Değerli Dostlar,
Bilindiği üzere, 9 Eylül 2004 tarihli Resmî Gazete'de Dışişleri Bakanlığı'nın Türkiye'deki Amerikan askeri varlığının silah, mühimmat ve malzeme ihtiyaçlarının sağlanmasına yönelik izin veren " ABD'ne Ait Destek Hamulesinin İthal / İhraç ve Ülke İçi Nakil ve
Tevziine Dair Tebliğ"i yayınlanmıştır. Bu tebliğ hakkındaki bazı görüşlerimi sizlere aktarmak istiyorum.
Saygılarımla,
Haluk Dural
Kim. Yük. Müh.
Böyle bir tebliğin yayınlanmasına neden ihtiyaç duyulduğu, Tebliğ'in içeriği nedeniyle dikkatlice irdelenmelidir:
Tebliğin Amaç maddesinde;
Amaç
Madde 1 - Amerika Birleşik Devletleri Makamları tarafından Türkiye'ye ithal ve buradan ihraç olunacak askeri malzeme, teçhizat, ikmal maddeleri ve eşyalarının (bundan sonra "Destek Hamulesi" diye anılacaktır) giriş/çıkış ve ülke içi nakil işlemlerinin
yürütülmesinde aşağıdaki usuller uygulanacaktır.
denilmektedir. Gerçekte, Türkiye'deki Amerikan askeri varlığının ihtiyaçlarının karşılanması, bugüne kadar iki ülke arasında mevcut cari mevzuata göre zaten yapılmaktadır.
O halde böyle bir yeni düzenlemeye neden ihtiyaç duyulmuştur ?
Tebliğin Kapsam maddesinde ise:
Kapsam
Madde 2 - ABD destek hamulesinin giriş ve çıkış işlemlerinde Türk mevzuatına ve 6375 sayılı Kanunla tasdik olunan 19 Haziran 1951 tarihli "Kuzey Atlantik Antlaşmasına Taraf Devletler Arasında Kuvvetlerin Statüsüne Dair Sözleşme"ye (NATO-SOFA) uyulacaktır.
denilmekte olup, Amerika'nın ülkemize sokacağı her türlü malzeme için bir NATO şemsiyesi kurulmuştur. Ancak, Tebliğ'de Amerika dışında herhangi bir başka NATO ülkesinden bahis yoktur.
Bu durumda Tebliğ, TBMM tarafından reddedilen 31 Mart tezkeresi ile ülkemize sokulamayan Amerikan malzemelerinin girişine, NATO şemsiyesi nedeniyle yeni bir TBMM izni olmaksızın izin vermektedir.
Tebliğin Genel Hususlar maddesinde ise ABD kullanımına açılan deniz ve hava limanları sayılmaktadır;
Genel Hususlar
Madde 3 - ABD gemi ve uçakları ile Türkiye'ye getirilecek ve buradan götürülecek destek hamulesinin giriş ve çıkışı aşağıdaki deniz ve hava limanlarından yapılacaktır.
a) Deniz Limanları:
1) İstanbul, 2) İzmir, 3) İskenderun, 4) Yumurtalık, 5) Antalya, 6) Aksaz/Karaağaç, 7) Ağalar (sadece mühimmat için)
b) Hava Limanları:
1) Esenboğa (Ankara), 2) Atatürk (İstanbul), 3) Çiğli (İzmir), 4) İncirlik (Adana), 5) Antalya, 6) Aksaz/Dalaman (Muğla)
c) Antalya ve Aksaz/Dalaman havaalanlarını, ABD Deniz Kuvvetlerine mensup gemilerin Antalya ve Aksaz /Karaağaç Limanlarını ziyaretleri ile irtibatlı olarak, sadece bu gemilerin destek uçaklarınca kullanılmasına izin verilebilir.
Görüldüğü üzere Tebliğ, ülkemizin İstanbul'dan başlayarak İskenderun'a kadarki tüm deniz ve hava limanlarını ABD'nin kullanımına açmaktadır.
Bugüne kadar ülkemizdeki ABD askeri varlığının tüm ihtiyaçlarının ithali cari mevzuata göre sadece birkaç noktadan yapılırken, 7 liman ve 6 havaalanı hizmete açıldığına göre, ülkemize sokulmak istenen malzeme, silah ve mühimmat miktarı olağan ihtiyaç miktarının çok üzerinde olmalıdır. Şimdi şu soruya cevap aramak gerekir:
Bu kadar çok miktarda malzeme, silah ve mühimmat nerede ve hangi amaçla kullanılacaktır?
Bu sorunun akla gelebilen birkaç cevabı şöyle sıralanabilir:
1- ABD bu silah ve teçhizatı IRAK işgal kuvvetleri için kullacaktır. Bu cevap gerçeklere uygun değildir, çünkü ABD gerek Basra'dan ve gerekse Irak içinde oluşturduğu hava üslerinden işgal kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Ayrıca, insanî amaçlar adı altında gıda, banzin, ilaç vs malzemeler Mersin ve İskenderun üzerinden karayolu ile Irak'a gitmektedir.
2- ABD bu miktardaki silah ve mühimmatı BOP çerçevesinde Kafkasya ve Hazar / İran bölgelerine yapacağı saldırılarda kullanılacaktır. Bu vahim bir ihtimaldir ve eğer gerçekleşirse, Türkiye'yi komşularıyla savaşa sokacaktır.
3- ABD bu miktardaki silah ve mühimmatı, bizatihi Türkiye'ye karşı yapacağı bir askeri saldırıda kullanacaktır. Çok daha vahim olan böyle bir ihtimali irdelemeyi daha sonraya bırakalım.
