bir üst kuruma bağlanmaları gerekir. Şu andaki emniyet istihbaratı ve polis teşkilatı siyasetin ve politikacıların baskısı ve emri altındadır. Emniyet İstihbaratının ise Fettullahçıların denetimi altında olduğu söylenmektedir. Şeriatçı Tarikatların ve Cemaatlerin üyelerinin polis teşkilatında olduğu iyi bilinmektedir. Puan:1
7) Yaptırım gücüne ve operasyonel bir istihbarat örgütüne sahip ANAYASA MAHKEMESİ. Anayasa mahkemesinin pek bir yaptırım gücü mevcut değildir. İptal ettiği kararlar ne yazık ki hükümetler tarafından uygulanmamaktadır. Puan: 2.
8) Tamamen hükümetlerden ve politikadan bağımsız bir ADALET BAKANLIĞI. Adalet bakanlığı tamamen hükümetin etkisindedir ve yargı bağımsız değildir. Puan: 1
9) Adalet Bakanlığına bağlı Amerika’daki FBI benzeri bir iç istihbarat örgütü; Kamu Güvenliği Teşkilatı (KGT). Adli Tıp Kurumları ve sistemleri de buna bağlanmalıydı. Operasyonel ve istihbari. Yoktur. Puan: 0
10) Hükümetlerden bağımsız bir YARGITAY, DANIŞTAY ve SAYIŞTAY. Vardır ve iyi çalışmaktadırlar, ama oralarda da politik kadrolaşma mevcuttur. Bu yazı hazırlanırken, Devletin en önemli kurumu olan Danıştay 2. Dairesine şeriatçı bir manyak silahla girip, bir hakimi öldürüp, dört hakimi yaralayarak, Türk Devletinin içinde kapanması mümkün olmayan ve tarihte görülmeyen bir yara açmıştır. Puan: 2
11) Bilim ve Teknoloji istihbarat teşkilatı ve politikalardan etkilenmeyen bir BİLİM Bakanlığı. Yoktur. Puan: 0. Bir zamanlar güçlü olan TÜBİTAK tamamen kadrolaşma fırtınasına katılmıştır.
12) Yukarıdaki ilişkileri koordine eden ve hükümetten ve politikacılardan tamamen bağımsız bir Milli Güvenlik Kurulu (MGK). Tüm yetkileri kısıtlanmıştır. Siviller tarafından yönetilmektedir. Bu yanlıştır. Yeterli çalışamamaktadır. Puan:2
13) Yukarıdaki tüm kuruluşlara yardımcı olan ve yabancılardan finans almayan ve de Devlet tarafından desteklenen Sivil Toplum Kuruluşları, Enstitüler ve Düşünce Kuruluşları. Bırakın destek olmayı bu ülkeyi çökertmek üzere çalışan Soros, NED destekli vatan haini bir sürü Sivil Toplum Kuruluşu mevcuttur. Puan: -1
14) Cumhurbaşkanlığı Konseyi yoktur: Ama Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer rejimi ve Anayasayı korumak için elinden geleni yapmaktadır. Puan: 2
15) En önemlisi KIRMIZI KİTAP gibi gizli bir ANAYASA ve gizli bir TÜRKÇÜ ve ULUSALCI DERİN DEVLET TALİMNAMESİ, TÜZÜĞÜ. Bu gibi sistemleri kuran MGK ile birlikte çalışan gizli bir Düşünce Kuruluşu. Böyle bir şey artık yoktur. Siyaset Belgelerinin bile neredeyse pek hükmü kalmamıştır. Uzlaşmazlıklar vardır. Puan: 0
16) Yukarıdaki gruplara insanlar yetiştiren gizli bazı yöntemleri olan, masonlar gibi çalışan ama Türkçü ve hedefi Birleşik Türk Cumhuriyetleri Birliğini kurmak olan dernekler, vakıflar ve gizli örgütler zinciri ve havuz teşkilatları. Yoktur. Puan : 0
Türk Derin Devleti olması gereken yapı 48 tam puan üzerinden sadece 17 puan alabilmektedir; 100 üzerinden sadece 35 puan. Yukarıdaki unsurları ele alırken hem Alman, hem İngiliz, hem de Amerikan Derin Devletlerinde olan mekanizmaları üstelik de daha da azaltarak ele aldım. Bu teşkilatların henüz anatomisidir! Henüz çalışma verimliliğine, çalışma sistemine ve fizyolojisine geçmedik ya da bu aktiviteyi puanlamadık. Yani anatomik olarak Ulusalcı ve Oto Kontrolü Olan Türk Derin Devleti eksiktir veya yoktur. Ya da bir gulyabaniye benzemektedir. Olması gereken temel mekanizmaların % 65’i yoktur. Kolları, bacakları, gözleri, burnu, kulakları olmadan sadece gövde olarak doğmuş bir bebeğe benzemektedir. Türk istihbaratı ise sadece JİT’in, ve de kısmen MİT’in başarısıyla ayakta durabilmekte, ama AIDS olmuş bir hastaya benzemektedir. Çünkü aynı AIDS virüsünde olduğu gibi yabancı organizmalar veya antijenler vücuda girmişler, vücudu çökertmeye çalışmaktadırlar. Ama bunlara karşı önlem alabilecek bir antikor sistemi veya oto savunma sistemi yoktur, her türlü ajan her yerde cirit attığı halde engellenememektedirler, PKK terörü sürekli azdığı halde bitirilememektedir. Eski bir aşiret reisi burnumuzun dibinde bir Kürdistan Devleti kurmuştur, Kuzey Kurdistan’ın kurulması da yakındır. Türkiye Cumhuriyeti AIDS olmuş bir hasta gibi bağışıklık sistemi olmadığı için ya kansere yakalanacak, ya da basit enfeksiyondan yaşamını yitirecektir. Çok kalmamıştır, bilemediniz 4 yıl, şansı varsa 14 yıl! Bizim hedefimiz yeni kurulacak veya 2. Kurtuluş şavaşı ile yıkılmaktan kurtulacak yeni devletin temel kurumlarını, ilkelerini, hedeflerini, temel niteliklerini, anayasalarını, tüzüklerini, talimnamelerini ve aksiyomlarını oluşturmaktır. Yani dev bir düşünsel, bilimsel, felsefi, hukuki bir sisteme ve külliyata ihtiyacımız vardır!
