Dış Politika26 Nisan 2006 00:00

G GÜNÜ - Hüseyin MÜMTAZ

<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 11pt; FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=2><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>G günü S saati gelince Türk Silahlı Kuvvetlerini, durum ne olursa olsun kayıtsız şartsız ve bütün varlığımızla destekleyeceğimizi erbabı iyi bilir.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 11pt; FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=2><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Ama &#8220;erbabı&#8221;; o gün o saat gelene kadar yanlış gördüğümüz her şeyi en acımasızca eleştirme hakkımız olduğunu da teslim etmelidir.<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 11pt; FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=2><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Yine o &#8220;erbabı&#8221; eleştirdiğimizin asla kurum değil, yanlış yapan şahıslar olduğunu da kabul etmeli ve içine sindirmelidir.<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 11pt; FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=2><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Siz güneydoğudaki birlikleri denetlemeniz sırasında &#8220;bölgenin, Ortadoğunun ve dahi GOP&#8217;un yıldızı, Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye çıkış kapısı&#8221; Diyarbakır&#8217;ın Valisini makamında ziyaret edip TSK&#8217;nın plaketini verirseniz; Zana&#8217;nın Barzani&#8217;nin davetlisi olarak Kuzey Irak&#8217;a gitmesine ses çıkaramazsınız.<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P> <P class=MsoNormal style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 11pt; FONT-FAMILY: Arial"><FONT size=2><FONT face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>O Diyarbakır Valisi Diyarbakır&#8217;daki son &#8220;Newrooz&#8221;un &#8220;olaysız&#8221; kutlanılmasını sağlamıştı.<o:p></o:p></FONT></FONT></SPAN></P><div style="display:none">levitra and diabetes <a href="http://www.ifdefined.com/blog/base.aspx?p=cialisdiabetes">diabetes sexuality treatment</a> sexual dysfunction in diabetes</div><div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://codesamples.in/page/Discount-Drug-Coupon">codesamples.in</a> free discount prescription card</div><div style="display:none">cialis coupons printable <a href="http://blog.suntekusa.com/page/Free-Printable-Cialis-Coupons">link</a> discount prescription drug card</div><div style="display:none">sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride <a href="http://www.gedave.ro/page/sitagliptin-phosphate-generic-6AH.aspx">sitagliptin phosphate monohydrate melting point</a> sitagliptin phosphate side effects</div>

 “Olay”ın ne olup ne olmadığını bütün Türkiye gördü.

            Sokağın teröristlere teslim edildiğini, polisin sapan ve çikolata ile karşı koymaya çalıştığını, şehrin belediye başkanının yüzü kapalı teröristi “kutlarken” yanında Vali Yardımcısının bulunduğunu, il emniyet müdür yardımcısı bayanın kepenklerin açılması için halka “Diyarbakır vatandaşı” diye hitabettiğini bütün Türkiye gördü..

            Siz görmediniz mi?

            Görmediniz de mi Vilayete gidip plâket verdiniz?

            Peki madem öyle Belediye Başkanını neden makamında ziyaret etmediniz?

            Devlet Bakanı Şener bir süre önce Baydemir’e makamında Kürtçe “Seni seviyorum” dememiş miydi?

Ve siz de o bakanın partisi ile şiir gibi ilişkiler içinde değil misiniz?

3 sene önce gitmediğiniz 23 Nisan resepsiyonuna bu sene eksiksiz bütün komuta heyetiyle neden rağbet ettiğiniz hâlâ zihinlerde bir soru işaretidir Sayın Orgeneral Hilmi Özkök..

Ne değişmiştir?

Hele 2’inci Başkanınızın, resepsiyona girerken konukları karşılayan Meclis Başkanına gösterdiği ve ekranlara sığmayan aşırı ilgi, nezaket ve saygı “bu bağlamda” bir kenara dikkatle not edildiğinin de bilinmesinde fayda mülâhaza ediyoruz.

            Kaydı bir kere daha izlemenizi öneriyoruz.

            Diyarbakır Valisi “Cana gelmesin de camlar kırılsın” gibi bir lâf etmişti.

            Canı camla tartan şu zihniyete bakın..

            Camlara zarar gelsin diye şehir ve bölge üç gün PKK’ya teslim edilmiştir.

            Güneydoğu’nun birçok yöresinde artık şu veya bu parti değil, bizzat Barzani’nin varlığı hissedilmektedir.

            Güneydoğu’yu Barzani’ye teslim etmek sıralı bütün amir ve memurların görev ihmalidir.

            Ve siz işte öyle bir Vali’ye gidip makamında TSK’nın plâketini sundunuz Sayın Özkök..

            TSK’nın neredeyse üçte birini güneydoğuya konuşlandıran yığınak için yetkililer “Sınırda kuş uçmuyor. Bütün delikler kapatıldı” yorumunu yapıyor.

            Güldürmeyin insanı.

            En büyük “delik” Habur’dur. Habur’dan kuş değil, balinalar, develer, filler geçiyor.

            Habur Barzani ve Talabani’nin can ve kan damarıdır, atardamarıdır. Cudi ve Şırnak’ı kontrol edin fakat Habur’u kapatmazsanız kendinizi Nasrettin Hoca’ya güldürürsünüz.

            Neden açamıyorsunuz bir türlü Ovaköy’deki yeni kapıyı?

