Türkiye'nin 11 Eylülü ve Derin Devlet - Neval Kavcar
“'ABD ile Türkiye İran'a karşı ORTAK TATBİKAT yapacak' New York Times gazetesi, ABD'nin Türkiye ile bu hafta ortak bir askeri tatbikat yapacağını ve bunun İran ile diğer ülkelerin füze ve nükleer teknolojilere ulaşmalarını önlemedeki kararlılığı göstermeyi amaçladığını bildirdi. (22 Mayıs 2006 Pazartesi) New York Times, Amerikan yönetimi kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, deniz, hava ve kara kuvvetlerinin katılacağı ortak tatbikatın ''Güvenliği Arttırma Girişimi'' adlı 3 yıllık programın bir parçası olduğunu belirtti. Bu program çerçevesinde ABD ve katılımcı ülkeler, nükleer ve kaçak malzemenin yasaklanması amacıyla askeri kuvvetlerini gönderiyorlar. …..üst düzey Amerikalı bir yetkili, Türkiye ile gelecek hafta yapılacak ortak tatbikata da ….” Türk Milleti, olası İran Savaşı için ABD ile birlikte “Ortak Tatbikat” a hazırlanmaktadır. “Türkiye İran olmayacak” nakaratının söylendiği Danıştay sonrası için uygun ortam hazırlanmıştır. Olası İran saldırısı için, Dünya bankası kredisi ile hızla sürdürülen “duble yollar” da bitmek üzeredir. Ortak tatbikat ile, “nükleer ve kaçak malzemenin yasaklanması amacıyla”, Türk insanı ve ”Türk Ordusu” ile Dünya kamuoyu “Olası saldırı” için hazırlanmaktadır.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify link abilifycialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Danıştay’a yapılan saldırı ile dezenformasyon altında kaldık. Yoğun bir bombardımandı. Herkes aklı yettiği ve dili döndüğünce işe müdahil oldu. “Dünya” nın güvenliği için NATO ya dâhil olmuş ülkelerin birçoğu “ekonomik” olarak kontrol altına alınmıştır. Ondan sonradır ki “demokratik seçimler” ülke halkının önüne yem olarak atılmaya başlanmıştır. Kaptan köşküne ise ne olduğu anlaşılamayan “derin devlet” kavramı yerleşmiştir.
“Derin devlet” kavramı muallâktadır bir kısmına göre. “Sessiz çoğunluk” dediğimiz seçimden seçime sandık başına götürülerek, “demokratik hakkını “kullandığına inandırılan Türk insanı şöyle düşünmektedir:
“Derin Devlet: Türk Milleti ve devletinin menfaati doğrultusunda, sistemin içinde yapılandırılmış tehlike anında otomatik devreye girerek savunma mekanizmasını çalıştıran güçtür.”
Keşke diyorum böyle bir şey olabilse. TSK nin içinde var olduğu zannedilen JITEM ya da benzeri sistemleri çökertmek için düzenlenen “Hakkâri” ya da benzeri operasyonların ana gayesi , “koruma mekanizmalarının “askeri” kanatta çözülmesini sağlamaktır. Batı emperyalizmine göre, Kültürüne, dinine ve geçmişine” belirli ölçüde yapancılaştırılan Türk Milletinin, son kaleleri de yıkılmak istenmektedir.
Danıştay saldırısının belirgin iki hedefi vardır(.İlk gün medyaya düşürülen iki başlık üzerinden) ( Türban-Ülkücü)
1- İslam
2- Milli karakter taşıyan siyasi örgütlerin dağıtılması
Yan hedef olarak seçilen “Laik-Anti laik” çatışması ile de toplumun tansiyonu yükseltilmiş, “Türban “kavramı adı altında “İslam”a kendi sistemi içinde darbe vurulmuştur. Aklı başında hangi kişi ya da örgüt Danıştay’a saldırarak “Türban “kararını protesto eder. Hele ki bu “hukukçu” eli ile yaptırılırsa.
Batı Emperyalizmi, toplum arasına cemaatçiler eli ile öyle bir çöreklenmiştir ki anlatmakla bitmez. Türk Milleti, Genç Cumhuriyet ile kendini toparlamış ve güven gelmiş bir halde iken Atatürk’ün ölümü ile tekrar “kanlılarının “arasına düşmüştür.
Olaydan birkaç gün sonra ki yaklaşımlara bakarak, tokadın nereden geldiğini çıkaralım:
- ABD Danıştay'a yapılan saldırıyı 11 Eylül saldırısı ile İstanbul'daki Konsolosluk ve HSBC saldırısıyla eş değer gördü.( Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack- 18 Mayıs 2006)
- Financial Times (FT) gazetesi bugünkü başyazısında, ''Türkiye’nin doğum sancıları çektiğini, AB'nin böyle bir dönemde bu ülkeye yardım elini uzatması gerektiğini'' yazdı.
- 'AB sürecinin yavaşlamasının, Türkiye'de İslami akımların yoğunluk kazanması gibi
bir sonuç doğurabileceği'' uyarısında da bulundu. (THE GUARDIAN)
- …….