Tebliğin 4. maddesinde malzemelerin ithal / ihraç ve ülke içi nakline ilişki hususlar sayılmaktadır:
Madde 4 - İthal/İhraç ve ülke içi nakil ile tevzie ait usuller aşağıda açıklanmıştır.
a) Ön müsaadeyi gerektirenler:
1) Silah, mühimmat ve Ana teçhizat kalemlerinin ithali ve Türkiye dahilinde daimi olarak nakil ve tevzii ile hizmet araçları ve
jeneratörlerin ithali.
2) Gizli mahiyetteki silah, mühimmat, teçhizat ve malzemenin ithal, ihraç ve bunların ülke içi nakil ve tevzii.
b) Ön bildirim gerektirenler:
1) Silah, mühimmat ve ana teçhizat kalemlerinin Türkiye'den ihracı, Genelkurmay Başkanlığına / Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne (KRDAE),
2) Ana teçhizat kalemlerinin bakım ve onarım maksadıyla tesisler/istasyonlar arası nakli ise, Tesis Komutanına /İstasyon
Müdürüne,
bilgi verilmek suretiyle gerçekleştirilecektir.
c) Manifesto ibrazını gerektirenler :
ABD Hükümetine ait teçhizat ile kuvvet, sivil unsur ve yakınlarının istimaline mahsus makul miktarda yiyecek maddeleri, ikmal maddeleri ve diğer eşyanın (ev eşyası ve şahsi oto dahil) ithal ve ihracı ile hizmet araçları ve jeneratörlerin ihracı. (Genelkurmay
Başkanlığı/KRDAE ve ABD Savunma İşbirliği Ofisi Başkanlığı-ODC/ABD Savunma Bakanlığı Hava Kuvvetleri Teknik Uygulamalar Merkezi-AFTAC arasında yapılan yazılı mutabakat uyarınca, tesise, SAS mevkiine veya Belbaşı Sismik Araştırma İstasyonu'na -bundan sonra İstasyon diye anılacaktır- girişinden sonra Türk Komutana/İstasyon Müdürüne özet listesi verilmesi gereken malzeme ve teçhizat da bu kategoriye dahildir.)
Bu maddede dikkat çeken en önemli hususlardan birisi, Belbaşı Sismik Araştırma İstasyonu ile ilgili olandır. Bilindiği üzere Belbaşı Sismik İstasyonu, ABD'nin Sovyetler Birliği'nin yaptığı yeraltı nükleer denemelerini izlemek için kurduğu bir üsdür. Bu üs, SEİA anlaşması ile 1980'lerde Türkiye'ye devredilmiştir. Sovyetler Birliği SALT Antlaşmaları ile yeraltı nükleer denemelerini durdurmuştur ve Rusya Federasyonu'nun yeraltı nükleer denemeleri yapacağı yönünde herhangi bir işaret yoktur. Bu durumda aşağıdaki sorulara cevap aramak gerekir:
ABD neden Belbaşı Sismik Araştırma İstasyonunu daha hassas cihazlarla modernize ederek, yeniden kullanımına almaktadır ? Acaba ABD, 30 yıl içinde Marmara'da kırılacak faylar nedeniyle meydana gelecek 7 şiddetinin üzerinde olacağı tahmin edilen İstanbul depremi için ön hazırlıklar mı yapmaktadır ?
Bu sorulara olabildiğince mantıklı bir cevap bulabilmek için, yakın zaman önce İP Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek tarafından kamuoyuna duyurulan bir olayı hatırlamak gerekir.
Sayın Perinçek'in ABD belgeriyle açıkladığı, 24 Temmuz 2002 tarihinde ABD silahlı kuvvetleri tarafından icra edilen ve ABD İçişleri, maliye ve gümrük idarelerinden sivillerin de katıldığı "Millenium Challenge 2002" askeri tatbikatının senaryosu çok ilginçtir.
Bazı günlük gazetelerimizde de yeralan senaryoda muhayyel bir ülke tariflenmektedir:
"Bu muhayyel hedef ülke, bazı denizyollarını kontrol etmektedir. Bu ülkenin bir ada ülkesiyle şiddetli sorunları vardır. Bu ülkede çok büyük bir deprem olur. Mevcut sivil Hükümet depremle mücadele edemez ve kaos durumunda ordu idareye el koyar. Deprem için yabancı ülkelere uluslararası yardım çağrısı yapılır. ABD, göndereceği yardımların dağıtılmasının kendi askerleri tarafından yapılmasını şart koşar. Böylece ülkeye girmekte olan ABD askerlerinin miktar ve faaliyetlerinden kuşkulanan hedef ülke ordusuyla ABD ordusu arasında savaş başlar. ABD ordusu, bu ilkeyi 96 saat içinde işgal eder."
Yukarıdaki senaryoda tariflenen ülke büyük bir olasılıkla Papua Yeni Gine değildir. Sayın Perinçek, bu ülkenin neresi olabileceği konusunda şu tesbitleri yapmış idi.
- 24 Temmuz, Lozan Antlaşmasının kabul taridir.
- 96 saat Türk Silahlı Kuvvetlerinin tam seferberlik süresidir.
- Dünya coğrafyasında senaryodaki tarife uyan tek ülke Türkiye'dir.
Bu durumda, Dışişleri Bakanlığı'nın Tebliği ile Türkiye'ye sokulacak büyük miktardaki ABD askeri malzemesinin kullanılacağı yer Türkiye'dir ve kullanım amacı, BOP çerçevesinde sınırlarının yeniden düzenleneceği ABD Temsilciler Meclisi'ne verilen Kanun teklifinde adı sayılan 22 ülke arasında yeralan Türkiye'mizin, işgalidir.
Haluk Dural
Kim. Yük. Müh.