AB26 Nisan 2006 00:00

AB tiyatrosu iyice sarpa sararken... - Hasan Ünal

3 Ekim Müzakere Çerçeve Belgesi'nin çıkışından bu yana Türkiye'nin müzakerelerinin önüne birbiri ardına yeni duvarlar örülüyor AB içerisinde. Zaten 3 Ekim'de kotarılan Çerçeve Belge bütün bu manevraların yapılmasına cevaz verecek tarzda hazırlanmıştı. Devamında bu duvarların örülmekte olması hiç de şaşırtıcı değil.Aslında 3 Ekim günü Almanya'da henüz yeni hükümet kurulmamıştı. Kısa bir süre sonra Büyük Koalisyon oluşturuldu ve Sosyal Demokratlarla, Hristiyan Demokratlar yeni hükümeti Merkel'in başkanlığında kurdular. Bu hükümetin koalisyon olmasının Merkel'in görüşlerini tam olarak yansıtmayacağı yönünde müzakere/mütareke basın ve televizyonlarının pompaladığı haberlerin doğru olmadığı kısa bir sürede anlaşıldı.Almanya hükümeti doğrudan ve açıktan attığı adımlarla Türkiye'nin müzakere sürecini zora sokmuyor. Ama zaten bu işi yapan o kadar çok ülke var ki, onlara destek vermesi ve onları atacakları adımlarda cesaretlendirmesi yetiyor. Şimdilerde Avusturya dönem başkanlığını yürütüyor. Ve bu dönemde Avusturya gibi Türkiye'nin müzakere ve üyelik sürecine en fazla karşı olan bir ülke bile bu oyunu açıktan oynama yanlışına düşmedi. Bunun yerine diğerlerine destek veriyor ve değişik oyunlarla Türkiye'nin müzakerelere başlamasına engeller çıkarılıyor.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadadiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Önce Abdullah Gül'ün de davet edildiği bir toplantı yapıldı yaklaşık olarak bir buçuk ay önce. Burada Bakan Gül'e, AB'nin Rum önerilerinin hepsini kabul ettiği tebliğ edildi. Buna göre, Türkiye'nin her hangi bir fasılda müzakerelere başlayabilmesi için Ek Protokol'ü mutlaka Meclis'tan geçirmesi ve uygulamaya koyması gerekiyordu. Ardından Fransa'nın içerde yaptığı girişimler ve uyguladığı baskılardan sonra Türkiye ile her hangi bir fasıl başlığında müzakerelere başlayabilmek için mutlaka ve mutlaka siyasi kriterlere yeniden bakılacağı konusu karar bağlandı. AKP hükümeti ve Bakan Gül bunun doğru olmadığını önce söyledi; sonra bir de baktık ti, yeni bir siyasi uyum paketi daha hazırlanmış.

Şimdilerde de Çek Cumhuriyeti'nin girişimleri ile Türkiye'nin müzakerelerinin Hırvatistan ve diğer ülkelerinkinden ayrılması isteniyor. Eğer bu girişim de başarılı olursa, o zaman Türkiye'nin tam üyelik için müzakere etmediği ve Türkiye'nin durumunun diğerlerinden çok farklı olduğu iyice belirginlik kazanmış olacak. 17 aralık kararları ve 3 Ekim Belgesi de Türkiye'ye tam üyelikten farklı bir statü verilebilmesine imkan tanıyordu.

Bu arada AB içerisinde Eurobarometre şirketinin yaptırdığı kamuoyu anketleri de yayımlandı. Geçtiğimiz ay içerisinde yayımlanan en son ankete göre, Avrupa kamuoylarında genel olarak Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanların oranında ciddi bir artış göze çarpıyor. Artık Türkiye'ye genel manada hayır diyenlerin AB ülkeleri içerisindeki ortalaması yüzde altmış sekizler mertebesinde.

Özel olarak Türkiye'ye karşı çıkan ülkelerdeki oranlar ise çıldırmışcasına artıyor. Örneğin, yakın zamanlara kadar Avusturya'da Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanlar yüzde seksen civarındaydı. Bu rakamın yüzde doksana çıktığı görüldü. Yüzde seksenler civarında karşıtlık gösteren Fransa, Almanya, Hollanda, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve bazı kuzey ülkelerindeki durum da bir miktar artış göstermiş. Ama artmasa bile, AB içinde çok ciddi ağırlığa sahip bu ülkelerdeki Türkiye karşıtlığının bu derece kemikleşme eğilimi göstermesi Türkiye'nin müzakereleri açısından tatsız haberler.

Kısacası müzakere/mütareke basını ve televizyonları, AB içerisinde yaşanan Türkiye karşıtı havayı ve bu havanın giderek ülke politikalarını birebir etkileme gerçeğini yazmama gayretkeşliğini sürdürseler de, mızrağın çuvala girmediği açık açık görülüyor. AKP hükümeti ise en büyük meşruiyet alanı olarak seçtiği AB konusunun Türkiye'den kaynaklanmayan sebeplerle yerle bir olmasını seyretmeye devam ediyor. Bu arada AKP polit bürosunun AB konusunu kullanmak suretiyle Türkiye'deki üniter yapıyı ortadan kaldırma girişimlerine ne diyeceğini göreceğiz...