PSİKOLOJİK HAREKÂT - Mustafa Erkal
Son yıllarda AB havucu gösterilerek demokratikleşme ve insan hakları perdesi altında bir oyun tezgahlanmaktadır. Bu oyun ve çeşitli tuzaklar hayali ve bir türlü bitmeyen AB üyelik hikâyesine dayandırılmaktadır.Sayın Aslan Bulut''un da ifade ettiği gibi, Socrates ve Erasmus programları ile AB kıskacı güçlendirilmektedir.Daha önce şahit olmadığımız için bazılarımızı şaşırtan, bazılarımızı hazırlıksız yakalayan yayın,demeç ve politikaların şifreleri çözüldüğü takdirde; karşımıza Türkiye Cumhuriyet''i Devletine karşı ve Türk kimliğini hedef alan bir psikolojik harekât çıkmaktadır. Bu harekat medya desteğine sahip olduğu kadar dış desteğe de sahiptir.Bir dönemler Karen Fogg''lar, Verhaugen''ler; şimdi ise bir başka AB sorumlusu bu harekâtın koordinatörlüğünü yapmaktadır.cleocin 150 mg read cleocin 300 mg
7 Mart tarihinde Beyazıt''taki kanun dışı bir gösteride meydana gelen olay hemen Dış İşleri Bakanımızın önüne konmuştur.
Dış İşleri Bakanının buna ne cevap verdiğini bilemiyoruz.
Ancak cevap vermekten çekinerek boynunu büküp gülümsediğini tahmin ediyoruz.
Zaten son yıllarda her türlü saldırı ve hakaret karşısında iktidarın önde gelenlerinden doğru dürüst bir tepki ve karşılık görmedik.
Ancak bu defa Adalet Bakanı Sayın Çiçek cevap vermek zorunda kalıyor.
Bir yerlere küreselleşme karşıtlarına değişik ülkelerde polisin acımasızca yaptığı muameleyi hatırlatıyor.
Sürekli olarak kamu düzeninin sağlanamaması için her yol deneniyor.
Bazı yasalar çıkarttırılıyor.
Polisin eli ve ayağı bağlanıyor.
MGK ile uğraşılıyor.
Asker pasifleştiriyor.
Dışa bağımlı olan önemli bir medya kesimi haberleri istediği gibi şekillendirerek kendi devleti ile başkaları adına çatışan işbirlikçilere kalkan oluyor.
Sayın Denktaş bile gerektiği şekilde haber yapılmadığı için bir diziden mesajlar veriyor.
Sayın Necdet Sevinç''in de dediği gibi ileride Sayın Genel Kurmay Başkanı da meselâ 30 Ağustos mesajını yayınlayabilmesi için olmadık bir programa sığınabilecek.
Türkiye''ye karşı psikolojik harekâtta milli ve dini değerleri aşağılama, küçümsetme, önemsizleştirme, öz güven kaybı, hedefsizlik, duyarsızlık, ümitsizlik aşılanıyor.
Değişim ve statüko tartıştırılıyor.
Milli devlet bitti balonu uçuruluyor.
Misyonerler rahatça cirit atabiliyor.
Milli varlığımızı koruyarak geliştirici, olumlu olan her şey ve değer statükoculuk olarak yutturulmaya çalışılıyor.
İçimizdeki yabancılar olarak isimlendirilen bazı vakıf ve dernekler şehitlik kavramı ile uğraşıyor.
Milli davaların olamayacağı söyleniyor.
Sözde Ermeni Soykırımı; karşılıklı bir çatışma ve Osmanlı''ya bazı Ermeni vatandaşlarının Rus kışkırtması ile ortaya koydukları bir başkaldırı değilmiş gibi takdim ediliyor.
Yapay bir soykırımı kabul etmemiz dayatılıyor.
3 Ekim 2005''den önce Rumların tek devlet olarak kabulü emrediliyor.
Milli kimlik yerine mahalli sıfatlar konmak isteniyor.
Hakim kültür reddedilerek sayısız etniklik koridorları açılıyor.
İktidara bağlı bazı belediyeler belirli kişilere seri konferanslar verdirerek sivil itaatsizlik destekleniyor.
İleride gayri memnunlar da kullanılarak kitle harekâtları planlanıyor.
Yakın geçmişte KKTC''de bizzat KKTC''yi ortadan kaldırmak ve Türkleri AB''ye ve Yunanistan''a peşkeş çekmek isteyen hareketler Türkiye''de de planlanıyor.
Ukrayna''da ve Gürcistan''da yapıldığı gibi.
Kitaplar, yayınlar birbirini izliyor.
Elimde bir kitap var.
İsmi "Hikâyemi Dinler misin?" Değişik sebeplerle devletle kavgalı fert ve grupları temsil ettiklerini ileri süren şahıslar hikâyelerini anlatıyorlar.
Demokratik hak ve hürriyet kapsamında takdim edilen istek ve şikâyetlerin çoğu, hiçbir ciddi demokratik devlette kabul edilemez.
Ferdi haklar yerine grup ve kolektif haklar, ayrı hükümranlık hakları, vatandaşlığın ve milli kimliğin reddi gibi birçok iddia kitapta yer alıyor.
Bu kitabın Tarih Vakfı''nın himayesi altında çıkarıldığını, Türkiye İnsan Hakları Vakfı''ndan uzman desteği ve Avrupa Komisyonu''ndan da mali destek sağlandığını itiraf ediliyor.
Ayrıca Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül''e ve Başbakanlık İnsan Hakları Dairesi''ne de destekleri dolayısı ile teşekkür ediliyor. Nereden bakarsak bakalım; Türkiye''de bir siyasi irade ve iktidar boşluğu doğuyor.
Hem de sandıktan tek başına çıkmış bir iktidara rağmen...