Asya9 Mayıs 2006 00:00

Avrasya zirvesinde Avrupacılık palavraları! - Arslan Bulut

Başbakan Tayyip Erdoğan 23 Nisan'da TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın başlattığı laiklik tartışmaları sürerken "Geleceğin milli egemenlik haftalarında bu ülkede milletin sesinden başka ses yankılanmayacak. O Türkiye'de egemenlik duvarda değil, milletin kendisinde olacak. O günün Türkiye'sinde hiç kimse konjonktürel gerekçelere dayanarak, aslında birbirinin tamamlayıcısı olan anayasal ilkeleri ötekilerin üstünde ve daha önemli saymayacak" demiştiErdoğan'ın bu görüşlerine kimse bir anlam verememişti. Bir okuyucumuz, "Anayasa'nın değiştirilemez maddeleri konusunda nabız mı yokluyor?" diye sormuştu! Aslında Türkiye, Anayasa'nın 90'ıncı maddesini değiştirip uluslararası anlaşmaların Anayasa'nın üstünde olduğunu kabul ederek siyasi egemenliğini önemli oranda devretmiş durumdadır. Şimdi sıra egemenliğin AB'ye devredildiğine dair lafzın, Anayasa'ya konulmasına geldi herhalde! Bir formalitedir artık! Egemenliği devreden AKP hükümeti ve onun başbakanı Tayyip Erdoğan'dır. O halde, TBMM'nin duvarındaki "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" şeklindeki Atatürk'e ait sözün fiilen bir anlamı kalmamıştır. Erdoğan, "egemenliği fiilen ve Anayasal düzeyde devrettik, bari duvardaki yazıyı da kaldıralım" mı demek istiyor? discount drug coupons codesamples.in free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon cardcialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

Konu, Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen ''9'uncu Avrasya Ekonomi Zirvesi''ndeki konuşmalarla yeniden gündeme geldi de onun için yazıyorum.
Zirve, İstanbul Ticaret Odası salonunda, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in somut bir öneri içeren mesajı ile açıldı. Sezer, "Birleşmiş Milletler çerçevesinde kapsamlı bir terörizmle savaşım sözleşmesi hazırlanmasını önemsiyoruz'' dedi.
Vakıf Başkanı Akkan Suver ve diğer konuşmacıların mesajları Avrasya'ya dönüktü.
İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük ise Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişinin, Avrasya ülkelerine de önemli katkıları olacağından bahsetti! Hatta AB'nin bir süper güç olma yolunda olduğunu iddia etti. Oysa bugün, AB'nin geleceği bile tartışmalıdır.
Şu garipliğe bakın! Avrasya Ekonomi Zirvesi'nde bile Avrupacılık yapıldı!
Derken, 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de konuşmasına "Avrupa bir uygarlığın adıdır" diye başladı, "Türkiye, Avrupa sistemi ile kurulmuştur" diye bitirdi!
Demirel, yıllar önce de Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı'na, "Biz, Orta Asya'ya sadece viskinizi değil, değerlerinizi de taşıyacağız" demişti.
Bu sözlerin, Atatürk Türkiyesi'nde Cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiden çıkması üzüntü vericidir. Çünkü, Avrupa ile uygarlık kavramını eşanlamlı zannetmek, Batı karşısında aşağılık kompleksi duymanın ürünüdür.
Atatürk, "Türk kültürünü muasır medeniyetin üzerine çıkaracağız" demiştir, "Avrupa'yı uygarlıkla eşanlamlı sayın" dememiştir. "Yeni Türk medeniyetinin ufuklardan bir güneş gibi doğması"nı hayal etmiştir!
Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev de  "Yüzyılların Kavşağında" adlı eserinde, "Ülkeler ve kıtaların renkli dünyasını tanıdıkça vardığım sonuç şudur: Çağdaş medeniyet dediğimiz şey, batılılaşma veya liberalizm değildir" demiş ve ilave etmiştir:
"Kendine has özelliği ve tekrarlanamaz tarihi olan bu özel oluşumu, yani Batı medeniyetini, insanlığın genel tecrübesinin bir karışımı ve neticesi olarak takdim etmek bir baybalama yöntemidir"
Kazak Türkçesi'nde baybalama; yaygara, şarlatanlık veya palavra demektir!  


***

Demirel, toplantıya geç geldiği için Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ü dinleyemedi. Dinleseydi, Aygün'ün, "Hala Avrupa'dan bahsediyorsunuz. Yüzümüzü neden Türk devletlerine, İslam Dünyası'na, Rusya'ya dönmüyoruz? Egemenlik duvarda mıdır, yoksa 1995'de Meclis kararı olmadan Bakanlar Kurulu kararı ile yani Anayasa'ya aykırı olarak Gümrük Birliği'ne giriş ile Avrupa'ya mı terk edilmiştir? Ekonomik anlamda egemenlik Avrupa'ya terk edilmiştir" sözlerine cevap verebilir miydi bilmiyorum!  
Demirel o konuşmayı dinlemedi ama Sinan Aygün'ün, Attila İlhan'ın Bilgi Yayınevi'nde başlattığı "Bir Millet Uyanıyor" dizisinden çıkan "Avrupa Tuzağında Mankurtlaşan Türkiye" kitabını da okuyabilir. Orada gerçekler, daha geniş bir şekilde açıklanıyor!
Şimdi bu Demirel'in İlhan Selçuk tarafından, "sağı toparlaması gereken adam" olarak gösterilmesi de Türk solu açısından "fevkalade ayıp"tır! Zaten solun da sağın da başınra birer mason getirilmesi için basında ataklar yapılıyor. Buna İlhan Selçuk'un da katkıda bulunması ne demektir?
Nihat Genç'in Sky Türk'te Serdar Akinan'a söylediği gibi Demirel, önce "40 yıllık amel defteri"nin hesabını versin! Türkiye'nin egemenliği terk noktasına nasıl getirildiğini anlatsın!
Tabii ki tek başına sorumluluk ona ait değildir ama, Allah aşkına onun payı az mıdır?