Küresel Şebekeler3 Mayıs 2006 00:00

Küresel Piyasa- Küresel Felaket - Ergin Yıldızoğlu

Küreselleşme, devlet eliyle ve yeni teknolojilere dayanarak piyasaların serbestçe işleyişinin önündeki tüm toplumsal siyasi engelleri sermaye yararına kaldırma projesi tükenirken gezegenimizi hızla ekonomik, siyasi, ekolojik bir felakete sürüklüyor. Küreselleşmecilik bir kriz yönetme politikası, küreselleşme bir kriz ''görüntüsü'' olarak gündeme geldi. Ama, hem krizi, hem de krizin getirdiği siyasi, askeri ve ekolojik sorunları ağırlaştırmaya başladı. Diyalektik işte... Küreselleşme üretimi ve metalaşmayı hızlandırdı. Böylece su, gıda, enerji gibi doğal kaynaklar çok daha hızla tükenir, sanayiinin ürettiği Co2 gazının ve atıkların etkisiyle küresel ısınma artarken su, gıda havzalarında aşınma tarihte görülmemiş düzeylere ulaştı. Mali serbestleşme ve genişlemeyse piyasanın yarattığı dengesizliklerini daha da arttırdı. Bu yüzden, yaşamakta olduğumuz enerji krizi salt bir kaynak kıtlığından değil küreselleşmenin bu sorunu büyüterek yönetilemez hale getirmesinden kaynaklanıyor. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponssymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilorenovation vejle renovation skive renovakamagra link kamagra gel

50 gr. salata, 50 litre su ve IMF...

Küreselleşmenin körüklediği tüketim çılgınlığına en iyi örnek bence geçen hafta The Independent' da belgeleniyordu. Avrupa ülkelerinde yaşayanlar, her mevsim taze salata yemek istiyorlar. Bu istek çoğu kez, iklimi uygun ve IMF eliyle daha çok ihracat tarımına itilen Afrika ülkelerinden karşılanıyor... Ancak, Avrupa süpermarketlerinde satılan tek bir 50 gramlık temizlenmiş, ayıklanmış yeşil salata paketini hazırlamak için, 50 litre su tüketilmesi gerekiyor. Eğer bu domates, biber vb. içeren bir karışık salata paketiyse tüketilen su miktarı 300 litreye çıkıyor. Bu sırada, bu salataların üretildiği Afrika ülkelerinin halkı dayanılmaz bir dış borç ve su sıkıntısı altında ezilmeye ve dünya su stokları da daha önce görülmemiş bir hızda tükenmeye devam ediyor...

Aynı IMF, 2000 yılında petrol fiyatları 30 dolar civarındayken petrolün varil fiyatında 5 dolarlık bir artışın dünya ekonomisinin büyüme hızından yılda yüzde 0.25 götüreceğini hesaplamıştı (Financial Times) . Bugün fiyatlar 70 doların üzerinde ama dünya ekonomisinin ''maşallah'' ı var. Çünkü, 2001'den sonra tarihin en büyük parasal genişlemesi yaşandı. Bu genişleme petrol fiyatlarının basıncını emici bir etki yaparken küreselleşmenin getirdiği mali enstrümanların sayesinde bir kredi köpüğüne dönüştü. Genişleyen kredi hacmi sayesinde genel olarak tüketim, özel olarak da petrol tüketimi daha da hızlandı. Şimdi kredi köpüğü patlama noktasında; patlarsa talep düşer, petrol fiyatları da mantıklı bir düzeye düşer diye düşünmeyin. Artık Çin ve Hindistan'da şişeden çıkan talep ''cinini'' tümüyle geri sokmak olanaklı değil... Dolayısıyla, mali ve ticari serbestleşme sayesinde, enerji kaynakları, su ve gıda havzaları üzerindeki basınç artmaya devam edecek.

Council on Foreign Relations ve Baker Institute , 2000 yılında yayımladıkları (bizim de aktardığımız) bir enerji raporunda, bu sektörün, kamusal ve stratejik yanının unutularak özel sektöre terk edilmesinin, kurulu rafineri kapasitesini eskitmesine neden olduğunu, yakın zamanda bir kapasite yetersizliği kriziyle karşılaşılacağını söyleyerek uyarmışlardı. Şimdi o noktaya geldik. Serbest piyasa bu alanda da düş kırıklığı yarattı.

Serbest piyasa mı dediniz?

Başlangıçta, İngiltere, Almanya, ABD gibi ülkeler serbest piyasa mekanizmasına dayanarak değil kendi piyasalarını ve üreticilerini koruyarak geliştiler. Sonra, bu ülkelerdeki sermaye yeni pazarlara ve yatırım alanlarına doğru uluslararasılaşmaya başlayınca, girmek istedikleri pazarların ülkelerine ''serbest piyasanın'' önemini anlatmaya, dinlemeyenleri de işgal etmeye başladılar. Aynı ülkeler, daha sonra, rekabet keskinleşince yeniden korumacı yöntemlere başvurmakta bir dünya savaşı çıkartmak pahasına hiç tereddüt etmediler.

Enerji, doğal kaynaklar piyasalarında yine benzer bir durum oluşuyor. Bu alanlarda serbest piyasa, Çin, Hindistan gibi ülkelerin işine yaramaya, onlardan gelen talep ABD'nin ve Avrupa'dan gelen talebin önünü kesmeye başladı. Artık, enerji tedarikinde serbest piyasa, merkez ülkeler açısından güvenilir bir mekanizma olmaktan çıkıyor. Bu nedenle The Observer 'dan Will Hutton'un aktardığı gibi Kissinger , geçmişteki ''sömürgeler için rekabetin yerini, bugün petrol ve gaz havzaları için rekabetin ve savaşların almaya başladığına'' inanıyor. Kaynakların dağılımına yönelik uzun dönemli bir uluslararası işbirliği ve planlama gerçekleştirilemezse savaşlarla kendimizi, küresel ısınmayla de gezegeni yok etmemiz kaçınılmaz.