İzin Verin Büyüsünler! - Özcan Yeniçeri
İnsan yetiştirme düzeni bozuk olan bir ülkenin birinci sınıf bir toplum haline gelmesi beklenemez. Kendine güveni olmayan, yetersiz ve yeteneksizler yöneticiler, kendilerinden daha yeteneklilerin iktidarlarını tehdit ettiğini düşünür. İktidarının tehdit altında olduğunu düşünen kişilerin ise gözleri hiçbir şeyi görmez olur. Şu veya bu biçimde ele geçirilmiş olan bir statüyü sürdürebilmek için kendisinden başka hiç kimsenin öne geçmemesi ya da çıkmaması için elinden ne gelirse o yapılır. Bugün bir çok sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik kuruluşun başında bulunan kişiler mesailerinin önemli bir kısmını kuruluşların ileri gitmesi, başarılı ve verimli olmasından daha çok kendilerini makamlarında sağlam tutacak çalışma ve aktivitelere zaman ayırdıklarını rahatlıkla söylemek mümkündür. Bu noktada bireyin ve statüsünün öncelikleri kurumun ya da ülkenin önceliklerinin yerine geçer. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilo
Türkiye'de statü sahibi, güçlü konumda olanların ya da yönetim cihazını elinde bulunduranların otokrat, egoist, kendini beğenmiş ve ceberrut bir kimlik içinde görünmelerinin temelinde de şahsiyeti oluşturan parçaların yerli yerine oturmamış olmasının büyük rolü vardır. Bu tür bir kimlik bir bütün olarak sosyal ve kültürel yapılardaki bozuklukları gösterir. Diğer yapıları sağlam olan bir toplumun eğitim kurumları istese de bireydeki kimliği kolay kolay bozamaz!
Büyüklerin küçükler, güçlülerin zayıflar, çokların azlar olmadan herhangi bir anlam ifade etmediğini anlayamayanlar bütünsel düşünme gücüne sahip olmayanlardır. Büyük Ağrı kendisine omuz veren onlarca Küçük Ağrı sayesinde ayakta durabilmektedir. Büyük başarılar onlarca küçük başarısızlıkların toplamından başka bir şey değildir. Sosyal, kültürel ve ideolojik hayat bir insan ömrü için büyük bir savaştır. Savaşlar onlarca muharebeden meydana gelir. Önemli olan muharebeleri değil, savaşı kazanmaktır.
Önündeki engebeyi dünyanın en büyük zirvesi, çukuru ise dünyanın en derin noktası olarak gören bir yaklaşım sağlıklı bir ruh halinin ifadesi olarak görülemez.
Siyasiler yedeklerinin, yöneticiler aşağıdan gelenlerinin, öğretmen; öğrencisinin, usta; çırağının, iktidar; muhalefetinin olgunlaşmasını engelleyecek her hileye ve oyuna başvurmaktadır. Hiç kimse bir görevi kendisinden daha iyi yapacak başka birini düşünemez hale gelmiştir.
Hemen hemen herkes siyaset adına, insan hakları adına ya da demokrasi adına siyasetin temel ilkelerini, insan haklarının varlık sebebini ve demokrasinin mantığını rahatlıkla çiğneyebilmektedir.
Pis kedilerin kendi öz yavrularını yemesi gibi; güç sahipleri de kendi geleceklerini kendi elleriyle mahvetmektedir.
Kaliteyi reddederek, bilgiyi inkâr ederek, gelişmeyi görmezlikten gelerek belki yapışılan koltukta bir süre daha tutunulabilir. Ancak güneşin doğmasını, hiçbir karanlık belirli bir sürenin dışında perdeleyemediği gibi çocuğun büyümesini de hiç kimse önleyemez.
Koltuğu başınızın üstünde gezdirirseniz küçülürsünüz, çünkü ayağını altına alınan sandalye yükseltir! Nefes alın ama nefis yapmayın! Boynuz kulağı geçermiş varsın geçsin aldırmayın. Büyüyün ama büyüklenmeyin, büyüklenenler hiçbir zaman gerçek büyüklüğün farkında olmazlar. Okyanusları büyük gösteren ise küçük su damlalarıdır. Küçük tuğlalar olmasaydı devasa apartmanlar olur muydu hiç!
Siyasette, ekonomide, akademik hayatta egemen olan elitler; ezmeyin, ötelemeyin ve örselemeyin bırakın yeni nesiller özgür büyüsünler. Onlar büyürlerse büyük görünen sizler işte o zaman gerçekten büyümüş olursunuz!