AB21 Nisan 2006 00:00

Ünal: Türkiye, AB sürecinden çıkmalı

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM)’da “AB ve Türkiye” konulu sunumda bulunan gazetemiz yazarı ve dış politika uzmanı Doç. Dr. Hasan Ünal, Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci denilen maskaralık sürecinden çıkması gerektiğini söyledi.ANKARA BÜROSUTürkiye’nin AB üyelik sürecinden çıkması gerektiğini bildiren Gazetemiz Yazarımız ve Dış Politika Uzmanı, Doç. Dr. Hasan Ünal, “Türkiye, bu üyelik süreci denilen maskaralık sürecinden çıkmalıdır” dedi.Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM)’nin haftalık konferanslar serisinde AB ve Türkiye konulu bir sunumda bulunan Hasan Ünal, Türkiye’nin AB üyelik sürecinden çıkması gerektiğini bildirdi.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenarenovation vejle renovation skive renovabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluscialis walgreen coupon site cialis couponkamagra kamagra 100mg kamagra gel

Avrupa Birliği’nin tam üyelik için Türkiye’nin önüne koyduğu taleplerin eşyanın tabiatına aykırı olduğunu dile getiren Ünal, taleplerin karşılanmasının mümkün olamayacağını vurguladı. AB üyelik süreci gibi Gümrük Birliği’nin de sürdürülebilir bir sistem haline getirilmesi için tadil edilmesi gerektiğini belirten Ünal, “Türkiye, bu üyelik süreci denilen maskaralık sürecinden çıkmalıdır. Bu sürecin ne kadar süreceği de meçhul, Türkiye’den istenen tavizlerin verilmesi de mümkün değil. Kıbrıs, Ege isteniyor. Ermeni soykırım iddialarının tanınması isteniyor. Fırat ve Dicle sularının uluslararası bir yönetime devredilmesi isteniyor. Bu taleplerin yerine getirilmesi mümkün değildir. Çünkü bu talepler eşyanın tabiatına aykırıdır. Gümrük Birliği süreci de sürdürülemez bir süreçtir. Gümrük Birliği’ni kesinlikle tadil etmemiz lazım. Kaybeden taraf hep biz oluyoruz” diye konuştu.
Türkiye’nin bütün çabalarına ve vereceği tavizlere rağmen kesinlikle AB’ye tam üye olarak alınmayacağını belirten Ünal, alınması halinde dahi birliğin Türkiye’ye hiçbir ekonomik katkı sağlamadığını aksine her yıl Türkiye bütçesine 6–10 milyar Avro yük getirdiğine dikkat çekti. Türkiye’nin AB’ye üye olmasının önündeki engelleri de sayan Hasan Ünal, “Avrupa Birliği Türkiye’yi üç yapısal nedenden dolayı almak istemiyor.
Bu nedenlerin birincisi; Avrupa bizi kendisinin ‘ötekisi’ olarak görüyor. Avrupa’da Türk ve Müslüman’a karşı ciddi bir önyargı var. Bu iki özellik birleştiği zaman önyargı birkaç kat daha artıyor. Yani, Osmanlı meselesi Avrupa’da daha dünkü bir mesele gibi duruyor. Kültür farklılığı denilen ama aslında tarihten kaynaklanan Türk olmamızdan ve bunun Müslümanlıkla bütünleşmesinden kaynaklanan tarih bilinci nedeniyle bizi almak istemezler.
AB’ye girmemizin önündeki ikinci engel; Türkiye’nin nüfusudur. 1963 yılında AB ile ilk Ankara Anlaşması imzaladığımızda nüfusumuz 27 milyonmuşuz. 2013 yılına gelindiğinde ise nüfusumuzun 81 milyon olması bekleniyor. Ankara Anlaşmasından bu yana nüfusumuz 3 katı artmış. Kabul etmek lazım ki bu kadar nüfus onlar açısından büyük bir sorundur.
Üçüncü sorun ise Türkiye’nin coğrafi konumu ve sınırlarıdır. Türkiye, çok netameli bir bölgede bulunuyor ve Avrupa için son derece sorunlu sınırlara sahip. Eğer AB Türkiye’yi alırsa doğrudan o sorunlu sınırlara kadar sınırlarını genişletmiş olacak. İşte bu nedenle de böylesine problemli bir bölgeye kadar sınırlarını genişletmek yerine Türkiye’yi tampon bölge olarak kullanmak için almak istemeyecektir” dedi.
Türkiye’nin AB dışında da alternatifleri bulunduğunu ve AB’ye sadece ticari olarak bakılıp ilişkilerin bu yönde düzenlenmesi gerektiğini anlatan Hasan Ünal, her şeyden önce Türkiye’nin kendi kalkınma politikasını ortaya çıkarması gerektiğini kaydetti. Kalkınmış ülkelerin kalkınma modellerini de anlatan Ünal, “Türkiye her şeyden önce kendi kalkınma politikalarına karar vermelidir. Türkiye, bugünkü gibi ithalata dayalı bir kalkınma politikasıyla ancak birkaç yıl götürebilir ekonomisini. Böyle kalkınma olmaz. Bol ve kaliteli üretim yapar. Bu nedenle enflasyon ve işsizlik olmaz. Cari açıklar kapatılır. Üretimden dolayı cari açık yerine cari fazla verilir. Kalkınmış bütün ülkeler böyle yapmıştır, bizim de böyle yapmamız gerekir.
Türkiye Gümrük Birliği’ni tadil etmelidir. AB ile ilişkilerini tamamen ekonomik ve ticari alana indirgemelidir. Biz AB ile Kıbrıs, Ermeni meselesi, Eğe Sorunu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu meselelerimizi, Dicle ve Fırat’ın sularını kesinlikle görüşmemeliyiz. Çünkü bu sorunlarımızın hangisine Avrupa Birliği el atarsa, onu kangren yapıyor. AB ile bu konularda yakınlaşmak yerine uzak durmalıyız. Biz ticaretimizi ve ekonomimizi öne çıkartan bir statü oluşturmalıyız. AB ile kırıp dökmeden yeni bir anlaşma oluşturmalı, ondan sonra da özellikle Avrasya ülkelerine dönmeliyiz. Avrupa Birliği ile ilişkiler sürdürülebilir bir noktaya getirildikten sonra Rusya’dan Çin’e kadar geniş Avrasya coğrafyasında her türlü ilişkiler kurulabilir ve bu Türkiye’nin menfaatine olacaktır. AB meselesi çıkar olarak görülmelidir” dedi.