Terör köpeklerinin sürüklediği koyun ağıllarına girenler var! - Arslan Bulut
Terör hareketlerinde milletin ve devletin sorumluluğunu taşıyanların ilk olarak göz önüne alması gereken konu, bu saldırılarla, halkın, nereye doğru yönlendirilmek istendiğidir. Halk da meseleye, "Devletimi nereye sürüklemek istiyorlar?" diye bakmalıdır. Danıştay'a saldırı elbette Türk Milleti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik bir saldırıdır! Ancak bu saldırının, fırsat kollayanlar tarafından, toplum içinde kamplaşma meydana getirmenin aracı olarak kullanılması, daha da tehlikeli bir saldırıdır. Hatta kamplaşmayı teşvik edici konuşmalar yapmak, yazılar yazmak, saldırganı veya saldırganları kim kullanıyorsa onların amacına hizmet etmek anlamına gelir! Zira kamplaşma meydana geldiği takdirde kaybeden yine Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olur! coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon open drug coupon cardnaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatabilify link abilifyoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Fakat ABD bu saldırıyı bahane ederek, Afganistan ve Irak'ı işgal etti, İran'ı vurmaya hazırlanıyor! ABD içinde de tam bir devlet terörü estiriliyor.
Şimdi yeniden değerlendirerek, "11 Eylül olayından en çok kim yararlanmıştır?" diye meseleye bakar ve ABD kamuoyunu 11 Eylül olayı ile İslam düşmanlığına yönlendirerek ABD ordusunu "küresel haçlı seferi"nin ordusu haline getirmekte kimin yararı olduğunu tespit edersek, olayın asıl planlayıcılarının kimliği netleşir.
***
Danıştay'a saldırı için de "Cumhuriyetin 11 Eylül'ü" ifadesi kullanılıyor! Peki, Türkiye Cumhuriyeti'nin zinde güçlerinin bu saldırı sebebiyle nereye saldırması gerekiyor? Daha doğrusu nereye saldırtılması öngörülmüş?
İran'a mı?
Öyle ya, olayı henüz kimin düzenlediğini, arkasında bir istihbarat servisi bulunup bulunmadığını bilmiyoruz. Dolayısıyla, Türk halkının birbirine veya komşularından birine düşman edilmesi için olayı bahane olarak kullanmak isteyenlere de fırsat vermemek gerekir.
***
İstanbul'daki büyük terör eylemlerinden sonra bir okuyucum, müthiş bir benzetme yapmış ve eğitilmiş köpeklerin, koyunları ağıla sokması gibi terör eylemlerinin, insanları bir ağıla sokmaya çalıştığını yazmıştı.
Okuyucum diyordu ki, "İkiz kule eyleminden tutun, İstanbul ve Madrit'teki patlamalara kadar bütün eylemler, kesinlikle bir gizli servis işidir, hiç bir terör örgütü bu tür eylemleri gerçekleştiremez!
Madrit'teki olayda bir yerde Kuran ayetleri bulunuyor, olayın komikliğine bakın, MOSSAD'a yakınlığı ile bilinen bir İnternet sitesi sıradaki şehirleri ilan ediyor!
İngiltere'de İskoçya 'da koyun çiftliklerinde koyun köpekleri vardır, bu köpekler gerçekten yetenekli hayvanlardır, koyunları otlaklara götürür ve getirir, sürüden bir koyunun ayrılmasına müsaade etmez. Bu köpekler sürünün sağında solunda dolaşarak bir bütün olarak koyunların hareket etmesini ve ağıla girmesini sağlar!
İşte bu bombalama olayları da tıpkı köpeklerin koyunları ağıla sokması gibi bütün insanlığın bir sürü psikolojisine kapılmasını ve istenilen ağıla girmesini sağlamak amacına dönüktür?"
* * *
Şimdi soruyu şöyle soralım.
Danıştay baskınını düzenleyenler bu olay ile geniş kitleleri hangi ağıla sokmak istiyor?
Bu savaştan, yani Türk halkını veya Türkiye ile İran'ı birbirine düşürmekten kim kazançlı çıkacak?
Ve bunların cevabını kendimize verdikten sonra, basın mensupları olarak, terörün hedeflediği gibi bir kamuoyu oluşmasına zemin hazırlamayalım!
Zira görüyorum ki, henüz Soğuk Savaş döneminin şartlı reflekslerinden kurtulamamış olanlar var. Ağızlarından köpükler saçarak, kin ve nefret salgılıyorlar topluma!
Yapmayın, aklınızı başınıza toplayın! Terör köpeklerinin belirli ağıllara toplamak istediği koyunlardan olmayın!
Zaten terörün hedefi de bu!
***
Türkiye Cumhuriyeti, her konuşmasında gergin bir yüz ifadesi taşıyan ve muhataplarını azarlama tonuyla konuşan bir Başbakan ve yangına körükle giden bir TBMM Başkanı ile bugünlere geldi. Elbette onlar da en başta kendilerine zarar verecek olan böyle bir sürecin başlamasını istemezdi. Fakat, herkesin gördüğü tehlikeyi umursamaz davrandılar ve kendi ideolojilerini, kadrolaşmaları ve icraatları ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hakim kılmaya çalıştılar. Tehlikenin kendisi oldular!
İşte cenaze töreninde halkın içine çıkamadılar! Haklarında çok ağır sloganlar atıldı!
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in son sözlerinde olduğu gibi, umulur ki "bu saldırıya sebep olanlar tutum ve davranışlarını yeniden gözden geçirir."