IMF Çökerken Kamuculuk Yükseliyor: Bu Kez IMF Krizde? - Deniz Yalçın
Uluslararası Para Fonu IMF, 1997’deki Asya krizinin ardından emperyalist sistemin en güçlü mali kuruluşu olarak sivrilmişti. Ancak o günler geride kaldı. O tarihten bu yana 1997 Asya krizini yaşayan Asya ülkelerinin ekonomilerinde büyük atılımlar gerçekleşti. Bu ülkeler bugün öyle güçlü ekonomilere sahipler ki, IMF yönetimi bu ülkeleri Fon’un yönetimine almak; diğer bir deyişle borç alandan borç veren konumuna sürüklemek istiyor. Çünkü bu kez IMF’nin kendisi krizle karşı karşıya. Peki IMF’yi yeni kaynaklar bulmaya yönelten ve krize sürükleyen etmenler neler? Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nden Mark Weisbrot, International Herald Tribune’de yayımlanan makalesinde, IMF’yi etkisizleştiren, krizle yüzyüze getiren son ve en önemli darbenin Arjantin’den geldiğini belirtiyor. Bilindiği üzere Arjantin Aralık 2001’de tarihinin en büyük ekonomik krizi ile karşılaşmış ve bu süreçte 100 milyar dolarlık bir borç krizine saplanmıştı. Arjantin’de krizi yaratan temel etkenin IMF olduğu anlaşıldığında, ülkenin tüm ekonomik sistemi çöküşle yüzyüze kalmıştı. Bu süreçte Arjantin IMF ile olan bağlarını kesti ve yeni kredi anlaşmaları imzalamak yerine, ülkenin özgücüne dayanarak ekonomisini güçlendirme yolunu seçti. Sonuç ortada, Arjantin son üç yıldır Latin Amerika’nın en hızlı büyüyen ekonomisi; bu sayede Kirschner Hükümeti 2005’te borçlarını vadesinden önce ödeyebildi ve IMF’ye olan 9.75 milyar dolarlık borcunu Bolivarcı Venezüella Hükümeti’nin de desteğiyle kapattı. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
Yaşanan gelişmelerin anlamı ne? Yaşanan gelişmeler, verdiği kredilerin faizleri ile ayakta duran IMF’nin gelirlerinin hızla düştüğünü ve emperyalist sistemin temel mali kuruluşunun ekonomik olarak krizin eşiğinde olduğunu gösteriyor. Öyle ki, faiz gelirleri düşen IMF şu günlerde çalışanlarını işten çıkarmaktan söz ediyor.
Ayrıca bu gelişmeler, vadesinden önce borç ödemesi gerçekleştiren ülkelerde yeni yönelimin, kalkınmacı devlet, kamucu ekonomi olduğunu da gösteriyor. Diğer bir deyişle sadece IMF’ye karşı olmak, bu borçların ödenmesi için yeterli değil. Halkçı bir iktidar, kamucu bir ekonomi perspektifi de örgütlemek gerekiyor. Nitekim bu çerçevede Arjantin’de Kirschner Hükümeti, stratejik sektörlerde kamulaştırmalara başladı, Bolivya’da Morales yıllardır kredi anlaşmalarında önkoşul olan su ve gaz özelleştirmelerine savaş açtı ve bu kaynakların kamulaştırılması için atağa kalktı, borçların erken ödenmesi sayesinde Brezilya yıllar sonra ilk kez IMF müdahalesi olmadan bir bütçe hazırladı ve faiz gelirleriyle ayakta duran IMF, sadece Brezilya’nın yaptığı erken ödeme ile 900 milyon dolar zarar etti. Kalkınma Bankası oluşturan Afrika ülkesi Angola ise, IMF’nin neo-liberal programı yerine kamucu ekonomiyi güçlendirme kararı aldı ve böylece IMF ile borç ilişkisi içine giren ülke sayısı giderek düştü.
En büyük kredi alıcılarını kaybeden IMF’ye en büyük desteği ise AKP veriyor. Bu süreçte IMF’ye en çok borcu olan Türkiye’de AKP Hükümeti, Arjantin’de ve Şili’de IMF dayatmasıyla yürürlüğe konmasının ardından ekonomik krize neden olan Sosyal Güvenlik Reformu’nu TBMM’de yasalaştırıyor. Yani Latin Amerika’da çöken reçeteyi, Türkiye’ye dayatıyor.