Dış Politika4 Mayıs 2006 00:00

Türkiye: "Beli kırılacak, boynu koparılacak ülke!" - Hasan Demir

Şener Saygın isimli okuyucumuz, "Ankara'da İsrail gizli devleti mi var?" başlıklı yazımızın altına,  "Peki ya Büyük Ortadoğu Projesi nedir?" diye sorduktan sonra,  aşağıdaki notu düşmüş:"İsterseniz bunu da ABD. Başkanı Bush'un siyasi danışmanı ünlü stratejist James Blackwel'in Senato da yaptığı konuşmasından öğrenelim. Blackwel şöyle izah ediyor; 'Baylar, BOP.'u size hepinizin bildiği bir masaldan esinlenerek anlatacağım. Ortadoğu; Güliver ve Liluput(cüceler) ülkelerinden oluşmaktadır. Liliput ülkelerini; a. Endişe ve korku içerisindeki ülkeler (Katar,Kuveyt,Bahreyn,BAE.leri gibi..) b. Arzu ve ümit sahibi ülkeler (Suudi Arabistan,Libya,Fas,Tunus,Cezayir gibi..) olarak iki kategoriye ayırabiliriz. Ortadoğu'daki Güliverler (büyükler) ise; İsrail,Türkiye, Mısır, Suriye, İran ve Irak'tır. ABD'nin stratejik menfaatleri için bölgede tek bir Güliver bırakılmalı o da İsrail olmalıdır. Mevcut diğer beş Güliver ülkesi, etnik ve dini temelde bölünmeli ve ana gövdeleri 'b' kategorisindeki, ana gövdeden ayrılan parçaları 'a' kategorisindeki Liliput ülkeleri haline getirilmelidir.'" İşte dostlar Türkiye'nin gerçek gündemi budur.cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardabilify idippedut.dk abilifycialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon

Yani bir "Türkiye'nin belini kırma ve boynunu koparma projesi" olan Büyük Ortadoğu Projesi yüzyıllardır bekletildiği tozlu raflardan indirilmiş, bir Yahudi-Haçlı ittifakı olan Evanjelist Bush yönetiminin inisiyatifi ile ABD'nin imkânlarını kullanarak adım adım pratiğe geçmeye başlamış bulunmaktadır.  

Gelin görün ki "Ankara'daki İsrail" ve Türk yazılı ve görüntülü basınına el koymuş Sabetaist bedenler ve Artin Kemal'ler Türk'ün gerçek gündemini çalmış; milleti, kuşatma altındaki İstanbul'da meleklerin cinsiyetini tartışan kilise mensupları durumuna düşürmeyi başarmış bulunmaktadırlar.

Oysa Türkiye bugün Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde resmini çizdiği, "Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler" fotoğrafı vermeye başlamıştır.

Türk'ün en stratejik tesisleri, bankaları Yahudilerin, papazların ve emperyalizmin çağdaş manivelaları olan uluslar arası sermayenin eline geçmiş ve geçmekte, dün topla tüfekle verilmeyen vatan parçası bugün parayla, mayın temizleme bahanesiyle müstevlilerin mülkü olur hale gelmiştir. Sanki birileri, "... şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edercesine" ABD-Yahudi ittifakının Türk'ün belini kırma, boynunu koparma projesi olan Büyük Ortadoğu Projesine taşeron olmuşlardır.

Bu proje Irak'ı işgal eder etmez Musul ve Kerkük'te Türkmenlerin tapu ve nüfus dairelerini talan etmiş, Mehmetçiğin başına  çuval geçirmiş, Telafer'de yedi defa Tür katliamı yapmış ve Türkiye'den özür bile dilememiştir. Çünkü Türkiye'yi yönetenler, "Büyük devletler özür dilemez!" diyebilmiş, yani cânî, gayri medenî, işkenceci ve Müslüman'ı insan, Kur'anı kitap saymayan  ABD'yi "büyük", böyle bir  ABD karşısında Türkiye'yi "küçük" gördüklerini zımnen deklare etmişlerdir.

İşte bugün Türkiye'nin ve Türk'ün gerçeği budur. Yâni düşman niyetini yüksek sesle söylemiş, Türk'ün boynunu koparıp belini kırarak Ortadoğu'nun yedi cücesinden biri haline getirmek için adımını  sınırlardan içeri atmış bulunmaktadır.

Hakikat bu iken, "Her şey yolunda ve kontrolümüz altında, milletin kafasını karıştırmayın" diyenler en mâsum ifade ile, "evdeki Zenci'ler"dir.
   ***
Biliyorsunuz, ABD'de, köle sahibi beyazlar sahip oldukları zencileri ikiye ayırmışlardı.  "Tarla Zencileri" ve "Ev Zencileri". Adı üstünde; "Tarla Zencileri" tarlalarda, "Ev Zencileri" ise sahiplerinin malikanelerinde onlara kölelik ederlerdi.

Beyaz adam, "Ev Zencilerini" kendisiyle, sayıca çok fazla olan "Tarla Zencileri" arasında bir tampon olarak kullanırdı. Bunun için  "Ev Zencilerinin" sırtını sıvazlar, onlara Tarla Zencilerinden daha üstün olduklarını hep hatırlatırdı.  "Ev Zencileri" de sahip oldukları bu ayrıcalıklı konumun hakkını verip, "Tarla Zencileri" karşısında beyaz sahiplerinin menfaatlerini kollarlardı.  Gerektiğinde onları gammazlar, gerektiğinde kırbaçlar, gerektiğinde özgürlüğe kaçma plânları yapanları ihbar ederlerdi.

Kuvvetle muhtemeldir ki, bu Ev Zencilerinin arasında  kendini köle olarak bile görmeyen hatta renginin Tarla Zencilerinden daha açık olduğunu düşünenler bile vardı.

Biz burada, evi dahil her şeyine müstevli beyazlar tarafından el konularak kendisi "Tarlaya sürülmüş Zenciler'in" sesiyiz.

Pazartesi görüşmek umuduyla...