İhanetin Bedeli - Hüseyin Mümtaz
Harbiye'nin 67 yılı mezunları 1966 yılının 30 Ağustos günü Ankara Dikmen sırtlarında Alay sancağı'nı devraldılar. Sancağı devre adına teslim alan sancaktar yeminine şöyle başladı: ''Namusum üzerine and içerim ki, bu mukaddes nöbetim devamınca gözümü bir saniye bile olsun O'ndan ayırmıyacağım. Sancağımı canımdan aziz bilip O'nu daima yükseklerde tutacağım. Renginin bedeli, Kanım olsun.. Kumaşının bedeli, Tenim olsun.. Parıltısının bedeli, Canım olsun..'' Peki ya ihanetin bedeli? Yeminde ''ihanetin bedeli'' de var mıydı?new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
Diyorlar ki; bir arkadaşımız Yunan Harbokulu'nun 67 mezunları ile yemek yedik diye bizi neredeyse ihanetle suçladı..
O ''arkadaş'' ben'im. Neden açık yazmadınız?
Ben yâni; Emekli Tank Albay Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu.. Sicil numaram 1967/26
Konu ile ilgili yazımda ( ''Başlar ve Traşlar''. Hüseyin MÜMTAZ. 2 Ocak 2005) ise olay şöyle yer alıyor:
"Yunanistan Kara Harp Okulu 1967 Mezunlarından 22 kişilik bir grup, eşleriyle beraber 23-27 Ekim 2004 tarihlerinde İstanbul'u ziyaret etmişlerdir. Ziyaret öncesi ataşelik kanalıyla Türkiye Kara Harp Okulu 1967 mezunları ile temas kurmak ve tanışmak istediklerini bildirmişlerdir. Bu talep doğrultusunda Türkiye Emekli Subaylar Derneği (Kadıköy/İstanbul Şubesi) Genelkurmay Başkanlığınca 25 Ekim 2004 tarihinde Harbiye Orduevi'nde akşam yemeği düzenlemekle görevlendirilmiştir. TESUD, düzenlenen bu yemeğe SODAV-67 Vakfından en az 20 kişinin katılmasını istemiştir. Yemeğe istenen miktarda katılım sağlanmıştır. Samimi bir ortam içinde geçen yemekte karşılıklı rozet ve şilt teatisi yapılmış, Yunanistan Kara Harp Okulu 1967 mezunlarının da bizim vakfımıza benzer bir derneklerinin olduğu öğrenilmiş, Dernek Yetkilileri bizleri vakıf olarak Yunanistan'a davet etmişlerdir. Yunanistan Kara Harp Okulu 1967 Mezunları Derneği adres bilgileri Ek-1'dedir. Yunanistan'ı bireysel olarak ziyaret edecek arkadaşlarımız söz konusu adresle temas kurabilirler." (SODAV-67 1967 Harbokulu Mezunları Sosyal Yardımlaşma ve dayanışma Vakfı Haber Bülteni Aralık 2004)
Türkçe bilen herhangi bir vatandaş bana bu paragrafta ''vatan hainliği''nin nerede yer aldığını gösterebilir mi acaba?
''Yarası olan gocunur'' da çok sevdiğim bir atalar sözüdür ey okuyucu.
Ve SODAV'cılar ''keşke'' diyorlar ''o arkadaşımız eleştirilerini herkese açık internet ortamında değil de bize yapsaydı. Yetkili kurullarımızda değerlendirir, karar alırdık.''
Yemeğe katılırken o yetkili kurullarınızda karar almamış mıydınız?
Yaptığınız işten utanıyor muydunuz ki eleştirinin de kapalı devre yapılmasını istiyorsunuz?
Yemeği ''Yunanlı arkadaşlarınızla'' evinizde kapalı kapılar ardında mı yediniz ki olay ''kişisel'' ve ''özel hayatı ilgilendiriyor'' olsun?
Genelkurmay'ın talimatı ve TESUD'un direktifi ile Harbiye orduevi'nde yediniz, rozet ve şilt teatisinde bulundunuz..
Size mutluluklar dilerim.
Hani özgürlükçü, şeffaf ve demokrattınız? Halkın haber alma özgürlüğünü neden engelliyorsunuz?
Açıkta her kesin gözü önünde gösteri yaptıysanız, eleştirilerin de herkesin gözü önünde yapılmasına katlanacaksınız..
Katlanacaksınız ki millet bütün 67'lilerin sizle aynı fikirde olmadığını görsün.
Tabii sadece emri uygulayan siz değil, sizi yönetip yöneltenler de bu işte sizin kadar kusurlu.
Da ne zamana kadar emir komuta zinciri içinde hareket edeceksiniz?
Ne zaman büyüyeceksiniz?
Ben 67'liyim.. Devre arkadaşlarımı ''canımdan aziz bilirim''.
Çünkü 65 yılının bir Menteş sabahında bir elimi sınıf arkadaşımın omzuna koyarak yemin ettim.
Ama bu yemeği onaylayan, onaylatan, katılmakta sakınca görmeyen Yönetim Kurulunu şiddetle protesto ediyorum.
Ettiğiniz bütün yeminlere rahmet okutan, vatan-millet-bayrak kavramlarını ayaklar altına alan AB yolunda size sonsuz mutluluklar dilerim.
Ben ise yazımı, yukarıda sözünü ettiğim yazının son cümlesi ile bitiriyorum..
Çünkü hâlâ o noktadayım.
Tam o noktadayım.
''Delikanlı arkadaşlarım, yiğit arkadaşlarım, sınıf arkadaşlarım, silâh arkadaşlarım Şehit Üsteğmen Nazmi Saatçi ve Şehit Üsteğmen Nermi Tombul'un aziz anıları önünde saygıyla eğiliyorum.''
Siz onların yüzüne nasıl bakacaksınız? 9 Mart 2005