Misak-ı Millinin de tanımı değişmelidir. Misak-ı Milli sınırlarına çıkamayacağız diye, soydaşlarımız dünyanın herbir yanında katledilmektedirler. Bizce artık Misak-ı Milli, Türk ayağının bastığı her toprak parçası, Türk Birleşik Devletlerinin her vatandaşı Dünyanın neresinde olursa olsun Türkçe konuşan, Türklük bilincinde olan ve Türklüğünü hisseden herkesdir. Artık gerekiyorsa biz de en az Batılı emperyalistler kadar emperyalist olmak zorundayız, çünkü karşımızdaki emperyalist güç bizi yoketmek ve Küçük Asya’dan atmak istemektedir; Türklerin Anadolu’dan başka gidebilecekleri toprakları da yoktur!
Soros’un finansını yaptığı bir üniversitenin bir yöneticisi Şöyle demektedir: “ Ne Türkçülüğü ve Türklerden bahsediyorsunuz? Bir yirmi beş yıl sonra bu İstanbul’da ne Türk, ne de Türkiye kalacaktır’ ....Bu üniversitede Ermeni yanlısı toplantılar yapılabilmekte ve bu ülkenin yöneticileri o toplantıların yapılabilmesi için her türlü hukuki desteği verebilmektedirler. Yeni Türkiye kurulduğunda bu kişiler ve işbirlikçileri de kendilerine yeni bir vatan aramalıdırlar!
Türkiye Türklerinden ve Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur!
Doç. Dr. Ümit Sayın
sitesi için hazırlanmıştır. Müdafaai Hukuk Dergisine de gönderilecektir.
Gelecek Hafta: Türk İstihbaratındaki Temel Problemler
[1] William Blum, The Rogue State: A Guide to the World’s Only Superpower, Maine: Common Courage Press, 2000. Sayfa 29-87; James Petras, Henry Weltmeyer, Maskesi Düşürülen Küreselleşme, Çev. Özkan Akpınar, İstanbul: Mephisto, 2006; Suat Parlar, Barbarlığın Kaynağı: PETROL, İstanbul: Anka Yay. 2003, Sayfa: 11-45; William Domhoff, Who Rules America Now?, California: Mayfield Publications, 2000, Sayfa: 33-115; David C. Korten, When Corporations Rule the World, California, Berret Kohler and Kumarin Press, 1996, sayfa: 119-173; Fred L. Block, The Vampire State, N.Y.: The New Press, 1996, sayfa: 22-46.
[2] Jim Marrs, Rule by Secrecy, N.Y.: Harper Collins, 2000, sayfa: 82-91; Atilla Akar, Derin Dünya Devleti, İst.: Timaş Yayınları, 2003, sayfa: 269-273.
[3] http://watch.pair.com/roundtable.html
[4] Bu konudaki detaylı bilgi için, Ümit Sayın, Kuş Gribi ve Türkiye’ye Karşı Yapılacak Olası Biyolojik Savaşın Boyutlarıı, Müdafaai Hukuk, Şubat 2006, Sayı:90, sayfa:5-11. 2006
[5] Jim Marrs, Rule by Secrecy, N.Y.: Harper Collins, 2000, sayfa: 82-91
[6] Baigent Michael, Leigh Richard, Lincoln Henry. Holly Blood, Holly Grail. New York: a Dell Book, 1983.
Barret David, Secret Societies, New York: Blanford, 1999; Antony Sutton, America's Secret Establishment, Montana:Liberty House Press. 1986; Antony Sutton, The Secret Cult of the Order, Montana: Liberty House Press, 1990; Antony Sutton, Trilaterals over Washington, Montana:Liberty House Press, 1988
[7] Yukarıda adı geçen eserlere bakınız.
[8] Ümit Sayın. Kara Bilim. Bilim ve Ütopya, 4 (38): 24-26; Ağustos 1997.; Ümit Sayın. Gizli Hükümetler, Gizli Projeler ve Kara Bilim. Bilim ve Ütopya, 5 (45):60-63; Mart 1998
[9] Adil Serdar Saçan, Akbabalar Örgütü, İst.: Bir Harf Yay., 2005; Adil Serdar Saçan, Küresel ve Yerel Mafya Kıskacında Son KALE, İst. Bir Harf Yay., 2006.
[10] Suat Parlar, Osmanlıdan Günümüze Gizli Devlet, İst. Mephisto Yay., 2006
[11] Philip H. Stoddard, Teşkilat-ı Mahsusa, Çev. Tansel Demirel, İst.: Arma Yay., 2003
[12] Orhan Gökdoğan, PİKE, İst.: Çivi Yayınları, 2002. sayfa: 5-22.
[13] Detay için, bkz. Tuncay Özkan, Mit’in Gizli Tarihi, İst. Alfa yayınları, 2003.
[14] Ganser Danielle , Natonun Gizli Orduları. İstanbul: Güncel Yayıncılık, 2005; Suat Parlar, Kontr-Gerilla Kıskacında Türkiye, İstanbul: Bibliotek Yayınevi, 1997; Suat Parlar, Kirli İşler İmparatorluğu, 1986, Bibliotek Yayınları.