ABD11 Mayıs 2006 00:00

ABD iç savaşına doğru... - Yrd. Doç. Dr. Birol Ertan

Dünyaya yeni bir şekil vermeye çalışan ve emperyalist sömürünün nimetlerini sahiplenen Küresel Sermaye, Amerikan Ulusal sermayesi ile çatışma içine girmiştir. Gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerin sömürülmesinde geleneksel yöntemleri bir kenara bırakan Küresel Sermaye, parasal oyunlar ve spekülasyonlar ile emperyalist sömürünün daha kolay ve masrafsız bir yolunu bulmuş görünüyor. Sömürülen ülkelerin borsalarını ve büyük şirketlerini kontrol altına alan Küresel Sermaye, Amerikan Ulusal Sermayesinin çekirdeğini oluşturan “üretime ve ticarete dayalı” sanayisini de tehlike altına sokmuştur. Sömürülen ülkelerin kaynaklarının daha masrafsız parasal oyunlar ve borsalar ile hortumlanması, Amerikan şirketlerinin üretim ve dış satım yoluyla elde ettikleri kârları ortadan kaldırmakta, Çin gibi taklit sanayilerin ürünleri ile yarışamayan yerli sanayiye ve yerli üretime dayalı sektörleri tehdit altına sokmaktadır. Gelişmekte olan ve azgelişmiş ülke kaynaklarının sömürülmesi konusunda bir rekabet içine girmiş olan Amerikan Küresel Sermayesi ve Amerikan Ulusal Sermayesi, ilerideki günlerde bu rekabeti savaşa dönüştürmek durumunda kalacaktır. Bu durumda, Amerika içinde bir iç savaşın yaşanması ve Küresel Sermayenin Amerikan sınırları dışına atılması gibi bir durum ile karşı karşıya kalabiliriz. Gelecekte Küresel Sermaye operasyonlarının Amerika sınırları içinde yapılamaması ve başka ülkelere kaydırılması gibi pratikler ile sık sık karşılaşacağız. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetesescitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgkamagra kamagra 100mg kamagra geloxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Dünyada son yıllarda yaşanan olaylar ve başımızı döndüren gelişmeler, belleklerimizi zorlayan çelişkiler ve açıklanması güç bir uluslararası ilişkiler pratiği oluşturdu. Çin ve Rusya’nın çıkarları kesişerek, aynı blok içinde kendilerini bulacaklarını kim iddia edebilirdi? Yıllar yılı sosyalist bir model olarak farklı ulusal ve dinsel kimlikleri bütünleştiren Yugoslavya örneğinin faşist bir etnik ve dinsel çatışma içine gireceği ve eski sosyalistlerin faşistleşeceklerine kim inanabilirdi? Amerika’nın desteklediği Afganistan mücahitleri ile Usame Bin Laden ve ülkesi işgal edilen Saddam Hüseyin’in Batı emperyalizmine savaş açacağını söylesek, komik olmaz mıydık? Öcalan’ın Kıbrıs Rum kesimi pasaportu taşıdığını ve Yunanistan yetkililerinden destek gördüğünü aklımıza getirebilir miydik? Bölücü örgüt liderinin yakalanarak Türkiye’ye sağ olarak getirilip adil biçimde yargılanacağını, demir parmaklıklar arkasından örgütünü yönetmeye devam edeceğini kim söyleyebilirdi?
Yukarıda örneklerini verdiğimiz akıl almaz olayları hep birlikte yaşadık. Kafalarımız karıştı ve inandıklarımızı sorgulamaya başladık. Eski sosyalistler bardak oldu, emperyalizmin sadık hizmetkarlarına dönüştüler. Dünün faşistleri, bugün bağımsızlık ve anti-emparyalizm mücadelesinde ön saflara geçtiler. Milliyetçiliği kimseye bırakmayan siyasi partiler, Amerikancı çizgiye girip sessizliğe büründü. Dünyada hızlı bir değişim yaşanmaya başladı ki, kimileri bunu küreselleşme, bazıları tarihin sonu ve bir kısım da ideolojilerin tükenişi ile açıklamaya çalıştı. Ne var ki, bütün bunlar, dünyanın iki kutupluluktan çıkıp yeni bir denge arayışına girmesinin ilk adımlarıydı.
Yeni Dünya Düzeninde zafer naraları atanlar, çok geçmeden kendi varlıklarının da tehdit altına girdiğinin farkına varacaklardır. Statu Quo’su yıkılmış, dengeleri alt üst olmuş, inandığı putların çöküntüleri altında kalmış bir insan yığınını kontrol etmenin, eskisinden çok daha zor olacağını anlamak için çok zaman geçmesini bekleyemezdik. 1990’larda yıkılan iki kutuplu dünyanın yerini, 2000’lerde kontrol edilemeyen ve sıcak çatışmalar getiren yeni bir emperyalist saldırganlık dönemi aldı. Dünyayı “tam kontrol” ettiklerini zannedenler, kısa zamanda, hiç kontrol edemediklerini anlayacaklardır.
Bugünün inanması güç bir varsayımı ise emperyalist saldırganın kendi içinde bölünmesi ve güçsüzleşmesidir. Bugüne kadar “böl ve yönet” politikaları ile dünyayı yöneten egemen güçler, bugün kendileri bir iç bölünme tehlikesi ile karşı karşıya gelmiştir: Küresel Sermaye ve Ulusal Sermaye.
