Siyaset21 Mayıs 2006 00:00

Türkiye Cumhuriyeti’nin BEKASI, Tehdit Altında - Cem Yaren

Yapmayın sayın ÖZKÖK. En azından sizlerin söylediklerinizin farkında olmanız gerekmez mi? Cumhuriyet Gazetesine el bombası atarken “pimini çekmek”ten bi haber, binbir surat ve “karışık kişilik” bir avukat ve arkadaşlarının yaptığı bir dizi eylemin hala “laikliğe karşı” adi bir terörist eylem olduğunu düşünüyor musunuz? Avukatın cebinden çıkan bazı kimlikler ve kartvizitler ile aracındaki bazı deliller ve bulgular gerçekten “delil mi”; yoksa, “yönlendirici” ve “çeldirici” bir tezgah mı? Derin Devlet’in kontrol edemediği, ABD köpeği yapamadığı, Gladio yapısına sokamadığı Sivil Toplum Örgütleri’ni karalamak, kirletmek için alçakça ve adice yollara başvurulmamalı… Bükülemeyen bilek, öpülmeli… Çıkın ve gerçekleri söyleyin. Bunun dış güdümlü bir iç operasyon olduğunu; Mustafa Yücel ÖZBİLGİN’in de bu operasyonun kurbanı olduğunu açıklayın. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Televizyonlar, radyolar ve yazılı basındaki değerlendirmeler ve açıklamalar bir kenara; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten üst düzeyin konuşmaları ve beyanları karşısında çıldırmamak elde değil. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde “Ayakların baş, başların da ayak olması” zirve yapmış… Hemen herkes ve hemen her yetkili gözümüzün içine baka baka “NEBBAŞLIK” yapıyor… Utanarak söylemek gerekir ki, Ankara’nın Çinçin’indeki bir kahvehanede yapılan değerlendirmeler bile daha akılcı, daha ciddi ve daha tutarlı… Yılların hukukçusu, yuttuğu dilini hatırlayarak konuşmaya başlıyor ki susturabilene aşk olsun. Sahi efendi, nasıl da çözüldü dilin?!.. Kim tükürdü senin ağzına da, dilin aşka geldi? Hukukçu kökenine ve hatta yaşamına rağmen “mahalle ağzı”” ile konuşmaktan çekinmiyor: “Bunu yapanlar belli, onlar kendini biliyor…” CIA’nın “Gizli Hesap” kumpasından zar zor sıyıran BAYKAL “Siyasete kan bulaştı” deyiveriyor… Mustafa Yücel ÖZBİLGİN’in şehit edilmesinden sonra, kimseler ÖZBİLGİN ve kederli ailesi ile değil; ÖZBİLGİN’in şehadeti üzerinden nasıl prim yaparız peşinde… Hatta, ABD’nin kucağındaki haspa bile konu ile ilgili olarak ahkam kesiyor, kınıyor, analiz yapıyor, hatta kendi medya organlarına el altından talimat vererek; “hasımlarımızı bu fırsatta kirletin, karalayın” diyor… Bir yanda Salya Sümük Efendi, diğer tarafta Mustafa Yücel ÖZBİLGİN… Biri, yani Salya Sümük Efendi ihanetin, kahpeliğin, alçaklığın, soysuzluğun zirvesi; diğer tarafta örnek bir insan ve hukukçu Mustafa Yücel ÖZBİLGİN… Acaba, hangi akıl ve vicdan sahibi bu iki farklı kişiliği aynı kareye oturtur? Yazıklar olsun… ∂ TUĞ DİKEN DEĞERLENDİRME…

Olay ve sonrasındaki gelişmeler ile ilgili olarak konuşan GENKUR Başkanı’nın açıklamaları ise benim derin endişelere sevk etti: “Danıştay’a yapılan saldırı tamamen gerici, terörist, silahlı bir eylemdir.” Sayın ÖZKÖK, gerçek değerlendirmeleriniz bu mu, yoksa siz de bu olayın havasına mı kendinizi kaptırdınız? Ama, lütfen dikkat edin siz bir siyasi partinin Genel Başkanı, ya da Danıştay’da Başkanlık peşinde koşan histerik bir şahsiyet değilsiniz. Siz Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Genelkurmay Başkanısınız… Bu suikastın gerici ve terörist bir çehreye büründürülmüş bir “ajitasyon” ve “provokasyon” eylemi olduğunu anlayamıyorsanız, göremiyorsanız bunu ben, en hafif ifade ile “ilmi kifayetsizlik” olarak nitelendirebilirim… Ardından, saldırının ardından yurttaşların teröre karşı gösterdiği tepkiyi de değerlendiriyor: “Gösterilen reaksiyon halkın duyarlılığı, hakikaten takdir edici.. Ancak bu bir tek güne, bir tek olaya bir reaksiyon olarak kalmamalı, daimilik kazanmalı, devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli…”

Evet halkın duyarlılığı, duyarlılık açısından “takdir edilebilir”; ancak, halk NEBBAŞLAR tarafından yönlendiriliyor. Halkın, samimi duyguları ve öfkesi, bu kumpası kuranların amacının gerçekleşmesi yönünde kanalize ediliyor. Ve bütün bunlar, ülkenin Genelkurmay Başkanı tarafından bile değerlendirilemiyor (!)… Ardından devam ediliyor: “Ancak, bu bir tek güne, bir tek olaya bir reaksiyon olarak kalmamalı, daimilik kazanmalı, devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli…” Haklısınız Sayın ÖZKÖK, bu tepkiler lokal ve belli olaylara yönelik olmamalı. Devamlı ve hatta mümkünse Sivil Toplum Örgütleri tarafından da programlanarak yapılmalı… Peki, bu değerlendirmenize “Çuval Operasyonu”; “Şemdinli Operasyonu” ve hatta gazetemiz tarafından sizlere ihbar edilen “Açık Yolsuzluk ve Hırsızlık” olayları da dahil mi?

Yapmayın sayın ÖZKÖK. En azından sizlerin söylediklerinizin farkında olmanız gerekmez mi? Cumhuriyet Gazetesine el bombası atarken “pimini çekmek”ten bi haber, binbir surat ve “karışık kişilik” bir avukat ve arkadaşlarının yaptığı bir dizi eylemin hala “laikliğe karşı” adi bir terörist eylem olduğunu düşünüyor musunuz? Avukatın cebinden çıkan bazı kimlikler ve kartvizitler ile aracındaki bazı deliller ve bulgular gerçekten “delil mi”; yoksa, “yönlendirici” ve “çeldirici” bir tezgah mı? Derin Devlet’in kontrol edemediği, ABD köpeği yapamadığı, Gladio yapısına sokamadığı Sivil Toplum Örgütleri’ni karalamak, kirletmek için alçakça ve adice yollara başvurulmamalı… Bükülemeyen bilek, öpülmeli… Çıkın ve gerçekleri söyleyin. Bunun dış güdümlü bir iç operasyon olduğunu; Mustafa Yücel ÖZBİLGİN’in de bu operasyonun kurbanı olduğunu açıklayın. Sizden beklenen budur. Eğer sizler de bunu söylemiyorsanız; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Milleti’nin ve Vatanı’nın BEKASI TEHDİT altında demektir.