Haymatlosluk - Orhan Erdil
Rahmetli Cemil Meriç’in “Bu Ülke” isimli nefis eserinde şöyle bir veciz ifade var: “Bütün Kur’anları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupa’nın gözünde Osmanlıyız; Osmanlı yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın.” Avrupa’nın siyaset ve düşünce tarihi konusunda uzun süren araştırmalar yapan, Avrupa kavramanı en iyi bilenlerden birisi olarak son tahlilde yukarıdaki hükme gelen Üstad Cemil Meriç, aynı eserde bugün AB karşısındaki kompleksimizi de şu satırlar ile dile getiriyor: “Kıt’aları ipek bir kumas gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar... Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu.
Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, ‘Ben Avrupalıyım’ demeğe başladı, ‘Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.’ Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: ‘Hayır delikanlı’, diye fısıldadılar, ‘sen bir az–gelişmişsin.’ Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir ‘nisân-i zîşân’ gibi gururla benimsedi aydınlarımız.” Türk insanına yıllardan beri ‘ne pahasına olursa olsun’ Avrupa Birliği üyeliğinden başka bir çıkış yolu tanımayan, bu sürece adeta zorunlu olduğumuzu iddia eden çevrelere rahmetli Cemil Meriç’in yukarıdaki tarih bilgi ve şuurundan imbik gibi süzülen tesbitlerinin bir şamar etkisi yapması gerek; ama anlamazlar ki, çünkü ‘dertleri’ başka..discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaabilify link abilify
Şimdiye kadar bir yığın entelektüel demagojilerle yarattıkları hegemonya sonucu, karşıtlarını “bilgisiz, cahil, yeterli entelektüel donanımdan yoksun” vs. gibi ağır iftiralar ile suçlayanlar, ne geçmişe ne de geleceğe ait herhangi bir vizyona sahip değiller. Ruhlarını ve bilinçlerini teslim ettikleri bir “zorunlu varış” dışında başka bir gerçeklik tanımıyorlar. Türk Milleti ve Avrupa’nın son 400 yıllık tarihini inceleyenlerin vardıkları sonuçları bir çırpıda “tu kaka” ilan edip, tartışmaya dahi yanaşmayanlar içir AB bir “a priori”dir. Yani her türlü deney, gözlem ve tartışmadan önce varılan bir sonuç ve elde edilen bir bilgi. Daha çok Ortaçağ düşülürlerinin başvurdukları bir yöntem olan “a priori” hiçbir objektif niteliği olmayan, tamamen önyargıya dayanan düşünüş biçimidir. Karşılığı olan yöntem ise “a posteriori” bilgidir. Yani deneyden sonra kazanılan bilgidir. Deney ve gözlem esas alınarak varılan sonuçtur. Türkiye’nin AB üyeliği konusundaki tartışmalarda, asıp kesen, atıp tutan çevreler, sanki doğuştan birileri bunların zihinlerine yerleştirmişcesine “a priori” bilgi ile hareket ederek, her türlü gözlem ve tartışmayı reddediyorlar. Avrupa taraftarı militan unsurlar bir yana, anlaşılmasında asıl güçlük çekilen kesim İslamcılar. Cemil Meriç’in yukarıda zikredilen tesbitlerinin kuşattığı bir entelektüel ortamdan beslenen bu çevrelerin yaşadıkları paradigmatik ve entelektüel kopuş, ister istemez bir nihilizmi de beraberinde getiriyor. Çünkü, yıllar içinde oluşturulan, tarihi ve sosyolojik boyutları olan “entelektüel birikim” bir çırpıda terk edilirse, bir değerler çözülmesi kaçınılmaz olur. Bu nedenle kimi İslamcı çevrelerde yaşanan ve Marksizmin enternasyonalist karakterine duyulan kompleksin zorunlu bir sonucu olarak “haymatlosluğun” kökeninde de bu var. Çünkü, bu çerçevenin kuşattığı bazı İslamcılar, “vatan” kavramı olarak, “ümmetin yaşadığı her yeri” algılıyor ve kendisini üreten, tarihi ve sosyolojik bütün unsurları reddediyor. İşte kimi İslamcılarda, sırf devlete olan muhalifleri nedeniyle görülen AB hayranlığının temelinde de bu var. Ama, bunca yıllık birikimin bir çırpıda reddedilerek ulaşılacak bir menzil hangi medeniyet teorisinin oluşturulmasına zemin olabilir? “Devlete muhalif olmayı” temel bir çıkış noktası olarak çıkılan bütün yolculuklar da başka bir tür nihilizm ile sonuçlanacaktır..