İstihbarat16 Mayıs 2006 00:00

Her taşın altında İngiliz ve Amerikalılar var - Hasan Ünal

Son haftalarda bir yandan Vodafone’un Telsim’i alarak Türkiye’ye gelmek istemesi; İngiliz menşeli bu şirketin Yunanistan’da muazzam bir telekulak skandalına karıştığının tesbit ve tescil edilmesi, Yunan bankalarının Türkiye’de bankalar alması gibi konuları bu köşede değerlendiriyoruz.Bunların genel ve birlikte bir değerlendirmesini yapmakta fayda var. Çünkü bu konularla ilgili bilgiler Yunan ve Batı basınında çıkmaya devam ediyor. Bu arada meselenin bir de Amerika ayağı oluştu. Amerika’da geçen hafta patlak veren izinsiz telefon dinleme skandalının içerisinden de Vodafone çıktı. Çünkü Amerika’daki istihbarat örgütlerinin çatı kuruluşu olan Ulusal Güvenlik Ajansı (National Security Agency) ile işbirliği içinde; ama mahkeme kararı olmaksızın milyonlarca telefonun yıllardır izlendiği ortaya çıktı. Toplamda 200 milyon civarında telefon dinlenmiş. Bunun bir kısmında da Verizone adlı Vodafone’un Amerika’da faaliyet gösteren şirketi var.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Yunan basınında geçtiğimiz aylarda çıkan bilgiler, Vodafone’un oradaki dinlemelerinin Amerikan büyükelçiliği adına yapılmış olduğunu ortaya koymaktaydı. Dinlenen telefonların sistem içerisine yerleştirilen düzeneklerle Amerikan büyükelçiliğinin binasına doğrudan yansıtıldığı bilgileri soruşturmayı sürdüren Yunan savcılığı tarafından basına aktarılmıştı. Son haftalarda gelen bilgiler bu yansıtmaların doğrudan doğruya Amerika’ya da yapıldığına işaret ediyor.
Ve Amerika’da bu telefon bilgilerinin düzenli yansıtıldığı yer Amerikan istihbarat kuruluşlarının çatısı konumundaki Ulusal Güvenlik Ajansı, yani şimdi Amerika’da illegal telefon dinletme işlemini yaptıran kuruluş. Bu kuruluşla Vodafone’un Amerika’daki şirketi olan Verizone tam bir işbirliği içinde. Ne tesadüf!!! Değil mi!!! Bu tesadüflere AKP ve Unakıtan türü insanlardan başkası zor inanır...
Vodafone Yunanistan’da mahkemelik. Büyük tazminata mahkum olması muhtemel. Ama bu Vodafone’u Türkiye’ye davet edip, Telsim’i vermeye çalışıyoruz. Yani adamlara bir manada, ‘gelin Türkiye’ye ve bizi de dinleyin’ demek ister gibi bir halimiz var. İşin daha da kötüsü, Vodafone Türkiye’ye gelirken, yanına bir Yunan ortak ve Yunan yöneticiler alıyor. Adeta Yunan devletine, ‘siz bizi bu mahkemeden kurtarın biz de Türkiye’nin dinlemelerinden size hisse verelim’ der gibiler.
Bütün bunlara Türk Telekom’da olanları da eklersek, durumun ne kadar ciddi ve vahim olduğu daha iyi anlaşılıyor. Çünkü, bu köşede defalarca ele aldığımız gibi, Türk Telekom bir kaç yıllık kârına denk gelen bir fiyatla Lübnanlı Hariri ailesine satıldı; ama işin altından yine İngilizler çıktılar. Hassas bölgelerde çalışan Türk mühendislere işten el çektirdiler ve yerlerine İngiliz mühendisler yerleştirdiler. Bu kişilerin istihbarat elemanları olduğunu Emin Şirin Bey Meclis’te açıkladı.
Normalde herhangi bir ülkede bütün bunlar ortaya çıktığı zaman hükümet hemen vaziyete el koyar ve Vodafone’un Türkiye’ye gelmesine mani olurdu. Hatta normal bir devlette Türk Telekom’un bu şekilde satılması söz konusu olmazdı. Tıpkı Yunanistan’da olduğu gibi hisselerin önemli bir kısmı bu satıştan katbekat daha yüksek bir fiyata halka satılabilir; ama yönetim devletin kontrolünde kalırdı. Şimdi bu İngilizler ve Amerikalılar, başbakan, bakanlar, TSK ve diğer herkesin telefonlarını dinliyorlarsa buna şaşırmam.
Bütün bunlara Yunan devlet bankasının Türkiye’de Finansbank’ı bir kaç katı fiyatına aldığını; diğer Yunan bankalarının da başka bankaları almak için sırada beklediklerini ekleyin. O zaman ‘ne yapalım küreselleşmenin tabii sonucu böyledir’ mi diyeceğiz? Bütün bunları satan bir AKP hükümetinin bakanı Abdüllatif Şener çıkıp, ‘bu iş tek taraflı olmaz, bizim bankalar da Yunanistan’da banka alsalar iyi olur’ derse, bu lafın muhatabı kimdir? Bu satışlar açıktan açığa milli güvenlik meselesi haline geldiği halde hükümeti neden ilgilendirmiyor?