AB Konusunda Uşaklığın Sınırı Yok! - Özcan Yeniçeri
Güneş Gazetesi 5 Mayıs 2006 Tarih'inde "Sanki İşgaldeyiz" manşetini atmış. Bu manşetin altında da şunlar yazılmış. "AB Parlamenteri sıfatı taşıyan adamlar, kendi Meclis'imizde milletvekillerimize milli konularda fırça üstüne fırça çekip, talimat yağdırdı". Bu haberin alt ayrıntıları da şöyle;AB Raportörü Camiel Eurlings:-Din özgürlüğü konusunda ilerlemeniz yok. Heybeliada Ruhban Okulu'nu hemen açın!-"Medeniyet ittifakı" diyorsunuz. Siz önce Alevilerle ittifak kurun. Sadece Sünni mezhebi olmaz.-Orhan Pamuk ve Hirant Dink ile ilgili davlar niye açılıyor. İfade özgürlüğünde kısıtlama olmaz.Alman Renate Sommer:-Türk Silahlı Kuvvetleri neden Güneydoğu'da.. Niye güvenlik kuvvetleri değil de asker var?-PKK ile mücadele planı hazırlayın, önerilerinizi, tespitlerinizi, taleplerinizi getirin bir görelim.Kıbrıs Rum Milletvekili Marios Matsakis:-Generalleriniz sivil idareye baskı yapıyor. Sorun bakalım kaç generaliniz AB'ye girmek ister.-Kıbrıs'ın Türklerin işgali altındaki bölgede kiliseler yıkık-dökük. Hiç medeni insanlar değilsiniz. Mario Matsakik aynı zamanda Kıbrıs'ta Türk Bayrağını çalan milletvekilidir. "Kıbrıs'taki tek terörist TSK'dır. Benim için Türk Bayrağını indirmek tarihte Nazi Bayrağını indirilmesiyle eşdeğer"dir, diyen adamdır.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum link cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Sonundan başlayarak cevaplayalım: Teröre karşı olmamanın temel bir göstergesi vardır, o da "her türlü şiddete karşıyız" ifadesidir. PKK terör yapan silahlı eşkıya grubu, asker ise onu önlemeye çalışan devlet gücüdür. Her ikisine de karşıyız demek "teröre karşı tedbir almayın" demek anlamına gelir.
Adamlar açıktan açığa mezhep mezhep ayrıştırıl, etnik etnik parçalan diyorlar. Askeri dağlardan çekerek oraları PKK'ya terk edin diye buyuruyorlar. Kiliseleri onarın, Ruhban okulunu açın, onlarca emekle yetiştirdiğimiz içinizdeki bizim adamlarımızı hakkında dava açmayın, Atatürk'ten vazgeçin, milli devleti tasfiye edin, misyonerliğe alabildiğine imkân sağlayın diyorlar. E e e daha ne desinler?
Bu Türk milletinin katlanabileceği bir zillet değildir. Elbette Tanrı'ya kul olmayı beceremeyenler, isterlerse AB'ye kul olabilirler ama bu milleti AB'ye ya da Vatikan'a kul etmeye kimsenin hakkı yoktur!
Bütün bu gelişmelerden daha "elim ve vahim" olanını da Takvim Gazetesi "Bu Ne Gaflet" Başlığıyla vermiş; "Matsakis soytarısı bizim vatanımızda bizim bayrağımıza, askerimize küfür ediyor; biz onlara stratejik önemi olan bankayı sattık diye seviniyoruz. Değerinin 3 misli fiyat vererek Finansbank'ı alan grubun arkasında, Rum Ortodoks Kilisesi ile Yunan devletinin olduğu iddia ediliyor".
Değerli arkadaşım Hasan Ünal ile Emin Şirin ART Tv'de ve Yeni Çağ Gazetesindeki köşesinde bangır bangır bağırıyor, çarşaf çarşaf da yazıyor. Bu firma casusluk yapmaktadır; şaibelidir, sabıkalıdır ve güdümlüdür. ABD adına Yunanistan'da casusluk yaptığı ortaya çıkmıştır. Yunan Basını Türkiye'den banka alma olayının bir devlet operasyonu olduğunu yazmaktadır. Başbakan Karamanlis ve Rum Ortodoks Kilisesi bizzat işin içindedir. Bankanın yüzde 50'den fazla hissesinin verilmesi için gizli bir anlaşma yapmış vs..
Acaba yetkililer, bu firmanın konumunun ve niyetlerinin incelenmesi için başka ne tür sabıka ya da gerekçeye ihtiyaç duymaktadırlar. Milli Devlet için AİDS virüsünden hatta Kuş gribinden daha da zararlı olan bu finansal istilayı kim durduracak?
Biliyorum bu ülkenin başta şehit kanları ile sulanmış toprakları olmak üzere bütün kaynaklarını yabancılara peşkeş çekmekten ve "babalar gibi satmaktan" çekinmeyen etkili ve yetkililerden şahsiyetli bir duruş beklemek abesle iştigaldir. Çok Uluslu Şirketlerin evrak memuru niteliğindeki yetkililerden Türkiye gibi bir devleti layıkıyla temsil etmelerini ya edeceklerini düşünmek de yanlıştır. Kuşkusuz bu ülkenin bütünlüğünü ve güvenliğini "cam ile can" arasına sıkıştıran bir iktidardan basiret ve ferasetli duruş hasıl olmayacaktır. Büyük bir ülke en küçük unsurları ile temsil edilmektedir.
Türk milleti izzeti nefsini koruyacak kadrolara temsil yetkisini vermeye mecburdur. Ya bu iktidar milletin sillesiyle alaşağı edilecek ya da ağyarın zilletini içine sindirmeyi öğrenecektir. Yabancıların yerli hizmetkârlarını yönetimden kovmak için asla yarın geç değildir!