Ekonomi sıcak paranın spekülatif saldırısı altında
AKP Hükümeti’nin, pembe tablolar çizip, “şu kadar büyüdük, enflasyon bu kadar düştü, ekonomi iyiye gidiyor” söylemi, son bir haftadır duvara vurdu. Bakanlar Kurulu’ndan, “tedirgin olacak bir durum yok” açıklaması gelse de iktisatçılar, büyümesini sıcak para girişine bağlayan ekonomide bu tür gelişmelerin olabileceğini söylediler. İktisatçılar, “ekonominin uluslararası finans sermayesinin, sıcak para yoluyla spekülatif saldırısı altında olduğunu” söylediler.
<DIV class=strbas>Gelişmeleri gazetemize değerlendiren Atılım Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Sinan Sönmez döviz kurlarındaki yükselişin şaşırtıcı olmadığını, çünkü uzun süredir uygulanan modelin gereği olarak Türk Lirası’nın aşırı değerli tutulduğunu, düşük kurlu döviz politikası uygulandığını söyledi. “Aslında Türkiye’de 2001 krizi sonrasında da kur faiz arbitrajına dayalı model, spekülatif büyüme modeli fark edilmedi” diyen Sönmez, ensflasyondaki düşmeye paralel, nominal faizlerdeki düşme ve reel faizlerdeki daralmanın yanlış değerlendirmeye yol açmaması gerektiğini hatırlattı. </DIV><div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">go</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">go</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">cialis walgreen coupon <a href="http://driverblog.suddath.com">cheap cialis</a> cialis coupon</div><div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">cialis coupon card</a> cialis manufacturer coupon</div><div style="display:none">micardisplus 80/25 mg <a href="http://www.ilkpirlantam.com/page/micardisplus-hinta-O9P">ilkpirlantam.com</a> micardis plus 80 12.5 mg</div>
Türkiye’de, döviz kuru faiz arbitrajından faydalanılarak yüksek getiri sağlamanın mümkün olduğunu kaydeden Sönmez, büyümenin finansmanının büyük ölçüde sıcak para girişi ile sağlandığının da altını çizdi. “Bir taraftan cari açık yükselirken ve Türk lirası hâlâ değerli ilken eninde sonunda döviz kurlarının yukarı doğru düzeltilmesi kaçınılmazdı. Bunu bekliyorduk, ama tarih veremiyorduk” diyen Sönmez, “kriz” sözünü telaffuz etmek istemediğini, ancak tırmanışın da sert olduğunu dile getirdi.
Ekonominin kırılganlığını dikkate alan yabancı yatırımcıların, kuşkulara kapılarak piyasadan çekilmeye başladıklarını, bunu iç koşullar kadar dış koşulların da tetiklediğini kaydeden Sönmez, “cari açık bu kadar devam ettiği sürece bu kırılganlıkların azalmayacağını, giderek artacağını da” dile getirdi. Hükümet üyelerinin “bekliyorduk” sözlerini ilgiyle takip ettiğini, ancak kendisinin “bekliyorduk” söylemi ile aralarında dağlar kadar fark olduğunu belirten Sönmez, bu durumun 2001 kriz öncesi söylemi hatırlattığını kaydetti.
Sosyal güvenlik vetosuna bağlanamaz
Bilkent Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erinç Yeldan da denetimsiz sıcak para girişine işaret etti. “Türkiye ekonomisi, finansal sermaye hareketleri üzerinde hiçbir denetimin olmadığı ve uluslararası finans sermayesinin sıcak para akımları yoluyla spekülatif saldırı altında olan bir ekonomi” değerlendirmesi yapan Yeldan, bunun reel ekonomi ile çok bağlantısı olmadığını söyledi. “Finansal piyasa uzmanlarının kısa dönemli kâr zarar hesaplarına göre çok büyük hacimli sermaye akımlarının kolaylıkla yön değiştirebileceği” ortama dikkat çeken Yeldan, yaşanan finansal çözülmenin “bu tür bir sürü içgüdüsüne dayalı bir davranış değişikliğinin Türkiye’ye yansıması” olduğunu söyledi.
Merkez Bankası’nın, her türlü istikrar politika aracının elinden alındığını, bu tür gelişmeler karşısında sadece seyirci olarak izlediğini kaydeden Yeldan, Türkiye ekonomisinin bu tür dalgalanmalardan çok şiddetli etkilendiğini dile getirdi. Bu gelişmeleri, reel ekonomik verilerle, göstergelerle açıklamanın mümkün olmadığını kaydeden Yeldan, sorunun nisan ayında enflasyonun bir puan yüksek çıkmasına, cari açığın artışına veya sosyal güvenlik yasasının vetosuna bağlanamayacağını söyledi. Cari işlemler açığının uzun süredir arttığını, bir yasanın da ilk kez veto edilmediğini kaydeden Yeldan, “Bunlar Türkiye çapındaki bir ekonomide, sosyal yapıda her zaman olan, olabilecek olaylar. Öngörülmeyen bir durum yok. Bu tamamen yabancı finansal şebekesinin kaprisleriyle ilgili” diye konuştu.
