Siyaset16 Nisan 2006 00:00

Türkiye Cumhuriyeti'ni Tasfiye Planı mı? - Öztin Akgüç

Biraz kuşkucu iseniz, Türkiye'yi yönetenler hakkındaki görüşleriniz olumlu değilse, emperyalizm, globalleşme, ABD'nin Genişletilmiş ya da Büyük Ortadoğu Projesi (GOP veya BOP) hakkında sınırlı da olsa bilginiz varsa, Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye konusunda bir planın özellikle 1980 sonrasında adım adım uygulamaya konulduğunu görürsünüz. Önce ekonomide kamuyu tasfiye, ekonominin dış dayatmalara karşı gücünü kırdıktan sonra, siyasal tasfiye planını uygulamaya koyma, daha doğrusu süreci hızlandırma planını kavrarsınız. 24 Ocak 1980 kararlarıyla, liberalizm, serbest pazar ekonomisi, dışa dönük büyüme sloganları alalaması altında ekonomi yabancı egemenliğine açılmış, 12 Eylül askeri hareketiyle bu program bilinçli ya da bilinçsiz desteklenmiştir. Ardından kamu kesimini kötüleme, kamu teşebbüslerini yıkma, tasfiye etme politikaları devreye sokulmuştur. KİT'ler, kasten finansal zorluk içine itilmiş, yatırımları durdurulmuş, beceriksiz, belli çevrelerin güdümünde olan yöneticiler atanarak zarara sokulmuş, sonra da bunlar ''kara delik'' diye kamuya sunularak kamuoyunda özelleştirme lehine psikolojik bir ortam yaratılmıştır. Ardından özelleştirme kisvesi altında kamu teşebbüsleri tasfiye edilerek ekonominin direnme gücü kırılmıştır. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkohol

Özel kesim de blok satış, ortaklık kurma, borsada hisse senedi satışı yollarıyla, yabancı egemenliği altına girmeye başlamıştır. Ülkede dış odakların ekonomik ve siyasal önerilerini destekleyen sivil toplum örgütleri oluşmuş, güçlenmiştir. 2001 yılı ekonomik krizinden sonra bankaların itibar değerlerinin düşmesi bankaların yabancılara satışını hızlandırmıştır. 1980'li yılların başlarında yabancı bankaların bankacılık sektöründeki payı yüzde 4.0 dolayında iken günümüzde yabancıların borsadaki payı da dikkate alındığında yüzde 30.0'un üstüne çıkmıştır. Bu eğilimin süreceği de anlaşılıyor. İşlevlerinden uzaklaştırılmış olmalarına karşın halen kamu yönetiminde olan, kamu malı olan TC Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası da bir şekilde yabancılaştırılırsa, ekonomide kaynak dağılımı da yabancı denetimine geçmiş olacaktır.

Bundan sonra emperyal güçlerin, onların maşaları IMF ve Dünya Bankası'nın önerilerini ülkede destekleyici ve uygulayıcıların etkinlikleri artacaktır.

Dış bağıntılı, dış destekli siyasal partiler, yabancı denetimine girmiş bankacılık ve imalat sanayii, dışa bağımlı enerji üretimi ve dıştan gelen siyasal ve ekonomik önerilerin sesyayarlılığını yapan sivil toplum örgütleri ve medya... Böylece ekonominin tümüyle emperyal güçlerin denetimine girme süreci tamamlanmak üzeredir... Ekonomi yabancı denetimine girdikten, kamu kesimi tümüyle tasfiye edildikten, halkımız edilgin, umursamaz, aldırmaz hale getirildikten sonra, sıra TC'nin siyasal tasfiyesi sürecini hızlandırmaya gelecek, ya da Türkiye Cumhuriyeti, buna bağımsız Cumhuriyet demek eğer olanaklı ise emperyal güçlerin Ortadoğu'da bir ileri karakolu haline dönüştürülecektir. AB'nin imtiyazlı (!) gerçekte ikinci sınıf ortaklık önerisi ile ABD'nin GOP'unun Türkiye için biçilen rolü, amaç açısından örtüşmektedir. Türkiye'yi sürekli olarak ekonomik ve politik açıdan ürküterek yerli işbirlikçilerin de katkısıyla bazı ödünler vermeye zorlamak.

Halkımızın iradesini göstermesi açısından önümüzdeki seçimler önemli. Ya halkımız ürkerek bazı sloganlara, boş vaatlere kapılarak, tasfiye sürecine rıza gösterecek. Ya da ''dur'' diyecek, işbirlikçileri tasfiye edecek. Siyasal irade, gösterilecek direnç, özveri, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini de belirleyecektir.

Emperyal güçler ve bunların işbirlikçilerinin, yerli maşalarının olanakları geniş. Para, maddi çıkar sağlama, medya, din ticareti onların etkili silahları. Yargıdan zaman zaman yükselen onurlu seslere karşın, emperyal güçlerin bürokratik kadrolar üzerindeki etkisi de büyük. Bazen öyle davranışlarla, yorumlarla, tutumlarla karşılaşıyoruz ki, ''Bunlar hangi ülkenin bürokratları, kimlere hizmet ediyorlar'' soruları, kafalarda olumsuz yanıtları ile birlikte oluşuyor.

Basına yansıyan bir habere göre AKP seçim için para biriktiriyormuş. Herhalde seçim sırasında kömür, yiyecek paketi dağıtmak, kira yardımı yapmak için filan... ABD kimi destekleyecek sorusu henüz netleşmediği için, ''Aman hemen çöpe atmayın.. bir kez daha kullanın'' önerileri basında yankılanıyor. Bazı sivil toplum örgütleri, medya harekette, gelen ya da gelecek telkinlere, aşılanmalara göre yollarını çiziyorlar; kendi ifadeleriyle yol haritalarını netleştiriyorlar. Din ne yazık ki emperyal güçlerin, düzmece dindarların, dini siyasallaştıranların elinde oyuncak. Bu koşullarda halkımıza bir görev düşüyor. Çıkar vaatlerine, ayartılara (iğvaya), göz korkutmalarına, sloganlara kapılmadan, oylarıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak...