AB'nin Dışında, AB Yükümlülüğü Altına Girmek... - Erol Manisalı
Türkiye-AB ilişkilerinde ''yanlışlıklar komedisi'' derinleşerek sürüyor. - Türkiye AB'nin dışında olduğu halde ''AB yükümlülükleri altına sokuluyor''. - Bu tek yanlı yükümlülükler yalnız ticari, mali, iktisadi alanları kapsamıyor; siyasi, askeri ve kültürel boyutlarıyla da Türkiye'yi yavaş yavaş, bir bataklığın içine çekilircesine, AB güdümüne (mandasına) sokuyor. - Türkiye bir yandan ''aday statüsünde'' görünüyor; ancak diğer adaylardan farklı olarak bir ''tecrit odasına'' hapsedilmiş bulunuyor. ''Görüşmeler süreci'' adı altında masanın üzerine konulan maddeler Türkiye'yi kesinlikle üyeliğe götürmüyor. Bu basit gerçeği ''en aptal siyasilerin'', ''en aklı kıt köşe yazarlarının'' bile anlayabileceği bir dil ve içerikle 17 Aralık 2004 ve 3 Ekim 2005 anlaşmalarına yazmışlar. Buna rağmen, Türkiye'deki işlemeyen demokrasinin yönetimleri bu ''yanlışlıklar komedisini'' sürdürüyorlar. - Soğuk savaş sonrası ABD ve AB'nin taleplerini (dayatmalarını) gönüllü ve gönülsüz kabullenen kimi sermaye çevreleri, kimi İslamcı siyasiler ve tabii bölücüler, yeni dönemin taşeron yöneticileri olarak bu ''yanlışlıklar komedisini'' sürdürmek durumundalar. Onlar için ''olmak ya da olmamak'' anlamına geliyor. Bu nedenle de, ''Alın bizi kullanın'' diyecek kadar küçülüyorlar. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
'Dışardan Gümrük Birliği' olunca...
Tarihte ''kendi gümrüğüne egemen olmak'' siyasi, iktisadi, kültürel varlık ve bütünlükle eş anlamlıdır.
- ABD bağımsızlığını, Birleşik Krallık'ın gümrüklerini tanımayarak; İngilizin çayını denize dökerek; ''Benim kendi gümrüğüm var'' diyerek elde etti.
- Alman prenslikleri, devletçikleri 1870'te aralarında gümrükleri kaldırıp iktisadi (ve siyasi) bütünlükleri sağladılar ve böylece bir devlet oldular.
- Bugünkü İtalya devleti, yakın geçmişte, Milano, Cenova, Venedik, Roma ve diğer şehir devletçikleri arasında gümrükleri bütünleştirerek ''bir devlet haline geldi''.
- Avrupa Birliği, adım adım ilerlediği Avrupa Birleşik Devletleri'ne doğru giderken ortak gümrük duvarları ve politikaları oluşturdu. Bu ortak iktisadi zemin ve egemen politikalar arkasında kendi iktisadi, siyasi, kültürel ve hatta askeri çıkarlarını koruma yoluna girdi.
- Ve Osmanlı Devleti 1838'de Balta Limanı Antlaşması ile iç sınırlarda ve dış sınırlarda Avrupa'ya tek yanlı ''gümrük imtiyazları'' vererek yıkılma sürecine girdi.
Bu kısa hatırlatmalardan sonra bugüne, Türkiye-AB ilişkilerine yeniden döndüğümüzde hangi görüntü ile karşılaşıyoruz? Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüştürme ve dağılım sürecinin 6 Mart 1995, 17 Aralık 2004 ve 3 Ekim 2005 anlaşmaları ile yeniden devreye sokulduğunu görüyoruz.
1) Gümrüklerin ve buna bağlı iktisadi politikaların tek yanlı olarak, AB dışında bulunduğumuz halde onlara devredilmesi demek meclislerin, hükümetlerin, bürokrasinin ve tabii anayasanın devre dışı bırakılması demektir.
2) Sınırlarımız artık yalnız AB'ye karşı değil ABD, Çin ve diğerlerine karşı da Brüksel'in güdümüne sokulmuştur. İşte bu nedenle 2005'te 43 milyar dolar dış ticaret açığı verdik. Toplam borcumuz 350 milyar doları buldu. Yunan bankalarından diğerlerine kadar mali sistemimizi bu yüzden işgal ediyorlar. Sınırlarımız AB güdümünde; Kıbrıs bu nedenle gitti; Güneydoğu bu yüzden daha da karıştırılacak.
Türkiye-AB ve Türkiye-ABD ilişkileri normalleştirilmediği sürece bu durum değişmez. Çözüm belli. Sorun, bu çözümleri uygulayacak yönetimleri işbaşına getirmekte. Bunu beceremezsek bu bataklıktan çıkamayız.