Siyaset28 Nisan 2006 00:00

TERÖRÜN TEBESSÜM EDEN YÜZÜ; TERÖR UZMANI VE UZMAN TERÖSİT - Mehmet Z. Öztürk

En çok işitip, hakkında yorumlar dinlediğimiz, beklide para ve enflasyon kadar değil ama hatırı sayılır şekilde haşır-neşir olduğumuz, cebimizden çıkartıp harcadığımız para kadar da hem çok fazla unsurlarına alıştığımız hem hakkında gani laf ebeliği dinlediğimiz kavram terördür. Artık ülkede terör uzmanından geçilmiyor olmasına rağmen terör konusunda bir arpa boyu yol alamadığımız gibi her geçen gün süratle geriye gidiyoruz. İşin en vahim yanı ise bu kadar uzmanımızın olmasına rağmen BM, AB ve ABD  “terör” ve “terörist” konusunu yeterince iyi tanımlayamadığımızı söylüyor. Dünyada bir başka ülke yok ki terörü bizim kadar uzun süre topraklarında yaşasın, terörle mücadelede kendi insanını bizim kadar çok sayıda kaybetmiş olsun. Gel gelelim bu işi bizim kadar da bilen olmaması gerekirken neredeyse Avrupa’nın en minik ülkesi olan, safahat ve bolluk içinde yaşayan, bırakın sorunu rahatlıktan ordusu hatta ordu kurmak için yeterli nüfusu bile olmayan  Liechtenstein bile bize terör konusunda ders verecek.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesabilify abilify alkohol abilify

Biraz espri gibi gözükse de abartarak anlattığımız durum ülke açısından gülünç ama bir o kadar da utanç vericidir.

Nasıl terör uzmanı olunur?

Bunun ilk şartı “yazma” yeteneğinizin olmasıdır. Sonra biraz kitap, dergi, internet karıştırıp bir iki kavram ve bir iki örgüt ve örgüt elemanı isminden haberdar olursanız siz terör uzmanı sayılırsınız. Eğer bir akademik unvanınız varsa ve birde birkaç kez doğu-güneydoğu bölgesine yakın yerde görev yaptıysanız artık uzmanlığı bitirmiş profesör seviyesinde bir terör uzmanı olmuşsunuz demektir. Geriye kendiniz kontrol edip televizyonlarda işi bilen adam edası ile bol keseden atmaya kalıyor ki zirveye bu andan itibaren ulaşıyorsunuz demektir. Bunun için sivil ya da asker olmanın önemi yok.

Peki, terörist nasıl olunur?

Terörist olmak terör uzmanı olmaktan daha zor bir iştir. Önce 6-12 ay temel eğitimden geçersiniz. Eğitimin içeriği askeri ve siyasi eğitim olmak üzere iki temel esasa dayanır. Siyasi eğitim sistematik olarak “beyin yıkama” prensibine dayandırılsa da temelde içerik olarak Marksist felsefenin hakim olduğu iyi bir siyasi bilgi size aşılanır. Bu siyasi eğitim bir çok terör uzmanının eğitiminden iyidir. Diğer tarafta silahlı eğitim ve pratik sizi kendine güven duyan biri haline getirir. Sıra artık eylem yapmaya gelmiştir. Birkaç yıl silahlı eylemlere katılır ve işi pekiştirirseniz siz de artık uzman bir terörist sayılırsınız, bu arada siyasi eğitim aralıksız devam eder.

Sonuç olarak baktığınızda terör uzmanı masada oturup kendini tatmin ederken, uzman terörist bildiğine devam eder, eylemini yapar, adam öldürür, roket atar, mayın döşer, bomba yapıp patlatır. Terör uzmanının söylediği ile uzman teröristin yaptığı hiçbir zaman bir noktada kesişmez. Sonra uzman terörist oturup terör uzmanı ile alay eder, eğlenir.

Bizim terör uzmanları sadece bu işe yarar, uzman teröristi eğlendirmek ve mutlu etmek…

Oysa terörün içine girdikçe konun bin bir yüzü ortaya çıkar. Tekrar edelim teröristi takip edip avlamak bir zor iş olup maharet ve yürek gerektirir ve en esaslı kısmı burasıdır ama diğer tarafta silahsız teröristleri avlamak da geri planda yapılması gereken diğer esaslı iştir.

Şimdi son bir yılda olayların artması üzerine “terörle mücadele yasası” ile ilgili çalışmalar esnasında çok net yaşanan bir gerçeği ortaya koyalım sonrada üzerinde düşünelim…

Terörle Mücadele Yasa Tasarısı’nın hazırlanması için AKP içerisinde kurulan komisyonun başına Mir Dengir Fırat getirildi. Bu çalışmalar sırasında bir gazeteci Dengir Mir Mehmet Fırat’a “Yasayı neden geciktiriyorsunuz” diye sordu, cevap şöyleydi “Genelkurmay, MİT veya Jitem değişiklik isteyebilirler ma bizi bağlamaz. 20 yıl önceydi o devirler. Şimdi patron biziz.”

TBMM’de AKP milletvekilleri Başbakanı’nda katıldığı  bir toplantı yaptı, konu terördü, toplantıya 70 milletvekili katıldı. Milletvekillerinin görüşleri zeka(!) ve iyi niyet doluydu(!) kısaca bir iki görüşe göz atalım.

·      Van milletvekili Halil Kaya “Kürt sorunun çözümü için attığınız cesur adımdan vazgeçmeyin. Kimseyi dışlamayın, herkesle görüşün. Çağrılara kulak verin, DTP’liler ile de görüşün.”

·      Bitlis milletvekili Abdürrahim Aksoy “Bölgede sürekli olarak genel af isteniyor, böyle bir beklenti var. Dağdakilerin silah bırakması için bir genel af düşünülemez mi?”

·      Mardin Milletvekili Selahattin Dağ “Bölgede 50 yıldır ırkçılık yapılıyor. Bugünkü tablonunun nedeni bu ırkçılıktır. Artık insanlara ‘Türksün’ diye dayatmayı bir kenara bırakalım.”

·      Mardin milletvekili Nihat Eri “Bölgede faili meçhul cinayetlerde artış var. Vatandaş bunları derin devletin yaptığını düşünüyor. İşkenceler devlete güveni zedeliyor. Süryaniler kurşunlanıyor, köylerine dönemiyor.”

·      Hükümet yetkilileri terörle mücadele yasası çalışmalarını sürdürürken “askerin ihtiyacı karşılanacak” dedi. İlginç, acaba askerin hangi ihtiyacı karşılanmamıştı, ya da asker neye ihtiyaç duyuyordu? Yoksa bu ülkenin ihtiyacı mıydı?

Bunlarda bizim(!) vekillerimiz.

Terör uzmanlarımız bunları da biliyor ama nedense terörün silahlı mücadele dışındaki bu kısmına bir çözüm getiremiyor.

Not: Terörle Mücadele Yasası yeniden düzenlendi deniliyor, sakın kanmayın hiçbir şey değişmedi, sadece daha lastikli cümlelerle ifade ediliyor ve aslında hepsini alıp götürmeli teröristin yanına oturtmalı…