TÜSİAD’ın işi bu - Alperen Polat
Daha ABD Irak’ı işgal etmemiş, Bağdat’ta sivillerin üzerine füzelerini yollamamıştı. Atılacak füzelerin eli kulağındaydı, ABD işgal öncesi son hazırlıklarını yapıyordu. Bu sıralarda Türkiye üzerinde önemle duruluyor, Türkiye’nin bu haksız işgalde ABD’nin yanında yer alması, liman ve hava limanlarının yanı sıra askerlerin geçişi için topraklarını kullandırması için yoğun bir lobi faaliyeti yürütülüyordu. AKP hükümeti, ABD’ye verdiği sözler gereği bu isteklere karşı çıkmıyordu ama kamuoyu baskısı ellerini kollarını değil ama dillerini bağlıyordu. Açık açık ABD’ye destek verdiklerini söyleyemiyorlardı. O dönemde “patronlar kulübü” TÜSİAD’ın başkanı Tuncay Özilhan “Kapıkule dışında” kendisine “patronluk” vasfını bahşeden çevrelerin istediği önemli bir açıklama yaptı.levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnecialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
TÜSİAD sadece Irak işgalinde değil, Kıbrıs’ın AB uğruna Rum’a verilmesinden ABD’nin İncirlik taleplerine, AB’nin reform adı altında bağımsızlığımızı elimizden alan dayatmalarından IMF’ye tam teslim oluşumuza kadar kendisine patronluk bahşeden çevrelerin Türkiye ile ilgili geniş yelpazelerinde hükümete baskı uyguladı. Zina ve Kıbrıs konularında hükümeti yerden yere vuran TÜSİAD açıklamalarını hatırlayın. Hükümet bu cüretkar açıklamalar–tehditler karşısında Erdoğan’ın göstermelik bir iki çıkışı haricinde sessiz kalmıştı.
Son olarak da polislerin 6 Mart’taki bölücü gösteriye müdahalesi konusunda TÜSİAD ağzını açtı. Bu müdahaleye Avrupa’nın istediği şekilde yaklaşan TÜSİAD Hükümetin samimiyetini sorgulayarak, “Hükümet, göstericileri ve medyayı suçlamak yerine, olayın siyasi sorumluluğunu üstlenerek, yüksek standartlarda bir demokrasiye samimi olarak sahip çıktığını en etkili şekilde göstermelidir” şeklinde açıklama yaptı. Başbakan Erdoğan da, “TÜSİAD kendi işine baksın” diyerek cevap verdi. Ama sayın Başbakan TÜSİAD’ın gerçek işi bu. Ona biçilen görev hükümete ayar vermek, gerektiğinde tehdit etmek, gerektiğinde samimiyetini bir savcı misali sorgulamak… Ve ABD’nin dünyayı kan gölüne çeviren bahanesi “demokrasi”ye samimi olarak sahip çıkılmasını sağlamak. Siz bunu bugüne kadar anlayamadınız mı sayın Başbakan!