Ekonomi10 Mayıs 2006 00:00

Paranın yabancı damatları - Kemal Çapraz

Türkiye’de çok tehlikeli gelişmeler oluyor. Bankalarımız bir bir satılıyor. Emperyalizm iliklerimize kadar işlemeye çalışıyor, kendi kültürlerini sabah akşam insanımıza bombardımana tutar gibi ulaştırıyor. Biz oturmuş hala sen ben kavgası yapıyoruz. Yunanistan ülkemizde ikinci bankaya da ortak oldu. Ama kimsenin kılı kıpırdamıyor. Önce Türk-Yunan dostluğu denildi, arkasından peş peşe Yunanlıları kamuoyuna hoş gösteren dizi filmler çekildi. “Yabancı damat” gibi ve peşinden kamuoyu hazır hale gelince de, peş peşe paranın yabancı damatları ekonomimizde boy gösterdi. Hem de Yunan Klisesi’nin de ortak olduğu Ethniki Trapeza tis Elladas (Yunan Milli Bankası) Türk Para piyasasına giren ilk Yunan bankası oldu.             Bugün bu gelişmeleri tehlikeli görmeyenler yarın kafalarını çok duvara vururlar ama iş işten geçer. Bizim, denize döktüğümüz Yunanlılar, Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar bugün kültürleriyle, okullarıyla, yayınlarıyla ve şimdi de bankalarıyla adeta ülkemizi işgal ediyorlar. Türk milletini silahla dize getiremeyeceğini anlayan bu devletler, ülkemizi içten kuşatmaya başlamış durumdalar. Bir yandan Avrupa Birliği vaadiyle, ülkede hızla bölücülüğü, terörü ve etnik ayrımcılığı teşvik ederken biryandan da ülkemizin ekonomisini ele geçirmenin yollarını arıyorlar. Buldular da… sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effects

Son bir yılda yabancılara satılan bankalarımıza bir bakarsanız durumun vahametini çok daha iyi anlarsınız. Türk ekonomisi tamamen yabancıların kontrolüne girmek üzeredir. HSCB ile başlayan Fortis’le devam eden yabancılaşma tek tek Türk bankalarının yabancı ortaklara satılmasıyla devam ediyor. Bu iç kuşatmada Türkiye’deki özel bankalar arasında 8. sırada bulunan Finansbank’ın nisan ayında yüzde 46’sının Yunanlılara satılmasıyla önemli bir gelişme yaşandı. 2.77 milyar  dolara Yunanistan’ın en büyük bankası National Bank of Greece (NBG) almıştı. Daha sonra Tekfenbank da  Yunan EFG banka yüzde 70’ini 182 milyon dolara alıyor. Bu sene 50. kuruluş yıldönümü kutlayan Tekfenkbank’da böylelikle Yunanlıların oluyor.

            Tek tek bankalarımız satılıyor. Topraklarımız satılıyor. Medyamızın bir kısım kalemleri satın alınıyor. Ülkemizde bazı aydınlarımız (!) satın alınıyor.  Televizyonlarımız satılıyor. Her gece dizi filmler olarak evlerimize kadar giriliyor. Misyonerler sokak sokak, ev ev dolaşıyor. Caddelerimizde, sokaklarımızda  gün geçmiyor ki, bir apartman kilise açılmasın…Alışveriş yaptığımız dükkanların, marketlerin isimleri yabancı işgali altında. Üretilen her malın ismi artık yabancı bir marka olarak karşımıza çıkıyor. Çarşımız, pazarımız hep yabancı malların işgalinde. Onlar öyle de, toplumumuz farklı mı? Artık, toplumumuz Türkçe konuşamaz olmuş.

            Allah aşkına soruyorum. İşgal başka nasıl olur. Daha şimdiden ay yıldızlı albayrağımızın yerine sanki üye olacakmışız gibi Avrupa Birliği’nin bayrakları asılmaya başlandı. Türk Hukukunun üzerinde bir Avrupa Birliği’nin hukukunu koyduk. Egemenlik haklarımızı Avrupa Birliği’ne devrettik. Kendi irademizle 30 bin kişinin katilini bile asamaz hale geldik. Yine soruyorum işgal nasıl olur.

            Bu olanlar işgal değil mi? İlla yabancı askerlerin mi ülkemize girmesi lazım? Zaten her şeyiyle ülkemizde bu insanlar. Hatta bağımsız yargımızı denetliyorlar. Hatta “şuna ceza verme, bunu cezalandır” dercesine talimatlar yağdırıyorlar.

            Söyleyin bana işgal daha başka nasıl olur. Beyinlerimiz işgal altında… Sokaklarımız işgal altında… Okullarımız işgal altında…Kendi ülkemizde bile İngilizce eğitim yapıyoruz. Basınımız işgal altında… İşgal daha başka nasıl olur, söyleyin de bende bileyim…

            “Milleti kurtaracak bizatihi milletin kendisidir” demişti Atatürk. Evet, silkinip düşünüp kendimize gelmezsek, ülkemiz elimizden çıkıyor. İşgal her geçen daha farklı bir boyutta sürüyor. İçten ve dıştan kuşatmayı yaramazsak, bu işgali önleyemezsek beyler, silahsız bir şekilde ülkemize düşmana teslim etmiş oluruz.

            Binlerce yüzbinlerce şehidin kanıyla yoğrulmuş bu vatanı düşmana teslim etmektense, “Ya istiklal, ya ölüm” diyerek bu alemi terk etmeyi yeğlerim.