Dış Politika6 Mayıs 2006 00:00

Devlet ne güne durur? - Muharrem Bayraktar

Geçtiğimiz Çarşamba günü &#8220;Türk tarihinin en kara günlerinden&#8221; birini yaşadık. Kendi ülkemizde, kendi vatanımızda &#8220;bayrağımıza, askerimize ve ordumuza&#8221; en ağır şekilde hakaret eden bir densizin sözlerini duyunca, küçük dilimizi yutar gibi olduk. <BR>Böyle bir rezillik ne duyduk, ne gördük, ne de yaşadık. <BR>Kendi vatanımızda &#8220;kendimize küfür&#8221; eden bir Rum bozuntusunun, bu cesareti nereden aldığına şaştık kaldık. <BR>Bu Rum&#8217;un adı Marios Matsakis. Kıbrıs Rum kesiminin milletvekillerinden biri. Aynı zamanda Avrupa Parlamentosu&#8217;nun Rum üyesi. Geçen yıl, Yeşil Hat&#8217;taki Türk bayrağını &#8220;çalan hırsız&#8221; da, bu adamdı. <BR>İşte bu adam, bu alçak Rum, Türkiye&#8217;ye geldi, AB&#8211;Türkiye Karma Parlamento Komisyonu toplantısına katılmak üzere. Çarşamba günü Türkiye&#8217;ye gelen bu Rum vekil, İstanbul Atatürk Havalimanı&#8217;nda ve Ankara&#8217; da yaptığı açıklamalarda tam anlamıyla kin kustu. <div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritinekombo</a> claritin mazilo</div>

Neler demedi ki Rum Matsakis: “Türkiye’de ne ifade özgürlüğü var, ne din özgürlüğü, (...) Şemdinli’de insanları öldürdüler, katlettiler. Tabi Büyükanıt sorumlu ve yargılanmalı, ancak o yargılanacağına, neredeyse savcıyı yargılayacaklar.
Tıpkı Papadopoulos gibi ben de KKTC’nin PKK’ya benzediğini düşünüyorum.
Türkiye her zaman, Kıbrıs’ta PKK kampları olduğunu iddia etmiştir. Oysa, Kıbrıs’taki tek terörist Türk ordusudur (...)
Türk bayrağını indirdiğim için, hiç pişman değilim. Kaba olmak istemedim, ancak benim için Türk bayrağını indirmek, tarihte Nazi bayrağının indirilmesiyle eşdeğer.”
Şu “şerefsiz ifadeleri” görüyor musunuz?
“KKTC, PKK’ya benziyor. Türk ordusu teröristtir. Türk bayrağını indirmekle, Nazi bayrağını indirmek aynı. Büyükanıt’ı yargılayın”

Elin Rum’u, Türkiye’ye geliyor, İstanbul’a, Ankara’ya geliyor, benim vatanımda ‘orduma, bayrağıma, yavru vatanıma’ en ağır hakaretleri yağdırıyor, sonra akşam beş yıldızlı otelde bu hakaretleri şarap yudumlayarak kutluyor, sonra da hiç bir ‘siyasi tepkiye’ maruz kalmadan çekip gidiyor.
Bütün bu hakaretleri yaparken, bir de dalga geçercesine “Türkiye’de ifade özgürlüğü yok!” demeyi ihmal etmiyor.
“Türkler 1 milyon Ermeniyi kesti, 30 bin Kürdü öldürdü” dediğinizde Batı’dan “kahramanlık nişaneleri” alıyorsunuz. Türk hükümetinin, koruma şemsiyesi altına giriyorsunuz.
Kendi vatanımızda, bayrağımıza ve vatanımıza böylesine galiz küfürlerin sarfedildiği bir olay, tarih sahnesinde vaki değildir.
Ama bugün, bunu da gördük.
AKP döneminde bu acı olaya da şahit olduk.

Dışişleri Bakanlığı, bu densiz Rum’a acele ile haddini bildirip, gerekli cevabı vermesi gerekirken, Başbakan, Başbakanı olduğu ülkenin bayrağına “Nazi bayrağı” benzetmesi yapıldığı bir gün de “o Rum densize” “defol git!” demesi gerekirken, Türk ordusuna “PKK” benzetmesi yapan bir Rum bozuntusu, kendi topraklarımızda şarap yudumlarken, “devletten ses çıkmıyor, ey milletim!”
Devlet, devlet olduğunu böyle bir günde göstermeyecek de ne zaman gösterecek?
Bir Rum bozuntusu, bayrağıma, vatanıma, orduma böylesine küfürler savururken, devlet devlet olduğunu göstermeyecekse, devlet ne güne durur?
Ne güne durur, ha, ne güne?