AB9 Mayıs 2006 00:00

Korktuğum başıma geliyor - Hasan Ünal

Dünkü haberler korkularımı depreştirdi. Önce Reuters Yunanistan’dan EFG Eurobank’ın Tekfenbank ile anlaştığını duyurdu. Geçen hafta Yunan basınında çıkan haberlere göre Yunan bankalarından Alfabank ile Eurobank’ın yağma Hasan’ın böreği mantığıyla Türkiye’deki bankacılıktan hisse kapmaya çalıştıklarını yazmaktaydı.Yine geçen hafta Yunanistan’ın devlet kanalı NET’te yayımlanan bir sabah programında Yunan dışişleri bakan yardımcısı bu banka alımlarını teşvik ettiklerini söylüyor ve bu alımların Yunan devletinin stratejik girişimleri olduğunu ifşa ediyordu. Hem kendisine soru soran program yapımcısına hem de muhalefet partisinin temsilcisi eski bakan Çohacopoulos’a verdiği cevaplarda Yunan Milli Bankası’nın Finansbank’ı almasını teşvik ettiklerini hem de başka özel bankaların Türkiye’ye yerleşmesini desteklerini ifade ediyordu.  Tartışma, Türkiye’nin AB çizgisinden uzaklaşması halinde ne olacağı sorusu üzerinde yoğunlaşmıştı ve bakan yardımcısı Stylyanidis’in, hükümetin B planı olup olmadığını açıklaması isteniyordu. symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cards

Stylyanidis ise, Türkiye ile AB arasında bir krizin sonbahardan itibaren muhtemel olduğunu; krizin ardından Ankara’nın AB sürecinden kopabileceğini; bunun örneklerinin geçmişte de yaşandığını; böyle durumlarda Ankara’nın Atina’nın beklentilerine karşılık vermediğini; ancak bu defa durumun farklı olduğunu; zira Yunanistan’ın Türkiye’nin finans ve bankacılık sektöründe etkili bir konum elde etmeye başladığını; Ankara, AB sürecinden kopsa bile Atina’nın taleplerine karşı kayıtsız artık kalamayacağını ifade etti. Aslında Yunan Milli Bankası’nın Finansbank’ı alması sırasında da Yunan basınında çıkan pek çok haber ve analizde, bu alımın bir devlet kararı olduğu; devletin kontrolündeki Yunan Milli Bankası’nın Finansbank’ı yaklaşık üç misli fiyatla almasına ilişkin kararın bizzat Başbakan Karamanlis tarafından verildiği belirtilmişti.
Yunan Milli Bankası’nın ardından irili ufaklı başka Yunan bankaları da geliyor ve Türkiye’den banka alıyorlar. Bankacılık ve finans sisteminin bir devletin kalp ve damar sistemi ile beyni kadar önemli olduğunu vurgulayalım. Bir ülkenin bankaları yabancıların eline geçtiği zaman bütün finansal veriler, bilgiler ve gizlilik içeren konular yabancıların eline geçer. Bu bankalar istedikleri kişileri zengin ederler, istemediklerini ise batırabilirler. Bir kriz anında ülkenin finansal varlıklarını yurt dışına çıkartarak krizi derinleştirirler. AKP hükümeti zamanında neredeyse bütün bankaların yabancılara satılması için hummalı bir gayret sergilendiğini ibretle izlemekteyiz.
Bu arada Vodaphone’u alan İngiliz şirketinin Yunanistan’da Amerika adına casusluk yaptığını Yunan basınında çıkan bilgilerle sizlere aktarmıştık. Bu şirketin Telsim’i alarak Türkiye’ye gelmek istediğini ve Telsim’in böyle bir şirkete devrine ilişkin olarak AKP hükümetinin hiç bir güvenlik kaygısı duymamakta olmasının ayrıca ibretlik bir vaka olduğunu belirtmiştik.
Yaptığı casusluk faaliyetlerinden dolayı Yunanistan hükümeti ve telefonu izlenen kişiler tarafından mahkemeye verilen bu şirket sanki Yunan devletiyle Türkiye üzerinden bir anlaşmaya gidiyor gibi. Çünkü Telsim’in yüzde onluk hisselerini bu şirket Yunanlı bir şirkete satıyor. Sattığı şirketin sahibinin Yunan devletiyle içli dışlı ilişkiler içinde olması kuvvetle muhtemel. Bu Yunan şirketi bilhassa KKTC’deki Telsim hatlarıyla ilgileniyor. Bu arada Finansbank’ın da KKTC’de şubeleri olduğunu hatırlatalım.
Yunanistan’da casusluk yapan Vodaphone Türkiye’ye sadece Yunan ortak getirmiyor. Ayrıca Yunan yöneticiler de getiriyor. Ve Yunan bankaları Türkiye’ye doluşuyorlar. Bütün bunları normal ticari faaliyetler olarak değerlendirmek için herhalde Tayyip Erdoğan ve/veya Ali Babacan olmak gerekiyor. Vodaphone, Yunan hükümetiyle Türkiye’nin telefon dinlemelerinden Atina’ya doğrudan pay verme konusunda anlaşmışsa, hiç şaşırmam. Bu arada Türk Telekom’um arka planından da İngilizlerin çıktığını ilave edelim O zaman ülke satılıyor ve bu satışlar artık bir milli güvenlik meselesi olmuştur diyenler haklı değil mi?