Siyaset12 Mayıs 2006 00:00

FENER PAPAZININ DUASI - Hüseyin MÜMTAZ

Cumhuriyet’in; mevcut siyasi irade hariç bütün kurumları en büyük iki tehlikenin a) irtica ve b) üniter yapıyı tehdit eden bölücülük olduğu konusunda fikir birliği içinde.             Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve son olarak da Danıştay Başkanı’ndan bu uyarıyı defalarca aldık.             Danıştay Başkanı’nın açıkça ifade ettiği düşüncelere karşı bu tür kuruluş yıldönümlerinde bu açıklamaları hep dinlediklerini söyleyen Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı şunları kaydetti: "Bugün de bir yenisini dinledik, birbirinden farklı şeyler değil. Dinleriz, saygındır ve bunlarla birlikte ülkemizin yarınlarını değerlendirecek değiliz. Ülkede ekonomik alanda attığımız adımlar, ülkenin AB sürecindeki gelişimleri, bunlar bizi çok daha fazlasıyla ilgilendiriyor" yaklaşımını sergiledi:             Başbakan; artık ve yavaş yavaş iç hukuka üstün olduğunun zorla kabul ettirildiği uluslar arası hukukun hoşuna gitmeyen bazı kararlarını “Ulemaya sormalı” diye eleştirirken iç hukukun başı sayılabilecek Danıştay Başkanı’nın söylediklerini de yukarıdaki cümlelerle eleştiriyordu.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis coupons

  “Dinleriz, saygındır ve bunlarla birlikte ülkemizin yarınlarını değerlendirecek değiliz” diyordu.

            Yâni ne dış hukuk, ne iç hukuk.. Bildiğimizi yaparız. Vız gelir, tırıs gider.. Varsa yoksa Akepe hukuku…

            Danıştay’ı, yargıyı, kuvvetlerden birini tamamen yok sayıyordu.

            Bu yüzden defalarca açıkça sergilediği sübjektif hukuk anlayışı ve malûm yaklaşımından dolayı Erdoğan’ı tasnif dışı bırakıyoruz..

            Fakat her seferinde ve ısrarla “İrtica tehdittir” diyen Cumhuriyet’in diğer kurumlarına…

            Bir sorumuz var..

            İrticayı Eyüp’te, Çarşamba’da, Beykoz’da, Menemen’de yahut sair yerlerde aramanıza hiç bir şey demiyorum..

            Ama burnunuzun dibindekine ses çıkarmamanıza akıl erdiremiyorum.

            Türkiye’de şu anda en büyük irtica İstanbul Suriçi’ndedir.

            Fener’deki kırmızı binadadır, Balat’tadır.

            Heybeli’dedir.

            Başpapaz hem bir numaralı mürtecidir, hem Türk devletini hiçe saymaktadır. Karases’i “Şeriat devleti” kuracak diye (haklı olarak) içeri attınız..

Peki Barthalemeos’un yaptıkları farklı mıdır?

Anadolu’nun her köşesinde kara cüppesini savura savura kara sesi ve kapkara sakalıyla her hafta bir âyin düzenliyor..

Kapkara vicdanıyla..

Ne yapıyorsunuz?

Sen Sinod’a yabancı uyruklu üye atadı, ne yaptınız?

İstanbul’un göbeğinde Şeriat Mahkemesi kurdu; Kudüs patriğini yargıladı, ne yaptınız?

Bergama’da “yabancı uyruklu din adamına” ayin yönettirdi..

Fener Rum Kilisesinin, hiçbir hak ve hukuku olmadan Bergama’ya atadığı sözde Metropoliti Prof. Dr. Yuannis ZİZİULAS’ın Yunanistan vatandaşı olduğu ortaya çıktı.  

Ne yaptınız?

Konu ile ilgili en taze haber de şu:

Baf Metropoliti Hrisostomos, Fener Rum Patriği Bartholomeos’la görüşmek üzere İstanbul’a gitti. Rum gazeteleri, Rum Sen Sinod Meclisi’nin önceki gün gerçekleştirdiği toplantıda, Cenevre’de 17 Mayıs tarihinde yapılacak genişletilmiş Sen Sinod toplantısında, Rum başpiskoposluk makamının boşalıp boşalmayacağı dışında başka bir konu görüşülmeyeceğine dair Fener Rum Patriği Bartholomeos’tan taahhüt alınması gerektiği kararına varıldığını yazdı. Gazete, önceki günkü Sen Sinod toplantısında, Rum Başpiskoposluğu konusunda başka bir konunun ele alınması durumunda, Sen Sinod üyelerinin Cenevre’deki toplantıya katılmama yönünde bir karar aldıklarını ve bu kararı Fener Rum Patriği Bartholomeos’a iletmek üzere Baf Metropoliti Hrisostomos’un önceki akşam İstanbul’a gitmek üzere Güney Kıbrıs’tan ayrıldığını belirtti..”

Lozan’a göre sadece İstanbul Rumlarının dini ve dünyevi işleri ile ilgilenmesi izni verilen Fener papazı ile Kıbrıs Rum papazının ne gibi bir ilgisi vardır?

Var mıdır, yok mudur?

Var ise; şimdiye kadar adada Türklere karşı yapılan bütün kötülüklerin, soykırımların hesabı da sorulmalıdır.

Kıbrıs Rum papazı eğer Fener’deki papazın emrinde ve bağlısı ise adada Türklere karşı yaptığı her şey onun bilgisi ve izni ile yapılmış demektir.

1930 Lefkoşa isyanından itibaren her şeyin hesabı Fener’e sorulmalıdır. Kiliseye baskın yapılmalı, köşe bucak aranmalı, bütün evraklara el konulmalıdır. İnce ince incelenmelidir.