‘Hükümetin bir B planı yok’
Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü’nden, Doçent Dr. Aziz Konukman ise Türk Lirası’nın değer kaybının, hükümetin bilinçli, iradi bir devalüasyon kararı sonucu olmadığını, yaşananları “kriz”, “Kara Cuma” ifadeleri ile açıklamanın da yanlış olacağını söyledi. Öyle olması durumunda çok sert altüst oluşlar yaşanacağını kaydeden Konukman, “bu kadar yüksek cari açığa rağmen, döviz kurunun bu kadar aşağılarda kalmasının olacak iş olmadığını” söyledi. Döviz kurlarında ani, yüzde 40-50’ler oranında bir artışın olmadığını, zaten öyle olması durumunda bunların konuşulmayacağını, çünkü kriz yaşanacağını kaydeden Konukman, “Buradaki tartışılması gereken, kur niye bu düzeylerde kaldı bugüne kadar. Demek ki dışarıdan muazzsam döviz girişi var. Onun için de cari açık yüksek boyutlarda” dedi.
Sermayenin Türkiye’de kazancının yüksek olduğunu, başka ülkelerde örneğin 100 doların 8 dolar kazanırken Türkiye’de 20 dolar kazandığını ve bunun ülke içinde kalmayıp çıktığını kaydeden Konukman, “Böyle getiri sağlarsanız sıcak para gelir. Sıcak para geldiği sürece sorun olmuyor. Kimse bundan tedirgin olmuyor. Sıcak paraya bağlı büyüme yaşanıyor. Pembe bir büyüme. Büyümeyi yüzde 5 öngörüyorsunuz, yüzde 10 oluyor. Hükümet buna da seviniyor. Tuhaf değil mi bu?” diye konuştu.
‘IMF izin vermez’
Türkiye’nin büyümesini tümüyle piyasaya bıraktığını, oysa aslolanın planlanan bir büyüme olması gerektiğini kaydeden Konukman, “Tamamen dışarıdan gelecek kaynaklara bağlı bir büyüme süreci. Bunun uzun sürmesi söz konusu değil. Ya böyle bir şey olamaz, sıcak para gelmezse ne olacak. Sahte refah artışı sağlayan bu para bir gün giderse ne olacak. Hükümetin bu konuda bir B planı yok. Dolar 2 binlere sıçrasa ne olacaktı. Böyle durum kriz demek” dedi. Sıcak para girişinin kontrol altına alınması, başka ülkelerde izlenen yolların masaya yatırılarak, bir B, C planları olması gerektiğini kaydeden Konukman, hükümette bunun çabası olmadığını, olmasının da mümkün olmayacağını kaydederek, “Çünkü IMF buna izin vermez” dedi. İzlenen politikalarla piyasaların sürekli diken üstünde duracağını belirten Konukman, “Sorun zaten bu programın bizatihi kendisi. IMF, Dünya Bankası patentli program durduğu sürece biz bunu sürekli yaşayacağız” uyarısında bulundu.
AKP’nin basiretsizliği
ODTÜ İktisat Bölümü’nden Cem Somel de “2001’den beri enflasyon düşük oranda da seyretse Türkiye’de mal ve hizmetlerin fiyatlarının sürekli artması, buna mukabil dövizin YTL fiyatının hemen hemen sabit kalması, Türkiye’nin ihracatını döviz cinsinden pahalandırmakta ve ithal malların fiyatlarını yerli ikame mallarına göre ucuzlatmaktaydı” dedi. Yaşanan süreci, “gelişmiş ülkelerde, özellikle ABD’de nispeten düşük faiz hadleri karşısında, ticaretle alakası olmayan yabancı finans kurum yöneticilerinin az gelişmiş ülkelere, Türkiye’deki faiz kazanma imkanlarına tamah etmesine” bağlayan Somel, şimdi ise Türkiye’deki plasmanlarını tasfiye etmeye başladıklarını vurguladı. Bu tasfiyenin yavaş yavaş olması durumunda ekonomiye olumsuz etkisinin sınırlı olabileceğini kaydeden Somel, geçmiş tecrübelerin endişe uyandırdığını söyledi. Doğru olanın kısa vadeli sermaye girişlerini engelleyici tedbirler almak olduğunu kaydeden Somel, buhran olması halinde bunun “AKP iktidarının ve Merkez Bankası bürokratlarının basiretsiz ve dogmacı iktisat politikalarının neticesi olacağını” hatırlattı.