Siyaset11 Mayıs 2006 00:00

ÇATIRTIYI DUYUYOR MUSUNUZ? - Hüseyin MÜMTAZ

Azerbaycan dönüşü eve geldik, masanın başına geçip bilgisayarı açtık..             Kapatamadık.             Türkiye çatırdıyor ey millet.. 1.      Barthalemeos Bergama’da âyin düzenliyor, Selanik’te Pontus soykırım anıtı açılıyor, İzmir ile Selanik’in kardeş şehir olması gündeme getiriliyor, Trabzon’daki “Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Buluşması”na Ermenistan ve Yunanistan da davet ediliyor. 2.      Dünya Çerkezleri İstanbul’da kongre topluyor. 3.      AB muhibbi Marmara Grubu Vakfı “Avrasya Zirvesi” için 30 ülkeyi topluyor. Aynı hafta içinde bu kadar ayrışma-çözüşme-başkalaşma toplantısı sizce çok değil mi?             Kırılma noktası Boğaziçi’nde yapılamayıp sonra Bilgi Üniversitesi’nde yapılan Ermeni toplantısı idi.             Onun önündeki engeller şöyle veya böyle kaldırılınca gerisi çorap söküğü gibi geldi.             Bu ülkede Kürt Konferansı bile yapıldı.             Yetkililerin dediğine ve tuttukları tutanaklara göre “olay” molay olmadı.             Tam tersine her şey “çok kolay” oldu.discount drug coupons click free discount prescription cardcialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardcialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponkamagra link kamagra gel

Necdet Sevinç’in “Osmanlı’nın Yükselişi ve Çöküşü” adlı kitabını okudunuz mu? (Bir Harf yay. İstanbul 2005)

            Okumadıysanız bütün işlerinizi bırakın, alın okuyun. 766 sayfa olması filan korkutmasın sizi.

            “Abdurrahman Şeref, tanzimat’ın ilanını takip eden yıllarda sık sık karşılaşılan olaylardan birini şöyle anlatmaktadır: Galata’daki Voyvoda karakolu’nda eski bir tabur ağası varmış. Hıristiyan halk, arasıra bir Müslüman’ı yakalayarak karakola götürüp ve –gavur dedi- diyerek cezalandırılmasını istermiş. Tabur Ağası; -Ay oğul, anlatamadık mı? Şimdi Tanzimat var, gâvura gâvur denmeyecek, söyleye söyleye dilimizde tüy bitti- diye suçluyu azarlarmış.” (Sayfa 436)

            57’inci Hükümet zamanında imzalanmaya başlanılan sonrakiler zamanında da fâsılasız devam eden AB Uyum Paketleri ile içinde bulunduğumuz sürecin pek farklı olduğunu mu zannediyorsunuz?

            Sadece Tabur ağaları farklı..

            Bir alt kimlik-üst kimlik muhabbeti başladı. 

            Herkes göğsünü gere gere Kürdüm, Gürcü’yüm, Arap’ım, Lâzım, Çerkezim, falanım, filanım diyor.

            TC Anayasası Madde 66’ya aykırı hareket ediyor, anayasa suçu işliyor.

            “Zehirli Türk kanı”ndan bahsediyor, İstiklâl Marşı’ndaki “kahraman ırkım” bölümüne gelince susuyorum diyor.

            “Kültürel zenginliğimiz” diye, “çiçek bahçesi” diye yutturmaya çalışıyor.

            Her gün BAHSE KONU mozayikin türü ve sayısı değişiyor, 86’ya kadar çıkıyor.

            Bir tek Türk, mahcup-ezik-kırgın-küskün bile olsa “TÜRK’ÜM” diyemiyor.

            Hâlbuki devletin adı hâlâ Türkiye, bayrağı hâlâ ay-yıldızlı al bayrak.

            Necdet Sevinç’in kitabının 417 ve 418’inci sayfalarındaki “Hilâlin Çekilişi” adlı bölüm rezaletin fotoğrafıdır.

            “1699 Karlofça’dan sonra 1718’de her biri bizim için birer büyük felaket olan Pasarofça, 1744’te Küçük Kaynarca antlaşmalarını imzalamak zorunda kaldık. … Napolyon 2 Temmuz 1798’de İskenderiye’yi, 22 Temmuz 1798’de Kahire’yi işgal etti. 1806’da Sırp isyanı başladı.Aynı yılın sonunda Belgrad düştü……1821’de Yunan İsyanı başladı. İngiliz ve Fransız donanmaları; 1827’de savaş dahi ilan etmeden Yunan İsyanını bastıran Türk donanmasını Navarin’de batırdılar.Bir yıl sonra Rusya Osmanlı Devleti’ne harp ilan etti. Edirne düştü. Kırklareli, Lüleburgaz, Tekirdağ önlerinde görülen Rus kuvvetleri İstanbul’u tehdide başladılar. 1830’da imzalanan Londra antlaşmasıyla Yunanistan’ın istiklâlini tanımak zorunda kaldık.

            1832’de isyan eden Mısır valisi Mehmet Ali Paşa kuvvetleri Osmanlı birliklerini peşpeşe bozguna uğratarak Kütahya’yı işgal eder. İstanbul, bu durumdan istifade etmek isteyen Rusya’nın yardım teklifine olumlu cevap verir. Tarihimize Hünkâr İskelesi Antlaşması olarak geçen mutabakat üzerine 10 gemiden oluşan Rus filosu ile bir fırka Rus askeri Büyükdere önlerine gelirler.. 8 Temmuz 1833’de imzalanan bu antlaşmayla devlet resmen Rusya’nın himayesine girer. Bu durumdan kurtulmak isteyen Babı Ali 1838’de İngiltere’ye büyük ekonomik imtiyazlar sağlayan meşhur Baltalimanı Antlaşmasını imzalar. 1839’da Kavalalı ikinci kez ayaklanıp Nizip’te Osmanlı ordularını bozunca da valisinin isyanını bile bastıramayacak kadar aciz kaldığını gören devlet, çöken kurumları yenileştireceğini umarak Tanzimat Fermanını ilan eder.”

            En sondaki “aciz kalan devlet çöken kurumları yenileştireceğini umarak Tanzimat Fermanını ilan eder” cümlesini alın;

            Karlofça-Pasarofça-Londra-Hünkâr İskelesi-Baltalimanı ve Tanzimat Fermanı olgularını da alt alta yazın..

            1995 Gümrük Birliği maceramızdan bu güne kadar son 20 yılda yaşadıklarımızla karşılaştırın.

            Son Çerkez toplantısı, Rum Patriğin faaliyetleri, Marmara vakfı toplantılarını da en alta yazın.

            Oturup karalar bağlayın.

Necdet Sevinç kitabının sonuna 4 Ek halinde Osmanlı Veziri Azamları, Kaptanı Deryaları, Başdefterdarları ve Hariciye Vezirlerinin “milliyet esasına göre” tasnifini eklemiş.

Benzer bir tasnifi diyorum;

Acaba Necdet Sevinç….

Son elli yılımız için de yapabilir mi?

Ne kadar güzel ve büyük bir hizmet olur!

Bu arada kimse konuyu geçiştirdiğimizi zannetmesin.

Yazının başındaki üç maddelik üç toplantıyı meraklıları için ayrı ayrı ve ayrıntıları ile inceleyeceğiz.. 11 Mayıs 2006

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE 

  HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”