Seç Seç Al: Ermeni Soykırımından Pontus'a - Hasan Ünal
Fransız parlamentosunda yarın oylanacak olan Ermeni tasarısı, izlenen Avrupa Birliği politikasının tabii bir uzantısıdır. Aslında biz 'Ermeni soykırımı olmamıştır' demeyi suç haline getiren bu tasarıya kilitlendik ve Fransızlar bu tasarıyı geri alıverseler, hemen rahatlayacağız gibi bir intiba veriyoruz. Ama gerçek epeyce farklı. Fransa 2000 senesinde 1915 yılında Ermenilere soykırım yapıldığını kabul eden bir tasarıyı kanunlaştırdı zaten.<BR><BR>Şimdi yapmaya çalıştığı ise, soykırımın olmadığını söylemeyi suç haline getiren bir tasarı. Eğer Fransa'da tasarı kanunlaşırsa, Belçika'da da bir benzerinin yasalaşması hemen hemen kesin. Ardından diğer Avrupa ülkeleri bu ikiliyi izleyecekler ve AB aşkıyla yanıp tutuşan bizim hükümet ve yetkililer hiç kimseyi suçlayamayacaklar. Çünkü hedef dağılacak.<BR><BR>Dikkat edilirse, bizim AB maceramız ile Ermeni soykırımı iddialarının AB parlamentolarınca kabulü arasında doğrudan alaka var. Örneğin Avrupa Parlamentosunun 'Türkiye Ermeni soykırımını tanımak zorundadır' şekilinde aldığı ilk kadar 1987 tarihli. Ve o zamanki Özal hükümetinin AB'ye yaptığı tam üyelik başvurusunun hemen sonrasına rastlıyor. Avrupa Parlamentosu bu kararını teyit eden onlarca karar daha aldı. En sonunculardan biri de 2004 yılında güya Türkiye'ye tam üyelik müzakereleri için tarih verildiği 17 Aralık tarihinden iki gün evvel oldu.<div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div><div style="display:none">cialis walgreen coupon <a href="http://driverblog.suddath.com">cialis discount</a> cialis coupon</div>
Yakın zamanlara kadar başta Fransa ve Amerika olmak üzere, içinde belirli bir oranda Ermeni barındıran ülkeler, bu Ermeni toplumlarının seçim zamanlarında etkili olmalarının kaçınılmaz olduğu üzerine mazeretler uydururlardı. Bunların uydurulduğu son zamanlarda kabul edilen tasarılarla ortaya çıktı. Çünkü Polonya'dan Belçika'ya ve Slovakya'dan Almanya'ya kadar geniş bir yelpazedeki Avrupa ülkelerinde Ermeni nüfus yok. Tam tersine, Almanya ve Belçika gibi ülkelerde vatandaş olmuş büyük Türk kitleler var ve bunların seçmen yaşına gelmiş olanları da az değil.
O halde bu tasarılar neden kabul edildi? Ve bundan sonra Ermeni soykırımının olmadığını söylemeyi suç haline getirmek hangi amaca hizmet ediyor? Açıkçası bunların neredeyse hepsinin cevabı Türkiye'nin gerçekte varolmayan AB süreciyle alakalı. Fransa ve Almanya başta olmak üzere, Avusturya ve başka pek çok ülke Türkiye'nin AB sürecinden kendiliğinden uzaklaşmasını istiyorlar ve bunun için gerekçeler ve mazeretler bulmaya çalışıyorlar.
Aslında Kıbrıs meselesi yeterli görünüyordu. Ama AKP o kadar edilgen ve tavizkar göründü ki Kıbrıs meselesinde, Rum-Yunan ikilisinin isteklerine AKP hükümeti o derece boyun eğecek gibi göründü ki, Fransa ve diğer ülkeler Türkiye'nin önüne örülen duvarı iyice yükselttiler. Görmek isteyen gözler için bu duvar gayet açık. Ermeni soykırımı iddiaları da bunun bir aşaması. Ardından muhtemelen Yunan tarafının zorlamasıyla Pontus da gelecek.
Yunan kamuoyu son günlerde Pontus soykırımı iddialarıyla yatıp kalkmaya başladı. AKP hükümeti Ermeni soykırımı iddialarına destek veren tiplere hilei şeriye yoluyla göz kırpan bir tavır sergileyince yağma Hasan'ın böreği mantığıyla hareket eden Atina hükümeti Pontus iddialarını ortaya sürüverdi. Bizimkiler ona da meyyal görünürlerse, bakalım başka neler gelecek? Ama açıkça görünen o ki, AB'nin yalvarma odasında oturmayı marifet zannettiğimiz sürece, iğfal, yani kandırma, devam edecek...