Siyaset27 Mayıs 2006 00:00

Yanlış Hesap Yapanlar Yanılırlar! - Özcan Yeniçeri

Cumhuriyeti, milli/üniter devleti ve Türk Milletini yeteri kadar ciddiye almayanlara yönelik son gelişmelerin bir ikaz olduğundan kuşku duyulmamalıdır. Tepkiler bir anlamda Türk milletini ciddiye almayanların AB ya da ABD'nin isteklerini emir kulu edasıyla yerine getirmelerine yöneliktir.Öyle birilerinin sandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir takım yönlendirilmiş ve saptırılmış yargılarla mahkûm edilecek ya da bir veya birkaç bölücü fiskesi ile sarsılacak nitelikte bir devlet olmadığı bilinmelidir. Bu devletin "Türk" karakteri "etnisite" kışkırtıcılığına, milletinin Müslüman inancı da "misyonerlik" faaliyetlerine kurban verilecek kadar da basit değildir. Türk halkı başta Atatürk olmak üzere cumhuriyeti kurulmasında emeği geçen herkesi büyük bir minnet ve şükranla bağlıdır. Türk gençliği de her türlü zararlı akım, uyutucu inanç, uyuşturucu ve keyif verici sapkınlıklara rağmen "Birinci vazifesinin Türk istiklalini ve Türk cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek" olduğunun bilincindedir.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscialis forum cialis bez recepta cialis bez receptarenovation vejle site renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Kimsenin yanlış hesap yapmaması gerekirken, sahip olduğu geçici makamlare mağrur olanlar; millet ve devlet aleyhine ayrılık gayrilik tohumları saçmaktadırlar. Farklılık yaratmaya yönelen, farklılık hatırlatan ve farklılıktan beslenen siyasetlerin süreç içerisinde bedelini topyekün bir millet ödemektedir. İktidarın kimlik, millet, misyonerlik, Denktaş ve Türklük konusundaki politikasının amacı Türkiye'yi, AB ve ABD emperyalizmi doğrultusunda devşirmektir.

Türk milletini tanımayanlar bu milletin erdem ve değerlerini fena halde istismar etmektedirler. Bilindiği gibi müstemleke, manda, güdüm ve yabancı uşaklığı Türk milletinin tarihi genlerine ve milli dokularına yabancıdır. Manda türü teklifleri en zor şartlar altında yapanları bile bu Türk halkı topyekün siyaset sahnesinden silmiştir.
Türk halkı karşılığında, ne vaat edilirse edilsin hiçbir zaman bağımsızlığını, toprağını ve egemenliğini ağyara tartıştırmamıştır, bundan sonra da tartıştırmayacaktır. "AB'ye girdik, giriyoruz!" adı altında üzerinde yaşadığı toprağın sahibi olmaktan çıkarılmaya çalışılan Türk milletinin kahır ekseriyetine devleti yönetenler ve medya sürekli yalan söylediği için halk olup bitenin henüz farkına varmış değildir. Bu halk egemenliğinin, toprağının ve bağımsızlığının pazarlandığını hissettiği an, neler yaşanacağını hayal bile etmemek gerekir.

Birgün Türk halkı kendisine "mezhep mezhep ayrışın, etnik etnik farklılaşın, azınlık azınlık bölünün!" diyenlerin gerçekte milletin bütünlüğünün, aidiyetinin ve birliğinin gücünden korkanlar olduğunu anlayacaktır. Bu bağlamda dışarıdan "insan hakları" ya da "demokratikleşme" adına dayatılanların gerçekte "siz birlik ve bütünlük içinde olduğunuz sürece sizi yeterince kontrol edemiyoruz!" anlamına geldiğini anladıklarında sorun kökünden çözülmüş olacaktır.

AB'nin yerli taşeronları halka yalan söylemektedir. AB, Türk milletini tanımayan iç bölücü ve vurguncular ile dış bölücü ve vurguncuların aracı haline gelmiştir. Başına AB koyduğunuz da her ihanet adeta meşruiyet kazanır bir hale gelmiştir.

Kıbrıs'ı ver, Kerkük'ü ver, Ermeni'den özür dile!, Türkmen'den vazgeç!, Ege'yi ver, Hava sahasını ver,  Karadeniz'i ver! Sonucunda kalkınma ve özgürleşme değil, köleleşmenin geleceğini herkes kısa sürede görecektir.
Bir milletin bütününün ve kurucu iradesinin Türk olarak adlandırıldığı bir yerde kendisini Türk hissetmeyenler bu milletin tepesinde kendisine yer bulabilmektedir. Onlar da Türk milletinin engin hoş görüsünü "Türk"ü inkâr etmek suretiyle istismar etmişlerdir. Türk milletinin arasından çıkararak başına geçirdiği bir çok insanın ihanetine uğramak gibi tarihi bir tecrübesi vardır.
Onun için bir halkın ilk yapacağı şeyin başına geçireceği insanların tarihini, dilini, dinini taşıyacak omur ve onura sahip olup/olmadığını öğrenmektir. Bunu öğrenmeden yapılacak tercihler toplumların aldanmasına neden olacaktır. Bir millete de yapılabilecek en büyük kötülük, o milletin başına onun sosyolojisinin, psikolojisinin ve tarihinin derinliklerinden habersiz olanları geçirmek suretiyle yapılır. Yanlış tercih yapanlar yanlış hesap yapan kadroları iş başına getirirler. Yanlış hesap yapanların da yanıldığının en yakın şahidi de her zaman tarih olmaktadır.