Tiftiği atılmalıdır.

Atatürk’ün deyişi ile bir “fesat ve melanet yuvası olan” patrikhane bu incelemelerin sonucunda da Yunanistan’a gönderilmelidir.

Konu ile ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Milli Güç Platformu Sözcüsü Muammer Karabulut’un düşünceleri şöyledir:

“Burada unutulmaması gereken nokta; Güney Kıbrıs Ortodoks Kilisesi’nin geçmişte Moskova ve Bütün Rusya Ortodoks Patrikhanesi’ne yakınlığı ve bugün de bu dinsel bağın etkili olduğudur. ABD’de oluşan politikalar sonucu hazırlanan Annan Planına, adadan hayır çıkmıştır. Bu hayırın arkasında, Rus kilisesi aracılığı ile Rusya vardı! İşte bu hayır, ABD tarafından evete dönüştürülmelidir. Bunun için de, adada etkili olan ve Komünist Akel Partisi ile birlikte hareket eden Ortodoks Kilisesi, Fener Rum Kilisesi tarafından kontrol edilir duruma getirilmelidir. Amaç, adada, KKTC’den sonra, Güney Kıbrıs’ı da kontrol altına almaktır.”

“Bergama fitnesi”nin üzerinde ayrıca durulması gerek..

Çünkü bu, Midilli’den gelen yabancıların desteğiyle devlete karşı yapılan bir kalkışma hareketidir.

Bakın Bergama’da neler olmuş..

Önce Yunanca ardından da Türkçe konuşan Bartholomeos, ayine izin veren ve kendilerine yardımcı olan Bergama Kaymakamlığı, Bergama Belediye Başkanlığı ile İzmir Ticaret Odası'na teşekkür ederek şunları söylemiş:

“Dışarıda bazı arkadaşlar, ‘Ya sev ya git’ diye bağırdı. Onlara kim söyledi bizim yaşadığımız bu vatanı sevmediğimizi? Hıristiyan cemaati kalmadı ama bu toprakların altında binlerce insanımız var. Onların nur içinde yatmaları için, şad etmek için dua etmek bizim hakkımız. Hiçbir siyası amacımız yok. Bu toprakların evlatlarıyız. Misafirlerimiz Türkiye'ye olan sevgilerinden, dostluklarından geliyor. Din turizminin gelişmesi Türkiye'nin menfaatine. İsteğimiz, tabuların yıkılması, önyargıların bertaraf edilmesidir. Barış ve kardeşlik için yenidünyanın temellerini atıyoruz.''

Bartholomeos, daha sonra patrikhanenin hukuk müşaviri Kezban Hatemi ile birlikte Bergama Kaymakanı Hüseyin Eren'i ziyaret etmiş. "Devletimize olan bağlılığımızı sunmak için sizi ziyaret ettik'' diyen Bartholomeos, Ürper'e, kendilerine verdiği destek için AKP Bergama İlçe Başkanı Hasan Şahin'e teşekkürlerini iletmesini de istemiş.

Eren ve Ürper'e hediyeler veren Bartholomeos, "ekümeniklik" tartışmalarına yönelik sorulara da “Tarihi bir ünvan suç mu, suç olabilir mi?'' yanıtını vermiş.

Konuşmasının ardından Barthalomeos, ayine katılanlara kırmızıya boyanmış paskalya yumurtası dağıtmış. Yunanistan Yeni Demokrasi Partisi Milletvekili Yannis Yalenis, Midilli Valisi Pavlos Vodiatris, Mantamados Belediye Başkanı Stefanos Apostolov, Midilli Metropoliti Nikodonus Aydianos, İzmir Konsolosu George Katapodis ve Midilli Adası'ndan gelen yaklaşık 200 kişinin katıldığı ayin yaklaşık iki saat sürmüş.

Aynı gün Selanik’te kıymetli okuyucu Pontus Soykırım Anıtı açılmış.

Ne demişti papaz?

Misafirlerimiz Türkiye'ye olan sevgilerinden, dostluklarından geliyor. Din turizminin gelişmesi Türkiye'nin menfaatine. İsteğimiz, tabuların yıkılması, önyargıların bertaraf edilmesidir. Barış ve kardeşlik için yenidünyanın temellerini atıyoruz.''

Neden kimse Pontus soykırım anıtı açmakla tabuların nasıl yıkılıp, önyargıların bertaraf edileceğini, barış ve kardeşlik içinde yenidünyanın temellerinin nasıl atılmış olabileceğini sormayı akıl etmemiş?

Ne diyor papaz?

Onlara kim söyledi bizim yaşadığımız bu vatanı sevmediğimizi? Hıristiyan cemaati kalmadı ama bu toprakların altında binlerce insanımız var. Onların nur içinde yatmaları için, şad etmek için dua etmek bizim hakkımız.”

Olur papaz efendi.

Fakat bu son verdiğin örnekten hareket edersek zannediyorum fena halde zararlı çıkacaksın..

Ya biz de Mora’da, Atina’da, Selanik’te,

Mesta Karasu’da..

Batı ve doğu Trakya’da..

İnebahtı’da..

Yunanistan’ın ve Balkanların her köşesinde “toprakların altında yatan milyonlarca şehidimiz-insanımız için dua etmeye” kalkarsak nereye kaçacaksın?

Saklanacak, sığınacak yer bulabilecek misin?

Üstelik…

Bir başlayınca sadece dua etmekle kalsak iyi..

Nereden akıllarına getirdim diye pişman olacak, kâbuslar göreceksin..

Sakalın titreyecek.. 12 Mayıs 2006

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE 

  HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”