Danıştay saldırısının ardında hangi ülkenin gizli servisi olabilir? - İsrafil K. Kumbasar
DANIŞTAY’a düzenlenen saldırı hakkında herkes kafasına göre yorum yapıyor!..Olayı, analiz etmek için, son bir ay içerisinde meydana gelen hadiseler arasında ‘sebep-sonuç’ ilişkisi kurmak kimsenin aklına gelmiyor!..Aslına bakılırsa, medyada son günlerde masa başında uydurulan ‘irtica’ haberlerinde başgösteren artış, ‘kapalı kapılar arkasında’ bir şeylerin kurgulanmaya başlandığının apaçık işaretiydi!..Ardından, birdenbire ‘Bir Bilen’ namı ile meşhur ‘sihirbaz’, elinde şapkası ile ortaya çıkıverdi!.. “Başörtülü öğrenciler Suudi Arabistan’a gitsin!..” sözleriyle gerekli yerlere işareti çakan Süleyman Demirel’in sağda ‘yeni bir siyasi oluşum’ için düğmeye bastığı yazılıp çizilmeye başlandı!..Ardından, isminden dolayı kendisini ‘Cumhuriyet’ ile özdeşleştirmeye kalkışan gazeteye birbiri ardına üç saldırı gerçekleştirildi!..Ardından, her ne hikmetse, ‘çok iyi gittiği’ söylenen ekonomide kriz patlak verdi!..‘Yabancı sermaye’ olarak yutturulan ‘sıcak paranın’ 7 milyar dolarının buharlaşması ile birlikte piyasalar altüst oldu, ‘borsa’ düştü, ‘dolar’ fırladı, ‘faizler’ yükseldi!..Ardından, İstanbul Barosu’na bağlı, ‘kirasını ödeyemeyen’ bir avukat, ‘7 milyarlık’ silahı kaptığı gibi Danıştay’a baskın düzenledi!..Elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin!..Bütün bunlar bir tesadüf mü?..Artık ne zamana dek ‘saf’ yerine konulacağız!..cialis coupons printable link discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
‘40 yıldan’ beri aynı oyun tekrar tekrar sahneye konuluyor!..
‘Ismarlama’ senaryoda, hemen hemen her seferinde ‘birbirine benzer diyaloglar’ kullanılıyor!..
Eylemcinin saldırıyı ‘başörtüsü meselesi’ yüzünden düzenlediği, “Allahüekber” diye tekbir getirip, “Biz Allahın askerleriyiz, Allahın elçisiyiz!..” diye sloganlar attığı iddia ediliyor!..
Eylemcinin arabasında yapılan aramada, Vakit gazetesinde yayınlanan “İşte o üyeler” haberinin küpürleri ile Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Ulusal TV’ye ait bir kartvizit bulunuyor!..
Oyunun amacı belli!..
Ama, laikliği daha çok ‘din düşmanlığı’ olarak algılayan çevreler, ‘bilerek’ ya da bilmeyerek, ‘aynı refleksi’ ortaya koymaya devam ediyorlar!..
Aynı çevreler, daha önce olduğu gibi ‘laikliği’ ve ‘Cumhuriyet’i korumak adına sokaklara dökülüp, bol bol İslam dinine ve inananlara küfredecekler!..
Anıtkabir’e yürüyüşler düzenleyip, ‘irticanın’ kafasının ezilmesi için çağrılar yapacaklar!..
Nitekim, CHP milletvekili Kemal Anadol’un, Meclis kürsüsünden sarfettiği şu cümle, gelecekte olacaklar hakkında küçük bir ipucu niteliğindeydi:
- “Bu bir ikinci Kubilay olayıdır!..”
Umarız CHP, bu tehlikeli oyunu malzeme olarak kullanmaya kalkışmaz!..
***
Saldırıyı “Rejimin 11 Eylülü” olarak nitelendiren mâlûm basın, saldırgan üzerinde spekülasyonlar yaparak, dikkatleri başka yöne çekmek istiyor!..
Saldırgan ülkücü olamaz!..
Çünkü, gerçek bir ülkücü, ‘sonucu belli olan’ bir senaryoda ‘figuran’ olamaz, Türk töresine ihanet edip, ‘elinde silah olmayan’ hasmının üzerine ‘silah’ ile yürümeyi ‘yiğitliğe’ sığdıramaz!..
Saldırgan, AKP’li de olamaz!..
Çünkü, gerçek bir bir AKP’li, ağabeyleri tarafından kurulan ‘Ali Dibo Düzeni’nden ‘nemalanmak’ yerine, başını derde sokacak işlere kalkışmaz!..
Aslına bakılırsa, bu saldırı, ‘laikliğin yeniden yorumlanmasını’ tartışmaya açan Tayyip Erdoğan’ın seçime yönelik planlarını tamamen altüst etti!..
Erdoğan, Anayasa’yı tek başına değiştirecek çoğunluğu elinde bulundurmasına rağmen, başörtüsü meselesini çözmemekte direniyordu!..
Çünkü, bu meseleyi seçime yakın bir iki ay içerisinde gündeme getirecek, Anayasa Mahkemesi’nin devreye girmesi üzerine, meydanlarda halkın karşısına çıkıp şöyle esip gürleyecekti:
- “Ne yapalım, biz elimizden geleni yaptık. Ama bakın izin vermiyorlar. Siz en iyisi bizi bir dönem daha iktidar yapın. O zaman mutlaka çözeceğiz!..”
Ama artık, ipi elinden kaçırdı!..
Meseleyi yeniden bir daha gündeme getirmeye cesaret edebilecek mi hep birlikte göreceğiz?..
Öyle görünüyor ki, başörtüsü meselesinin çözümü en az bir 5 yıl daha ileriye ötelendi!..
***
‘Kontrollü gerilim stratejisi’ uygulayan küresel güçler, ‘bölücü terör’ ile boğuşan Türkiye’yi bir de ‘dini terör’ ile kıskaca almaya çalışıyorlar!..
‘Büyük Ortadoğu Projesi’nin önünde en önemli engel olarak gördükleri ‘milli devleti’, Avrupa Birliği süreci ile zayıflatan güçler, şimdi de Türk milletini ‘laik-antilaik’ diye ayrıştırıp, kamplara bölerek ‘kendi kanında’ boğmak istiyorlar!..
‘İnançlı kesime’ yönelik baskıları artırarak, ‘laik-antilaik’ çatışmasına öncülük edenler, bilerek ya da bilmeyerek bu hain plana hizmet ediyorlar!..
“Türkiye laiktir laik kalacak”, “Türkiye İran olmayacak!..” sloganları, akıllarını peynir ekmekle yemeyenler için birşeyler hatırlatmıyor mu?..
Olayı soruşturan devlet birimlerinin, ilk önce şu iki soruya cevap aramaları gerekiyor:
1-) Türk milletinin kamplara bölünmesi, bölgedeki hangi devletin işine geliyor olabilir acaba?..
2-) Olayda herhangi bir istihbarat örgütünün parmağı var mıdır?..