            13 Nisan 2006 günü saat 11.55’de Ankara Esenboğa havaalanına çift motorlu eski bir Rus yolcu uçağı indi.

            Geliş-gidiş panosunda adı, uçuş numarası iniş-kalkış saati yoktu.

            Kayıtlarda böyle bir uçak ve uçuş görünmüyordu.

            Uçak inince herhangi bir anons da yapılmadı.

Uçak alanın gözlerden uzak ücra bir köşesine park etti.

Ve eder etmez de dış hatlar yolcu salonunun bir köşesinde toplu halde oturmakta olan çuvallı-hurçlu 60 kişilik güneydoğulu hep aynı yaşlarda “erkek” bir kalabalığın hareketlendiği görüldü.

Yaklaşıp birisine “Nereye?” dedim.

Etrafına şöyle bir baktıktan sonra çekingen bir tavır ve alçak bir sesle “Musul’a” dedi..

Uçağın üzerinde herhangi bir bayrak yoktu..

“ANİKAY Airlines” yazıyordu..

Anlaşılan Türkiye Habur’dan sonra Kürt Devleti’ne hava sahasını da açmıştı..

Meraklısı havaalanı yetkililerine sorabilir..

Tabii cevap alabilirse..

            Dün dikkat ettiniz mi Rice’la Gül’ün görüşme ve basın toplantısı başbakanlıkta yapıldı.

            Neden Dışişleri’nde değil de Başbakanlık’ta?

            Rice’ın muhatabı Başbakan mı?

            Yoksa “ajanlar” emniyet açısından sadece başbakanlığa mı gidilebilir dedi?

            İyi de Türkiye’nin konukları ile nerede ve hangi düzeyde görüşüp görüşemeyeceğine “ajanlar” mı karar verecek?

            Türkiye konuklarının güvenliğini her nerede olursa olsun sağlayamıyor mu?

            Basın toplantısında neden iki kürsü ve bir de fondaki duvarda olmak üzere tam üç tane “Başbakanlık” yazısı vardı?

            Rice Başbakanlık’tan aşağı bir yere gitmem mi dedi?

            Bu yüksekten bakan tavırları indirmezseniz çuvalın hesabını asla soramazsınız..

            Her seviyedeki Amerikalı yetkili ile içeride ve dışarıda her şeyden önce görüşülecek tek şey çuvaldır.

            Bu özrü diletemezseniz..

Yahut rövanşı etkili bir biçimde almazsanız…

Hiçbir şekilde inandırıcı olamazsınız..

Büyük pazarlıklar yapılıyor, yeni vizyon belgesi yazılıyor havası yayamazsınız.

Amerika’nın Ankara’daki sömürge müfettişi Ross’un açıkca, hiç sıkılmadan söylediği “Adana’daki konsolosluk yetkililerimiz bölgedeki STÖ’lerle ve halkla yakın ilişki içinde” sözünü de içinize sindirirsiniz.

Konsolosu güneydoğuda geziyor da Ross boş durur mu?

O da Ankara’da Bahçeli ile MHP Genel Merkezi’nde 70 dakikalık görüşme yapıyor ve çıkarken “Daha uzun yıllar beraber çalışacağız” dediği duyuluyor.

Ross’la Soros’un bir akrabalığı var mı acaba?

İsimlerindeki uyuma bakarsanız var.

23 Nisan günü TBMM Başkanı olan 21 yaşındaki 23 Nisan çocuğu “Önümüze dağları taşları da yığsanız istediklerimizi elde edeceğiz” derken Fatsa’nın Akepe İlçe Başkanı da Atatürk anıtına sakız çiğneyerek çelenk koymuş ve tutuklanmış.

Fatsa, AK Parti Ordu Milletvekili Enver Yılmaz, AK Parti Ordu İl  Başkanı Fatih Han Ünal ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, olaydan üzüntü duyduklarını söylemiş.  Konunun yargıya intikal ettiğini kaydeden Fatsa, ''Olayla ilgili hukuki süreç başladı. Yargıyı etkileyecek hiçbir açıklama yapmayacağız. İlçe başkanımızın arkasındayız; en kısa zamanda aramıza katılacağına ve görevine devam edeceğine inanıyoruz'' demiş.

Ne demiş?

“Yargıyı etkileyecek hiçbir açıklama yapmayacağız”..

“Ama ilçe başkanımızın arkasındayız”..

Bu satırların yazıldığı dakikalarda “başkan”ın serbest bırakıldığı haberi yayılıyordu..

Peki be ey millet…

Kara Kuvvetleri Komutanının Şemdinli’deki astsubay için “Tanırım, iyi çocuktur” demesi neden yargıyı etkilemek sayılıyor ve hakkında iddianame hazırlanıyordu?

G günü S saatine kadar yanlışları yazmaya devam edeceğiz..

Irak Türkiye’ye çifte nota vererek sınır ötesi harekatın durdurulmasını talep etmiş..

Çuval’a rağmen üç gün sonra Amerikan elçisini kabul buyurma nezaketi gösterenlerle “Müzik notası mı veriyorsunuz, Amerika’ya nota mı verilirmiş, büyük devletler özür dilemez” diyenleri elbette eleştireceğiz.

Bu; Irak nota verdiğine göre kendini Türkiye ile aynı ayarda mı sayıyor demek oluyor?

G gününe kadar eleştireceğiz.

Sivil kanadı G gününden sonra da eleştireceğiz.

“Bu böyle biline”…    26 Nisan 2006

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE 

  HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”