Küresel sermaye, ulusal sermaye
Batı bloğunda Avrupa Birliği’nin bir türlü siyasal birliğe dönüşememesi, anayasal bir federasyon olma yolunda adımlar atamaması, Batı emperyalizminin “ulus-devletler” ile yaşadığı en büyük sorun idi. Ancak, emperyalist saldırının bayraktarlığını ve finansörlüğünü yapan ABD’de de iç bölünmelerin yaşanması, emperyalizm için tehlike çanlarının çalmaya başladığını müjdelemektedir. ABD’nin arka bahçesinde birbiri ardına bağımsızlıkçı ulus-devlet savunucularının iktidara gelmesi ve petrol gibi tehlikeli bir silahı ellerine geçirmeleri, ABD için beklenmeyen bir gelişme oldu. Anti-emperyalist bir avuç ülkeyi soğuk savaş yöntemleri ve darbeler ile devirmeye çalışan ABD, bu kampa yeni Latin Amerika ülkelerinin eklenmesi ile adeta kendi kıtasında yenilgiye uğramış görünümündedir.
Bütün bu sıkıntılar ile başa çıkmaya çalışan Batı emperyalizmi, Büyük Orta Doğu projesi ile dünyaya yeniden şekil vermek ve Arap coğrafyasında kendine göbekten bağlı petro-demokrasiler oluşturmak için Afganistan ve Irak’ta düğmeye basmış, ancak beklemediği bir direniş ve yenilgi ile karşı karşıya kalmıştır. Diğer yandan, İran’ın nükleer teknolojide ileri adımlar atması ve nükleer silah yapımında hızla sona doğru yaklaşması, ABD için ciddi olumsuz sonuçlar doğuracak bir gelecek tablosu oluşturmaktadır. Rusya’nın yanı başında turuncu devrimler yaparak zafer çığlıkları atarken, Irak yenilgisi, İran’ın nükleer teknolojisi, Kuzey Kore’nin nükleer çalışmaları, Çin ve Hindistan’ın Rusya’ya yakınlaşması, Suriye ile çatışma aşamasına gelinmesi, Ukrayna’daki Soros devriminin ilk seçimde yenilgiye uğraması, Gürcüstan’da işlerin umulduğu gibi gitmemesi ve bazı Türki Cumhuriyetlerde Amerikan tipi demokrasi projelerinin kovulması gibi pratikler; emperyalist saldırganlığın aldığı derin yaralara verilebilecek bazı örneklerdir.
Bütün bu yenilgiler ile yara alan emperyalist blok, kendi içinde bölünme tehlikesi ile de karşı karşıya gelmiştir. Dünyaya yeni bir şekil vermeye çalışan ve emperyalist sömürünün nimetlerini sahiplenen Küresel Sermaye, Amerikan Ulusal sermayesi ile çatışma içine girmiştir. Gelişmekte olan ve azgelişmiş ülkelerin sömürülmesinde geleneksel yöntemleri bir kenara bırakan Küresel Sermaye, parasal oyunlar ve spekülasyonlar ile emperyalist sömürünün daha kolay ve masrafsız bir yolunu bulmuş görünüyor. Sömürülen ülkelerin borsalarını ve büyük şirketlerini kontrol altına alan Küresel Sermaye, Amerikan Ulusal Sermayesinin çekirdeğini oluşturan “üretime ve ticarete dayalı” sanayisini de tehlike altına sokmuştur. Sömürülen ülkelerin kaynaklarının daha masrafsız parasal oyunlar ve borsalar ile hortumlanması, Amerikan şirketlerinin üretim ve dış satım yoluyla elde ettikleri kârları ortadan kaldırmakta, Çin gibi taklit sanayilerin ürünleri ile yarışamayan yerli sanayiye ve yerli üretime dayalı sektörleri tehdit altına sokmaktadır.
Gelişmekte olan ve azgelişmiş ülke kaynaklarının sömürülmesi konusunda bir rekabet içine girmiş olan Amerikan Küresel Sermayesi ve Amerikan Ulusal Sermayesi, ilerideki günlerde bu rekabeti savaşa dönüştürmek durumunda kalacaktır. Bu durumda, Amerika içinde bir iç savaşın yaşanması ve Küresel Sermayenin Amerikan sınırları dışına atılması gibi bir durum ile karşı karşıya kalabiliriz. Gelecekte Küresel Sermaye operasyonlarının Amerika sınırları içinde yapılamaması ve başka ülkelere kaydırılması gibi pratikler ile sık sık karşılaşacağız. Dünyanın değişik ülkelerinde CIA hapishanelerinin kurulması ve CIA uçaklarında yürütülen operasyonlar, bunların kanıtı olarak değerlendirilebilir.
Bugün Amerikan yönetimi ve Amerikan politikalarını kontrol altında tutan güçler, Küresel Sermaye güçleridir. Ancak, bir bütün olarak Amerika, Ulusal Sermaye’nin kontrolu altında görecek olup bu savaşta Küresel Sermaye’nin Amerikan sınırları dışına kovulması çok yakındır.
Kısacası, gelecek yıllarda, Amerikan İç Savaşı biçiminde emperyalist güçlerin savaşı ile karşı karşıya kalacağımız günler yakındır.