Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni göreve çağırıyorum - Dr. Abdullah Özkan
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri gibi sıkıntılı bir süreç TBMM’de çok az konuşuluyor, daha çok siyasal iktidarın parti merkezinden işler götürülmeye çalışılıyor.Dışişleri Bakanlığı’nın deneyimli bürokratları yerine, Başbakanın özel danışmanları devreye sokuluyor. Bu danışmanların kimlerle, neleri konuştuğunu ne Millet Meclisi’nin üyeleri biliyor, ne de kamuoyu…Türkiye-ABD ilişkilerinde de aynı durum sözkonusu… Amerikan yönetimi, Türkiye’den yine üs talebinde bulunuyor. ABD’nin isteklerini, kamuoyu gibi TBMM üyeleri de medyadan öğreniyor.Böyle birşey olabilir mi?ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde uygulamaya koyduğu bir dizi planı var. Bu planların odağında da ülkemiz yer alıyor. Türkiye’ye hangi rollerin verildiği, bizden hangi tavizlerin istendiği niçin açıklanmıyor, TBMM’de tartışılmıyor?naproxennatrium site naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnecleocin 150 mg read cleocin 300 mgmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
Böyle bir yönetim tarzı, ancak krallıklarda olur.
Kral emreder; emir yerine getirilir, kimse de neyin, niçin yapıldığını sorgulamaz.
Nerede Milli İrade?
Oysa demokrasilerde “milli irade” ön plandadır. Milletin seçtiği temsilciler, Millet Meclisi’nde milletin sorunlarını çözmek için çalışır. Siyasal iktidar, Millet Meclisi’nden aldığı güç ve yetki ile hareket eder; Millet Meclisi’ne danışır, sorunları tartışmaya açar, ortaya çıkan ortak akılla hareket eder.
Böyle yapılırsa, yanlış yapma ihtimali azalır, alınan kararların arkasında daha rahat durulur, kararlardaki yanlışların da çok daha erken görülme imkanı doğar.
Mevcut siyasal iktidar, özellikle dış politika konularında çoğunlukla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devredışı bırakan bir tutum izlemekte ısrar ediyor.
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri gibi sıkıntılı bir süreç TBMM’de çok az konuşuluyor, daha çok siyasal iktidarın parti merkezinden işler götürülmeye çalışılıyor.
Dışişleri Bakanlığı’nın deneyimli bürokratları yerine, Başbakanın özel danışmanları devreye sokuluyor. Bu danışmanların kimlerle, neleri konuştuğunu ne Millet Meclisi’nin üyeleri biliyor, ne de kamuoyu…
Türkiye-ABD ilişkilerinde de aynı durum sözkonusu… Amerikan yönetimi, Türkiye’den yine üs talebinde bulunuyor. ABD’nin isteklerini, kamuoyu gibi TBMM üyeleri de medyadan öğreniyor.
Böyle birşey olabilir mi?
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde uygulamaya koyduğu bir dizi planı var. Bu planların odağında da ülkemiz yer alıyor. Türkiye’ye hangi rollerin verildiği, bizden hangi tavizlerin istendiği niçin açıklanmıyor, TBMM’de tartışılmıyor?
TBMM’ye Düşen Görev
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne burada çok önemli bir görev düşüyor. TBMM, milli iradenin yeniden söz sahibi olması için inisiyatifi ele almalı, siyasal iktidar üzerinden yürüyen Türk dış politikasını milletin meclisine maletmelidir.
Türkiye’nin dış politikası, TBMM’de oluşturulmalı, şekillendirilmeli ve yönetilmelidir.
Dış politika konusu, sadece siyasal iktidarın inisiyatifine bırakılamaz. Bırakılırsa, bugünkü gibi kaos ortamı doğar.
Dış politikanın oluşumuna, siyasal partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve akademinin de katkısı sağlanmalıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “milli iradeyi” temsil eden milletvekileri, bugün siyasal iktidarın kendilerine uyguladığı haksız muameleyi asla kabul etmemeli ve milletin kendilerine verdiği görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek için dış politika konusunda atılan her adımın Meclis’in denetim ve gözetiminde olmasını sağlamak için çalışmalıdır.
TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç da, milletvekillerinin bu çabasına destek olmalı, Milletin Meclisi’ni sadece kanun onaylamak için el kaldırılan bir yer olmaktan çıkartarak, asli görevini yapar hale getirmelidir.
Bu hem Meclis’in saygınlığını ve halkın güvenini artırır, hem de doğru bir dış politika stratejisi oluşturulmasına yardımcı olur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi noter konumundan çıkmalı, milli iradenin gerçekten temsil edildiği bir yer olmalıdır.
Türkiye’nin bugün herşeyden önce en çok buna ihtiyacı vardır.