Medya iktidarı - Dr. Abdullah Özkan
Türkiye’de birkısım medyanın sorumsuz yayıncılık anlayışı ne yazık ki sürüyor. Hâlâ göz göre göre yalan haber yazılabiliyor, gerçek dışı yorumlar yapılabiliyor, insanların haysiyetleriyle kolaylıkla oynanabiliyor…Medya patronları, ülkemizde kendilerini siyasal iktidarın bile üzerinde görmeye devam ediyor. “İktidarları sarsan medya” gücünü sürekli olarak ellerinde tutmak istiyorlar.Medya Kaçıncı Güç?Demokratik ülkelerde yasama, yürütme, yargı gücünden sonra gelen ve asıl görevi halk adına denetim yapmak olan medya, ne hikmetse ülkemizde kendisini “birinci güç” olarak görmektedir.cialis coupons printable link discount prescription drug cardcialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkohol
Medyanın kamuoyunu ikna etme ve yönlendirme konusunda çok önemli bir gücü olduğu için, yapılan yanlış uygulamaların faturası da ağır olmaktadır.
Türkiye’de kamuoyu medyanın yanlı, yanlış ve kasıtlı yayınları nedeniyle pekçok konuda gerçeklerle bağdaşmayan kanaatlere sahip olmaktadır.
Bu Kimin Medyası?
Ayrıca Türkiye’deki hakim medya, Türk halkının değerleriyle de sürekli bir çatışma içindedir.
Hatta bazı yayın organları, bu halkın kültürüne, inancına, kutsal değerlerine neredeyse düşmanlık beslemektedir. Kutsal değerleri tahrip etmek için yoğun bir çaba harcamaktadır.
Fransa’da Fransız medyası, Fransız halkını temsil eder; İngiltere’de İngiliz halkını, Almanya’da Alman halkını; Ama ne hikmetse Türkiye’de Türk medyası Türk halkını yansıtmaz, temsil etmez, aksine belki de dünyada halkına bu kadar uzak olan tek medya bizimkidir…
Medyaya yönelik yasakçı bir tavır alınmasından, sansür edilmesinden, baskı uygulanmasından söz etmiyorum.
Ama medyanın artık sorumlu bir yayıncılık anlayışını benimsemesini istiyorum.
Çünkü medyanın toplumda açtığı tahribatların boyutu hergeçen gün büyüyor.
Medya Yeniden Yapılanmalı
Belki işe medya sahipliğinden başlanabilir diye düşünüyorum. Medya sahibi kişilerin, aynı zamanda banka ve holding sahibi olması, devletle çıkar ilişkisine girmesi engellenmelidir.
Medya patronu, sadece yayıncılık yapmalı, medya sektörü dışındaki işlerden elini çekmelidir.
Belki o zaman bugün yaşanan çıkar ilişkilerinin önü alınabilir, medya patronlarının siyasal iktidara yakın olma gibi bir ihtiyaçları kalmaz, devletle iş yapamadıkları zaman ellerindeki medya gücünü silah gibi kullanmaya kalkışmazlar…
Mevcut siyasal iktidar, sürekli olarak medyadan şikayet ediyor ama nedense medyaya yeni bir düzenleme getirme konusunda kılını bile kıpırdatmıyor.
Yalan haber yazmak, iftira atmak, insanların haysiyetleriyle oynamak bu kadar kolay olursa, elbette bu ülkede “medya iktidarı” kökleşir.
Medya kendisi halk adına denetim yapmadığı gibi kendisinin de denetlenmesini istemiyor. Demokratik hiçbir ülkede başıboş hiçbir kurum ve yapı olamaz!
Dikkat ediyor musunuz, bugünlerde yine birkısım medyanın eski hastalıkları depreşti; provokasyon türü eylemlere geniş yer vermeye, bazı merkezlere birtakım mesajlar göndermeye başladılar.
Medya bu tür yayınlarla, kendi iktidarını pekiştirmek istiyor. Hiçbir ülke medya iktidarına teslim olamaz, medyanın yayınlarına göre hareket edemez.
Türkiye’de bu mevcut medya yapılanması sürdükçe, sorumsuz yayıncılık anlayışı devam ettikçe ne sorunlarımızı doğru dürüst konuşabilir, ne de çözebiliriz…