Ekonomi28 Nisan 2006 00:00

Yunanistan’dan Türkiye’ye çifte operasyon mu? - Hasan Ünal

Yakın zamanlarda Yunan Milli Bankası (Ethniki Trapeza this Elladas)’nın Finansbank’ı almasıyla ilgili olarak Yunan basınında çıkan haber ve yorumları bu sütuna taşıyarak değerlendirmiştik. Özetle tekrar etmek gerekirse, devletin kontrolünde bulunan Yunan Milli Bankası, değerinin yaklaşık üç katı fiyat vererek Türkiye’deki Finansbank’ın % 46’lık hisselerini almıştı. Yunan basınında çıkan haberlere göre, bankanın sahibi ile Yunan bankası arasında yapılan bir gizli anlaşma ile Yunan tarafının yüzde ellinin üzerinde hisse sahibi olması öngörülmüş. Yunan basını bu banka alma olayının tam manasıyla bir devlet operasyonu olduğunu ayrıntılarıyla ortaya koyuyor. Başbakan Karamanlis bizzat işin içinde. Bu arada Türkiye’de ve Yunanistan’da eş zamanlı olarak yapılan bir kamuoyu sonuçları ilginç bilgiler veriyordu. escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify link abilify

Buna göre, Yunan vatandaşları kendi şirketlerinin Türkiye’de banka almasını ve başka alanlarda para kazanmasını çok olumlu buluyorlarmış; ama Türklerin Yunanistan’da bırakın banka almasını market açmasını dahi istemiyorlarmış. Eğer market alırlarsa ’Türklerden peynir bile almayız’ demeye kadar götürüyorlar işi.
Bu sütunda, Yunanistan’ın bu operasyonuna alkış tutan ve Türk halkının karşı çıkmadığını anlatmaya çalışan çevrelerin ayrıntılı eleştirisini yapmıştık. Düşünün, Yunanistan’dan devlet bankası geliyor, Türkiye’den banka alıyor. Bizim müzakere/mütareke basını buna alkış tutuyor. Ama, bu kadar küreselleşme muhabbetine rağmen, bizim taraftan gidip de Yunanistan’dan bir şey alan yok. Bizim Telekom netameli bir Ortadoğu’lu şirkete satılıyor; ama Yunan telekom şirketi devletin kontrolünde. Bu gariplikleri etraflıca ele almıştık.
Ele aldığımız bir başka konu da, Yunanistan’da patlak veren telekulak skandalıydı. Yunanistan’da faaliyet gösteren İngiliz menşeli cep telefonu firması Vodaphone’un Amerika adına başbakan, bakanlar, milletvekilleri, Yunan silahlı kuvvetleri ve pek çok başka birimin telefonlarını yıllardır dinlemekte olduğu ortaya çıktı. Bu İngiliz firması bizden de Telsim’i almıştı. Dolayısıyla orada ortaya çıkan telefon dinleme detaylarının doğrudan Türkiye’ye de etkileri vardı ve olacaktı.
Son zamanlarda gelen haberler, banka alımının ve Vodaphone’un Türkiye’ye geliş şeklinin Yunan devletinin operasyonları olabileceğine işaret ediyor. Nasıl mı? Öncelikle Finansbank’ın satışının Yunan devletinin bir operasyonu olduğu açık. Çünkü alıcı taraf devlet bankası ve bütün işlem Karamanlis’in talimatıyla gerçekleşiyor. Ama Vodaphone işinde de Yunanistan çıkmaya başladı. Şöyle ki, Vodaphone Yunanistan’da devletin açtığı ağır tazminat davası ile uğraşıyor. Ama aynı Vodaphone Türkiye’ye gelirken yanında Yunan ortaklar ve Yunan yöneticiler getirmeye hazırlanıyor.
Telsim’in yüzde onluk kısmını, daha önceden Sovyet istihbaratıyla işbirliği yaptığı Doğu Alman belgelerinde çıkan bir Yunan işadamı alıyor Vodaphone’dan. Bu kişinin özellikle KKTC’deki Telsim hatlarıyla ilgilendiği anlaşılıyor. İşin daha da ilginç tarafı Türkiye’ye yerleşecek olan Vodaphone’un yönetimine Yunanlıların geleceğinin anlaşılması.
Yunanistan’da telefon dinleyen Vodaphone, burada her halde boş durmayacak ve benzeri faaliyetleri yürütecektir. Bu arada bizim Telekom’u sattığımız Ortadoğu’lu şirketin altından da İngilizler çıktı. Kritik görevlere İngiliz mühendisler getirildi ve bunların pek tekin insanlar olmadığı açık. Emin Şirin Bey Meclis’te yaptığı konuşmada bunların İngiliz istihbarat personeli olduklarını belirtti. Bütün cep telefonu firmalarının çoğunluk hisseleri bu hükümet zamanında yabancıların eline geçti. Dolayısıyla Türkiye’de başbakan, bakanlar, TSK ve diğer herkesin telefonlarının yabancılar adına dinlendiğini iddia etmek Yunanistan’da ortaya çıkan telekulak skandalı çerçevesinde mümkün. İşin içine Yunanlıların karışması ise daha da ilginç. Acaba Vodaphone Yunanistan’da yediği naneleri Yunan devletine affettirmek için, onları da buraya, Türkiye’yi dinlemeye mi davet ediyor? Yetkililerin bu belgeler ve bilgiler ışığında hareket etme mecburiyetleri yok mu?