Sezer, Erdoğan ve Özkök'e düşen.. - Arslan Bulut
Türkiye, bütün ekonomik varlıkları, kıyıları, limanları, yeraltı zenginlikleri ile bir "küresel istimlak" alanı haline getirilmiştir. Türkiye, küresel sermayenin, aleni paylaşım toplantılarına sahne olmaktadır. Bu gidişe dur demesi gereken siyasi partilerin, seçimlerde başarı kazanamamış veya yeni kurulmuş birkaçı dışında, hepsi sürece hizmet eder durumdadır. AB'ye sözde üyelik sürecinin altında hepsinin imzası veya desteği vardır! AB, Türk halkının içinden yeni azınlıklar çıkarmak için üyelik sürecini kullanmakta, hatta Fırat ve Dicle'nin sularını yönetmek iddiasında bile bulunabilmektedir. ABD ise İran saldırısına Kuzey Irak'ta bir dayanak oluşturmaya çalıştığı için terör örgütü PKK'ya dokunmamakta, Türkiye'yi yönetenlerin "dostlar terörle mücadelede görsün" tarzındaki uyarılarını geçiştirmektedir. Zaten ABD, İran'a karşı Türkiye ile birlikte askeri tatbikat yapacağına göre, bu uyarıların hiçbir anlamı kalmamaktadır. ABD Dışişleri Bakanı Rice, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi'ni "Fas'tan Endonezya'ya kadar 22 İslam ülkesinin haritası değişecek" diye açıklamışken Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, bu projenin eş başkanı olduğunu söyleyebilmiştir. Fakat, yine de İran'a müdahale konusunda ABD'ye destek vermekte isteksiz davrandığı için Türkiye'ye yönelik istikrarsızlaştırma tehditleri veya şantajları güncelleştirilmiştir. new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cards
Medya genel olarak bütün gücüyle Amerikancı ve Avrupacı politikaları desteklediği halde, bir avuç aydın insan, doğru bilgilerle Türk kamuoyuna hakim olabildi!
Buna karşı, dış istihbarat odakları, önce direniş odaklarının içine nüfuz etmek, gençlik liderleriyle görüşmek istedi; başaramayınca benzer söylemleri aşırı tarzda kullanan örgütler kurdurdular. Direniş bilincine sahip dernek ve vakıflara bu yolla nüfuz ettiler. Sonunda "kirletme operasyonu"nun düğmesine bastılar!
Danıştay'a yönelik iğrenç saldırı, gerek olayın failleri, gerekse önceden irtibatlı oldukları belirtilen kişiler veya gruplar ve özellikle adres göstermek için bıraktıkları kupür, dergi, kimlik kartı gibi izler üzerinden birilerine fatura ediliyor? Polis, birinin değil hepsinin peşine düşsün ve hiçbir sonuca ulaşmasın diye herhalde!
Bu vahşi saldırı, dış güdümlü oldukları artık herkesçe bilinen bir iki odak tarafından, milli direnç bilinci geliştiren düşünceye, yani milli dayanışmaya, milli güce fatura ediliyor? Ve teröristlerin Silahlı Kuvvetler ile ilişkileri varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor.
Kendi uydurdukları "Kızılelma koalisyonu"nu, "Türk-İslam Sentezcileri"ni, ulusalcıları, milliyetçileri veya daha özelde ülkücüleri, Batı güdümlü İslamcı örgütlerle ve içlerine yerleştirilen meczuplarla karman çorman ederek topyekun terörle bağlantılı gösteriyorlar!
Suçlayanların bugüne kadar savunduğu çizgiye bakıyorsunuz, "Ankara'nın şerrinden Brüksel'in, Vatikan'ın, Washington'un hatta İsrail lobisinin şefaatine sığınanlar" olduklarını görüyorsunuz.
Türkiye'yi dönüştürmek projesinin işbirlikçileri, kendilerine uzaktan kumanda eden merkezin planlaması olduğu açıkça belli olan bir terör hareketini, direnç odaklarına mal ederek, milletin ümidini kırmaya çabalıyor!
***
Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı'na düşen sorumluluk ise Başbakan'ınkinden daha ağırdır. Çünkü, Türkiye'nin güvenliğinden, istikbalinden öncelikle onlar sorumludur.
Bir kaşık suda koparılan türban fırtınasını, dış istihbaratın da kullanabileceğini görmeliydiler! Hatırlayacak olurlarsa, bir operasyon tezgahlandığını hissederek, 24 Mart tarihli ve "MİT müsteşarına ve Cumhuriyet savcılarına uyarı" başlıklı yazımda
"Başta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı olmak üzere, bütün devlet yetkililerini, bu operasyonu durdurmaya davet ediyorum!" diye uyarmıştım.
***
Elbetteki laiklik hassasiyeti doğrudur, fakat Türkiye, Sesar'ın kullandığı kavram ile küresel güçler tarafından istimlak edilirken, işgal altındaki bir ülkede laik köle olsan ne olacak, Batı'nın uşaklığını benimsemiş İslamcı köle olsan ne olacak?
Türk Milleti, operasyonlarla milli direnci kırılarak köleleştirilmek istenirken, Sayın Sezer, Sayın Erdoğan ve Sayın Özkök'e düşen, halka ortak bir yön, Atatürk'ün yolunu göstermektir!
Erdoğan yanaşmazsa, Cumhurbaşkanı gerekeni yapar, yetkilerini kullanır ve neden yaptığını da açıklar!