Yakıp yıkan direniş değil CIA - John Pilger
ABD medyası kamuoyunu direniş ve 'terör saldırıları'na dair haberlerle 'oyalarken', CIA Irak'ı karıştırıyor: Tıpkı Latin Amerika'daki gibi ölüm timlerini silahlandırarak Irak'ı çıkarları doğrultusunda bölmek istiyor. New York Hilton'daki asansörde CNN yayını yapılıyordu ve kimse izlemekten kaçınamıyordu. Haberlerin ilk sırasında Irak vardı; sürekli olarak 'iç savaş' ve 'mezhepler arası şiddetten' söz ediliyordu. Sanki ABD Irak'ı hiç işgal etmemiş ve on binlerce sivili öldürmesi gerçeküstü bir kurgudan ibaretmiş gibi. Iraklılar şuursuz Araplardı, dine, etnik gerilime ve kendi kendilerini havaya uçurmaya kafayı takmışlardı. Kukla politikacılar resmi geçit yaparken, bürolarının bir Amerikan kalesinde olduğuna dair tek bir imada bulunulmuyordu. Asansörü terk ettiğinizde o laflar, odanızda, otelin jimnastik salonunda, havaalanında ve bir sonraki ülkede peşinizi bırakmıyordu. İşte bu ABD'nin propagandasının gücü; Edward Said'in 'Kültür ve Emperyalizm' adlı kitabında dediği gibi, bir partinin çizgisi gibi, 'elektronik olarak hayatlarımıza sızan' bir güç. discount drug coupons site printable coupons for cialisrenovation vejle site renovaarcoxia 90 mg wikipedia speeddatingmixers.co.uk arcoxia cena
İran taktiği de aynı olacak
Şimdi Zerkavi'nin yerine 'mezhepler arası şiddet' ve 'iç savaş' kondu; büyük haber artık Sünni ve Şii hedeflerine düzenlenen saldırılar. CNN 'ana akımında' verilmeyen gerçek haber ise Irak'ta 'Salvador Seçeneği'nin gündeme getirildiği. Yani ABD'nin silahlandırıp eğittiği, Sünni-Şii ayırmadan herkese saldıran ölüm timlerinin terör kampanyası. Hedef, iç savaş çıkarmak ve Irak'ı parçalamak. Zaten Bush yönetiminin baştaki hedefi de buydu. Bağdat'ta CIA'in idare ettiği İçişleri Bakanlığı başlıca ölüm timlerini yönlendiriyor.
Bunların çoğunluğu Şiilerden oluşmuyor. En acımasızları eski Sünni Baasçılarca yönetilen Özel Polis Komandoları. Bu birimi CIA'in uzmanları kurdu ve eğitti; o uzmanlar arasında, 1980'lerde, El Salvador da dahil, CIA'in Orta Amerika'daki operasyonlarına katılmış emektarlar olduğu söyleniyor.
Amerikalı tarihçi Greg Grandin, kitabı 'Empire's Workshop'ta (İmparatorluğun Atölyesi) 'El Salvador Seçeneği'ni şöyle tanımlıyor: "Başkan Reagan Orta Amerika'ya yönelik politikayı yönetimdeki en azılı militaristlere emanet etti. El Salvador'da direniş karşıtı bir harekât yürütmek için günde bir milyon dolar harcandı. Reagan'ın iki görev dönemi boyunca 300 binden fazla insan öldürüldü, yüz binlercesi işkence gördü ve milyonlarcası mülteci konumuna düştü". 2003 işgali sonrasında,
bu bildik 'politika'nın Irak'ta da sahneye konması sadece bir zaman meselesiydi.
Araştırmacı yazar Max Fuller'a göre içişlerine bağlı ölüm timlerinin CIA yöneticisi, hem Vietnam'da hem de El Salvador'da tecrübe kazanmış biri. Amerikalıların yönettiği gizli milis güçleri birçok bombalama eyleminden sorumlu. Fuller, "Irak savunma bakanlığındaki istihbarat birimiyle çalışan Britanya ve ABD Özel Güçleri'nin Şiilere yönelik bombalama eylemlerine karıştığını" belirtiyor.
Tüm bunlar daha önce denenmişti. Şimdi Amerikan kamuoyu İran'a yönelik bir saldırıya hazırlanıyor; tıpkı Irak'taki kitle imha silahı yalanları gibi gerekçeler öne sürülüyor. Üstelik bu saldırı, hiçbir uyarı, savaş ilanı ve gerçek olmaksızın gerçekleşecek. Hilton asansöründe birlikte olduğum CNN'i izleyen insanlar, Ortadoğu, Latin Amerika veya başka bir yerde olanları anlamadıkları için affedilebilir. Onlar yalıtılmış insanlar. Onlara hiçbir
şey açıklanmıyor. Kongre sessiz. Demokratlar can çekişiyor. Dünyadaki 'en özgür' medya, kamuoyunu her gün aşağılıyor. Voltaire'in de dediği gibi: "Sizi saçmalıklara inandırabilenler, size suç da işletebilir". (Britanya'da yayımlanan haftalık dergi, 1-8 Mayıs 2006)