Dış Politika3 Mayıs 2006 00:00

Omurgasız Dış Politika… - Dr. Abdullah Özkan

Türkiye&#8217;nin bugün karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında milli çıkarlarımızı önceleyen bir dış politika perspektifinin olmaması geliyor.<BR>Türkiye&#8217;nin dış politikasının parametreleri, ülkemizin öncelikleriyle ne yazık ki bağdaşmıyor. Bugün izlenen dış politikada, milletin istekleri yok, ülkemizin geleceğini inşa eden bir yaklaşım da söz konusu değil&#8230;<BR>Mevcut dış politikanın belirli bir omurgası da yok; omurga olmayınca sürekli olarak yalpalanıyor, rüzgar nereden eserse ona göre tavır alınıyor, çıkarlarımız hep ikinci planda kalıyor.<BR>İşte Omurgasızlığın Faturası<BR>Bugün Türkiye&#8217;nin Ortadoğu politikasının ne olduğunu bilen var mı? Ya da Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nden bağımsız bir Ortadoğu politikası geliştirme gücüne sahip değil mi?<div style="display:none">cialis coupons printable <a href="http://blog.suntekusa.com/page/Free-Printable-Cialis-Coupons">link</a> discount prescription drug card</div><div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">escitalopram tbl</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">buscopan <a href="http://www.floridafriendlyplants.com/Blog/page/buscopan-hund-0ZH.aspx">floridafriendlyplants.com</a> buscopan plus</div>

Türkiye, Ortadoğu’da ABD’ye göre tavır alıyor; ABD’nin kurduğu oyunu oynuyor.
Irak’ın işgali öncesi ve sonrasında kendi politikalarını üretemeyen Türkiye, bugün topraklarına saldıran terör örgütüne müdahale edebilmek için ABD’den izin istemek zorunda kalıyor.
Omurgasız dış politika neticesinde, daha düne kadar cebinde Türkiye pasaportu taşıyan ve her gittiği yere Türkiye’nin izniyle gidebilen kişiler, bugün ülkemize meydan okuma cüretini gösterebiliyorlar.
Hani Türkiye’nin Kuzey Irak’ta “kırmızı çizgileri” vardı; onlara dokunan yanardı? Bugün kırmızı çizgilerimizden söz eden kaldı mı? Dış politikanızın omurgası olmazsa, işte geleceğiniz nokta burasıdır, hüsrandır, başınızın öne eğilmesidir…
Türkiye aynı omurgasızlığı Avrupa Birliği sürecinde de yaşamıyor mu? Dış politikasını AB’ye endeksleyen Türkiye, istenilen her tavize boyun eğmek zorunda kalıyor.
Eğer AB’nin alternatifi oluşturulmuş olsaydı, milli çıkarlarımız gözetilseydi, bizi dönüştürmek isteyen AB’ye bu kadar kolay teslim olunur muydu? Bakın belki çoğu kişinin dikkatini çekmedi ama AB’nin dayatmasıyla çıkartılan yeni bir kanunla artık nüfus cüzdanlarındaki “din” hanesi boş bırakılacak. Avrupa Birliği daha da ileri gitti, hutbelerde okunan “Allah katında tek din İslâm’dır” ayetinden rahatsız olduğunu açıkça beyan etti. Peki biz ne yapabildik; bu kendini bilmezlere hadlerini bildirebildik mi? Eğer dış politikanızda omurga yoksa, çıkarlarınızı gözetmiyorsanız, millete dayanmıyorsanız; değerlerinize saldıranlara gerekli cevabı veremezsiniz, boyun büker kabullenirsiniz…
Dış politikanızda omurga yoksa, haklı olduğunuz Kıbrıs davasında haksız duruma düşersiniz. Sizi yalancı sözlerle kandırırlar, hiçbirşey yapamazsınız… Savaş meydanlarında tescil ettirdiğiniz haklılığınız, masada kaybolur, sadece izlemekle yetinirsiniz…
Bugünlerde yine Türkiye’ye peşpeşe ABD’li yetkililer geliyor… Ne istediklerini bilmiyoruz, çünkü iktidar açıklamıyor ne konuşulduğunu, ama tahmin ediyoruz; yine ülkemizden önemli tavizler istiyorlar.
Dış politikada omurgaya sahip değilseniz, sizden istenen tavizlere “hayır” deme gücünüz yoktur. Direnemezsiniz; çünkü dik duramazsınız…
Omurga dik durmaya, kendi sözünü söylemeye, kendi yolunu çizmeye yarar.
İktidara Sesleniyorum
Mevcut iktidarı, dış politikasını yeniden analiz etmeye, gözden geçirmeye davet ediyorum.
İzlenen dış politikanın daha çok kime hizmet ettiğini gözlemelerini istiyorum.
Oturup düşünmelerini öneriyorum: Türkiye gibi bölgesinin lider ülkesi olmaya aday bir ülke bu omurgasız dış politika yaklaşımı ile yönetilebilir mi?
Ben yönetilemeyeceğini iddia ediyorum. Sanırım, mevcut gelişmeler de beni doğruluyor. Omurgasız dış politika, bizi hergeçen gün dış güçlerin yörüngesine mahkum ediyor, hareket alanımızı daraltıyor, Türkiye’den beklenen atılımın yapılmasını engelliyor, çıkarlarımızı koruyamaz hale getiriyor.
Peki neden yanlışta ısrar ediliyor?
Bu sorunun cevabını dış politikamıza yön verenlerden bekliyorum…