Amerika, kendi eli ile düzenlediği 11 Eylül saldırı sonrasında, yine kendi yapılandırdığı “El Kaide” yi çökertmek adına önce Afganistan’a ardından da Irak’a girdi. 11 Eylül bir bakıma “Bush” yönetiminin( öncelikle) İslam coğrafyalarına saldırı için, Dünya kamuoyuna sunduğu haklılık gerekçesi idi.. Haçlı Kuvvetleri komutanı Bush, saldırılarını yaparken, görüntüde Müslüman fakat tamamıyla ABD kontrolünde ki cemaat ya da tarikatların Mehdi, Hocaefendi ya da adına ne deniyorsa ;” Müslüman teröre bulaşmaz…. Düzenli ordusu olmayan Müslüman’ın kurduğu örgüt dinen caiz değildir.” Dedirterek Müslüman’ın gönlüne seslenerek onu kontrol altına almaktadır.
Çok iyi bilinmesi gereken şudur. Türk Milleti tarih boyunca egemen bir millet olmuş ve “emperyalist” zihniyetle savaşarak, tüm insanlığın kurtarıcısı olmuştur. Türk’ün Acuna hâkim olduğu dönemler de Dünya barış içinde olmuştur. Günümüzde olduğu gibi barışı ve insanları katledip” Barış ve insanlıktan ” tan söz etmemişlerdir. İşte bu sebeptendir ki Türk”ün Dünya sahnesinden ismen ve cismen çekilmesi çalışmaları yapılamaktadır. “AB hedefi” de bu çalışmalardan sadece birisidir. Bilhassa Anadolu, Türklerden tekrardan alınmak istenmektedir. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde yaşadıklarımızın altında yatan budur.
Anadolu, dini bütün Hıristiyan ve Yahudilerin de ilgi alanındadır. Yeraltı zenginlikleri(Bor, Altın-Petrol.. vb) ile küresel(Siyonist) çetelerin hedefindedir. “Anadolu’yu ele geçiren Dünya’yı ele geçirir” felsefesine inanmış bir yığın devlet, dini otorite ya da Türk-İslam düşmanları amaçlarına ulaşmak için çalışmaktadırlar.
“Derin Devlet” kavramı Türk’ün kendini güvende hissetmesi için belirli odaklarca ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilse de Türk Milleti kadar “teşkilatçı” başka millet yoktur. Fakat gene de diyorum, “devlet”i mizin hain güçlerden temizlenmesi ve hedefini kendi tespit etmesi gerektir. Stratejik ortak ya da AB nin emirleri ve istekleri doğrultusunda ki durumuz, “kılavuzu karga olan” dan farklı olmayacaktır.
İşte bu bağlamda ABD dışişleri sözcüsünün söyledikleri büyük anlam kazanmaktadır. “Danıştay saldırısı 11 Eylül le eş olduğunu “ söylemek bazı mesajları da içermektedir. Dış-iç siyasette artık hiçbir stratejisi kalmamış olan Türkiye , “11 Eylüle eş Danıştay” saldırı sonrası ne yapar?
Bakalım ne yapacaktır? Bunlardan bir tanesini görelim:
“'ABD ile Türkiye İran'a karşı ORTAK TATBİKAT yapacak'
New York Times gazetesi, ABD'nin Türkiye ile bu hafta ortak bir askeri tatbikat yapacağını ve bunun İran ile diğer ülkelerin füze ve nükleer teknolojilere ulaşmalarını önlemedeki kararlılığı göstermeyi amaçladığını bildirdi. (22 Mayıs 2006 Pazartesi)
New York Times, Amerikan yönetimi kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, deniz, hava ve kara kuvvetlerinin katılacağı ortak tatbikatın ''Güvenliği Arttırma Girişimi'' adlı 3 yıllık programın bir parçası olduğunu belirtti. Bu program çerçevesinde ABD ve katılımcı ülkeler, nükleer ve kaçak malzemenin yasaklanması amacıyla askeri kuvvetlerini gönderiyorlar.
…..üst düzey Amerikalı bir yetkili, Türkiye ile gelecek hafta yapılacak ortak tatbikata da ….”
Türk Milleti, olası İran Savaşı için ABD ile birlikte “Ortak Tatbikat” a hazırlanmaktadır. “Türkiye İran olmayacak” nakaratının söylendiği Danıştay sonrası için uygun ortam hazırlanmıştır.
Olası İran saldırısı için, Dünya bankası kredisi ile hızla sürdürülen “duble yollar” da bitmek üzeredir.
Ortak tatbikat ile, “nükleer ve kaçak malzemenin yasaklanması amacıyla”, Türk insanı ve ”Türk Ordusu” ile Dünya kamuoyu “Olası saldırı” için hazırlanmaktadır.
Amerika’nın Dünya hâkimiyeti yolunda ki ilerleyişi “İran” a takılmıştır. İran cephesinde, Rusya, Çin, Hindistan vardır. Ortadoğu da çıkarılacak yangının 3. Dünya Savaşına dönüşme ihtimalinde, Türkiye kesinlikle yer almamalıdır.
“Sahte 11 Eylül”lerin uzantısı olmamak dileği ile.