Güneydoğu yığınağı ne kadar olağan ne kadar değil? - Hasan Ünal
Son günlerde basın ve televizyonlarda Güneydoğu'ya iki yüz elli bine yakın askerin yığıldığı ve muazzam bir askeri harekata başlandığına dair haberler çıkıyor. Hatta 'namlular Kuzey Irak'a çevrildi' tarzında öyle haberler veriliyor ki, Türkiye'nin Kuzey Irak'a girdiği veya girmek üzere olduğu intibaı yayılıyor.Öncelikle askeri kaynakların defaatle teyit etmediği bu haberlerin Rice'ın tam gelişinden evvel ısrarla basın ve televizyonlarda neden servise konulduğunu sorgulamak gerekir. Acaba Rice'ın 'niye böyle yapıyorsunuz' veya 'askerlerinizi derhal Kuzey Irak'tan çekin' demesi mi amaçlanmıştı? Bunları tam olarak bilmemiz mümkün değil. Ancak yazılanların garipliği ortada.Ortada; çünkü, askeri kaynaklar sadece doksan beş ile yüz bin arasında birlik olduğunu; buna bir miktar da Jandarma kuvvetleri ilave edilebileceğini söylüyorlar. Güneydoğu dışında olan ve Jandarma bölgesi olarak bilinen Tunceli, Doğu Beyazıt gibi bölgeler bu rakamların dışında; ancak oralarda da her zaman olduğunun çok fazla üzerinde bir yığınak yok. Bütün Güneydoğu'da yüzde on ila yüzde yirmi arasında bir birlik artışı var. Bu da büyük ölçüde mevsimlik. Yani baharla birlikte her sene olduğu gibi, bölgeye bir miktar komando birlikleri kaydırılmış.cialis forum cialis prodaja cialis bez receptaescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenarenovation vejle renovation skive renovadiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
Çünkü hükümetin beceriksizliğinden kaynaklanan bu psikolojik hava bölgenin fiilen PKK'nın denetimine bırakılacağı gibi bir intiba oluşturmuştu. Sanki hükümet bölgenin kontrolünü PKK'nın ele geçirmesine bir şey demeyecek ve TSK da olup biteni AB süreci adına izleyecekti. Bu hava PKK'lıların azmasına yol açmış, bölgede büyük kitleler halinde bulunan ve Türkiye'nin yanında PKK ile mücadele eden vatandaşları da hayal kırıklığına uğratmıştı.
İşte bu yığınak ve sınırda yapılan operasyonlar bu uğursuz havanın bir anda dağılmasını sağladı. Devletin bu bölgeyi elden çıkarmak veya fiilen PKK'nın denetimine bırakmak niyetinde olmadığını gösterdi. Bizim yığınağımızdan bağımsız olarak hareket eden İran silahlı kuvvetlerinin Kandil Dağı'na yönelik operasyonları bu havayı pekiştirdi ve PKK'nın paniklemesine yol açtı.
Ayrıca sırtını Amerika'ya dayamış olan Barzani ve Talabani de tutuştular. Talabani Irak Devlet Başkanı sıfatıyla Ankara'ya bir nota vererek sınır ötesi operasyonların daha doğrusu sıcak takip hareketinin durdurulmasını talep ettiyse de cevabını hemen aldı. Bir kaç hafta öncesine kadar çekingen ve/veya Barzani ve Talabani ikilisi ile bozuşmaktan korkan bir Ankara görüntüsü varken, durum ve üslup bir anda değişti. Talabani'ye 'biz ihtiyaç duydukça sıcak takip yaparız ve yapacağız, sesini kes, veya gel de durdur' anlamına gelen bir karşı nota verildi.
Bu yığınakla birlikte Güneydoğu'da da havanın yumuşadığı ve PKK'lı çevrelerin aşırıklarını azaltmaya başladığı görülüyor. Aslında bu yığınaktan ziyade, söz konusu operasyonlar ve üstlenilen inisiyatif sayesinde son üç buçuk yılın hasarları tamir edilmeye başlanmış oldu. Önemli olan da budur. Askerin yapması gereken de... Bu açıdan bakıldığında Kuzey Irak'ta oluşturulmaya çalışılan Kürt devleti senaryosu da bu operasyonlardan olumsuz etkilenecek ve bu şekilde devam edilirse, yavaş yavaş Amerika'nın da aklını başına getirecektir. Baksanıza İran uçakları Irak topraklarını bile bombalıyor. Amerika ne yapabildi??? Barzani ve Talabani'ya duyurulur...