İstihbarat1 Mayıs 2006 00:00

Türkiye Vodafone’a izin vermemeli - Hasan Ünal

İngiliz menşeli Vodafone cep telefonu şirketinin Telsim’i alarak Türkiye’ye gelmeye çalışmasına itirazlarımızı defalarca dile getirmiştik. İtirazlarımız Yunanistan’da patlak veren ve bütün ayrıntıları Yunan basınına dökülen bir telekulak skandalı sonrasında oluşmuştu.Bundan yaklaşık üç ay önce Vodafone firmasının Yunan başbakanı, bakanları, cumhurbaşkanı, milletvekilleri, Yunan Silahlı Kuvvetleri, Yunanistan’da faaliyet gösteren yerli ve yabancı sivil toplum kuruluşları ve hatta belki de Yunan istihbaratının telefonlarını yıllardır dinlemekte olduğu ortaya çıktı.Yapılan araştırmalar sonucunda bu dinlemelerin Amerikan büyükelçiliği adına yapıldığına dair kuvvetli kanıtlara ulaşıldı. Bu, öylesine büyük ve kapsamlı bir skandal idi ki, Yunan kamuoyu hayretler içerisinde basına sızdırılan haber ve yorumları aylarca izledi. Hala da izliyor. Bu arada yaklaşık on dört ay evvel Yunanistan’da evinde ölü bulunan bir mühendisin de bu skandalla alakası olduğu ve dinlemeleri tesbit ettiği için öldürülmüş olabileceğine dair deliller ortaya çıkmaya başladı.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis coupons printable link discount prescription drug cardcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Bu hadiselere müzakere/mütareke basın ve televizyonlarının ambargo uyguladığı malum. Konuya başlangıçta magazin ağırlıklı ilgi gösteren bu çevreler, iş, Amerika ve yabancı istihbarat bağlantılarına ulaşınca adeta sus pus oldu. Bu durum her manada manidardır. Son zamanlarda Yunanistan’dan bu skandal ve Vodafone’un Türkiye’ye gelme hazırlıklıklarına dair gelen bilgiler iyice mide bulandırmaya başladı ve her zaman olduğu gibi bizim basın ve televizyonlar yine suskun. Ama Anadolu Ajansı ve TRT’nin bu konuda neden haber yapmadığını anlamak zor.
Yunanistan’dan gelen haberlere göre Vodafone’un başı orada dertte. Milyarlarca avroluk bir tazminatı Yunan devletine ödemek zorunda kalabilir. Telefonları dinlenen binlerce kişi de her biri beş milyon avro civarında bir taleple mahkemeye gidiyor. Bu tazminat taleplerinin Vodafone’un belini bükeceği açık. Ama bu arada Vodafone Türkiye’ye gelme hazırlıkları yapıyor.
Telsim’in yüzde onluk hissesini bir Yunan işadamına sattı. Sokrates Kokalis adındaki bu zatın vaktiyle Sovyet istihbaratı ile işbirliği yaptığına dair bilgiler Doğu Almanya arşivlerinden çıkmıştı. Şimdilerde de başta Yunan istihbaratı olmak üzere Batılı kuruluşlarla yakın mesai içerisindeyse hiç şaşırmam. Bu zat Telsim’den hisse alıyor ve özellikle de Telsim’in KKTC’deki hatlarıyla ilgileniyor.
Bu arada Vodafone’un Türkiye’ye Yunan yönetici ve ortaklarla birlikte geleceğine dair bilgiler artıyor. Bu iş öyle bir hal aldı ki, sanki Telsim’i Yunanlılar Vodafone ile birlikte almışlar gibi. O zaman akla şu soru geliyor. Türk Telekom Lübnanlı bir aileye satıldı. Altından İngilizler çıktı. Devir işlemlerinin ardından kritik görevlerdeki Türk mühendislerin yerine İngilizler getirildi. Emin Şirin Bey Meclis’teki konuşmasında bunların istihbarat elemanları olduklarını söylüyor. Yine İngiliz istihbaratına çok yakın olan ve Yunanistan’da Amerika adına casusluk yapan Vodafone Telsim’i alarak Türkiye’ye geliyor. Yanında da Yunan ortak ve Yunan yöneticiler getiriyor. Yunan devlet bankası Türkiye’de bir bankayı yaklaşık üç katı fiyatına satın alıyor. Yunan basını bu alımın ticari olmaktan ziyade bir devlet kararı olduğunu açık açık yazıyor.
Bunları alt alta getirdikten sonra, küreselleşme geyikleri yaparak durumu idare etmeye çalışmak mümkün mü? Ortada açık bir milli güvenlik sorunu var ve işin garibi, bu sorunun bir ayağından Yunan istihbaratı çıkarsa şaşırmamak gerekecek. Acaba Türkiye’nin dinlemeleri Amerika, İngiltere ve Yunanistan’ın da dahil olduğu bir konsorsiyuma mı dönüştürülüyor? Ve Yunanistan’a bunları vermek suretiyle Vodafone kendisini Türkiye üzerinden mi affettirmeye çalışıyor? Başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere bütün MGK üyelerine duyurulur. Eğer bu satış gerçekleşir ve Telsim bunlara verilirse, hiç kimse ‘benim haberim yoktu’ diyemez.