Sağduyu İkaz Ediyor! - Özcan Yeniçeri
Fikir, proje, tez, ideal ve iddia sahipleri; şahıslarla değil hedeflerle ilgilenirler. Hedeflerle ilgilenenler için şahıslar, yöntemler, yönetimler ya da teknikler yalnızca birer araçtır; amaç değildir. İnsanların ele geçirme, hükmetme ve hâkim olma hırsları; çoğu zaman onların asıl amaçlarının gözden kaçırılmasına neden olur. Bir bakarsınız ki, şeytana savaş açtığını söyleyenler şeytan olup çıkmışlar. İktidar hırsının, şehvet duygusunun ve sahip olmak arzusunun kontrolden çıkmasının meydana getirdiği sonuçlar, yatağını terk eden sel suyunun verdiği zarardan daha kötüdür. Bir fikrin siyasal, kültürel, sanatsal, kavramsal ve kurumsal iktidarı ancak bütünsel tutum ve tavırlarla mümkün olabilir. Şu veya bu kurumun, kavramın ya da iktidarın bir yanından tutunmak iddia ve ideallerin gerçekleştirilmesini değil ancak yıpranmasını sağlar. discount drug coupons site printable coupons for cialisnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatdiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards
Bu ülkede iktidarlar yıllardır halkı işsizlik, çaresizlik, yabancılaşma, yoksulluk ve yolsuzlukla imtihandan geçirmiştir. Halk her defasında ya o yolsuzu ya da bu yabancılaşmışı seçme tercihi ile yüz yüze getirildiğini çok iyi bilmektedir. Halkın her seçimde "ehven-i şer" arama telaşı bu yüzdendir. İnsanlar işsizlik, yoksulluk ve açlıkla milli değerler arasında sıkışıp kalmıştır.
Bu bağlamda hiç kimse elinde "Alaaddin'in Lambası"nın bulunduğunu iddia etmemelidir. Bu denli devasa sorunlarla yüklü bir ülkenin perakendeci, yüzeysel tez ya da iddialarla makas değiştireceğini sanmak fena halde gerçeklerden uzak kalmış olmak anlamına gelir. Bu sorunların altından da kendi kadrolarını dışlayan iddia sahiplerinin kalkması mümkün olmaz.
Böyle bir zamanda aynı iddia ve ideallere sahip insanların birbirlerini örselemek ya da itelemek gibi bir hakkı olabilir mi?
İdeallerine gerçekte adanmış olanların yüce bir düşünce için her şeyini verip hiçbir şey talep etmediklerini fikir tarihi bize söylediğini göre; aynı davayı savunduğunu söyleyenlerin elleri birbirlerinin yakalarında; gözleri ise birbirlerinin kayacak ayaklarına odaklandığı bir yerde idealizmin "i" sinden söz edilebilir mi?
Şu veya bu haklı ya da haksız nedenle kendi özünü hırpalamak, örselemek ya da itelemek bir idealist tavrı mıdır?
Ben odaklı ya da şahıs merkezli hareketlerin başarısı hep geçici olmamış mıdır? O halde bireylerin iktidarını savunmak yerine fikirlerin ve değerlerin iktidarını savunmanın daha mantıklı olduğu söylenemez mi?
Fikir ve değer hareketlerinin ise halka mal oluşu, kurumsal ve örgütsel bir yapıya kavuşmaları ile mümkün olduğunu tarih söylememekte midir?
Bencillik ve narsistliğin (kendi kendine hayranlık) fikir hareketlerinin en büyük düşmanı olduğunu bilmeyen var mıdır?
Bütün bunlar en yalın gerçekler olduğuna göre bunca klik, grup, fraksiyon, oluşum ya da oluşturma gayretleri ne anlama gelmektedir? Ya da bunca değerli insana, böyle bir ihtiyacı duyurtan şey nedir? Bu soruların cevapları duygusallıktan ve ön yargılardan uzak, akılcı bir yöntemle irdelenerek ancak anlaşılabilir. Ancak varılan sonuç ne olursa olsun ayrımcılık, grupçuluk, bölücülük ve kliklik hiçbir zaman davalar için hayırlı sonuç üretmez. Çünkü bu ayrılık/gayrılık, grup/klik ilişkileri sonuçta herkesin birlikte kaybetmelerine neden olur. Kaybedilen bir savaşın komutanın da kim olduğu çok da önemli değildir.
Lime lime, damar damar, şerha şerha, lif lif ayrışmak zafer değil hezimet üretir. Sağduyu birlikten, bütünleşmekten, bir araya gelmekten hayır doğacağını bunu yapmayanların ise tarih önünde sorumlu olacağını ikaz etmektedir.